Eğitim ortamlarında merakı nasıl teşvik edebiliriz?


Kunduz Yeni Premium Video Özelliğini Duyurdu!
Kunduz Premium Video Videolu konu anlatım içerikler, konu tekrarı yapmanın ya da bir konuyu örnek soru çözümleriyle pekiştirmenin en etkili yollarından biri olarak öğrencilerin internette aradığı içeriklerin başında geliyor. Fakat…
Daha fazlasını öğren →
Görsel betimleme: Görselde Alice’in Harikalar Diyarındaki Maceraları kitabı için Pelin Kırca’nın çizdiği Alice, kanatlı kuş ve kaplumbağa birlikte dans ediyor.
Çocukların meraklarının peşinden gidebilmeleri ve merak ettikleri soruları sorabilmeleri için yargılanmadıkları, meraklarının karşılıklarını doğru yöntemlerle bulabildikleri, bilgiyi araştırıp teyit edebildikleri, farklı kaynaklardan beslenebildikleri, araştırırken teşvik ve takdir edildikleri eğitim ortamlarını yaratmak önemli. Evde, okulda, yaşamın içinde merakı teşvik etmemizi sağlayan iyi örnekler var.
Çocukların öğrenme merakını artırmayı hedefleyen, öğrenme süreçlerini zenginleştirmek ve eğlenceli hale getirmek amacıyla araştırma temelli etkinlikler, ders programları ve yayınlar hazırlayan Araştırmacı Çocuk Merkezi, Araştırmacı Çocuk Dergisi ve Araştırmacı Öğretmen Dergisi ile yıl boyunca besleyici kaynaklar yaratıyor.
Türkçede merakla ilgili söylenmiş tek bir olumlu atasözü olmamasından alınan ilhamla Eğitim Reformu Girişimi ve Çınar Yayınları'nın işbirliği, Öğretmen Ağı Değişim Elçilerinin merakı teşvik eden çözümlerinden oluşan içerik desteğiyle hazırlanan "Meraklının El Kitabı" çıktı. Meraka ilişkin illüstrasyonlar, onlarca merak atasözü ve etkinlik içeren "Meraklının El Kitabı", çocukların ve yetişkinlerin merak duygusunu tazeliyor.
Manifestosu’nda anlamayı, anlaşılmayı, merak etmeyi ihtiyaç olarak kabul eden, “eğitimci”yi merak eden, öğrenmeye fırsat sunan, keşfetmeye eşlik eden, soru soran kişiler olarak tanımlayan Hayal Gücü Merkezi, Soru Merak Kütüphanesi ile çocukların soru ve meraklarının analizi doğrultusunda çocuklarla birlikte eğitim süreçlerini, içeriği, müfredatı yeniden tasarlıyor.
Paydaşlarımıza “Çocukların merakını uyandıracak ideal bir ortam tanımlayacak olsanız bu ortam nasıl olurdu?” diye sorduk:
“‘Ortam’ dediğimiz şey aslında evinizin ortamı gibi masamızdan kitaplara, mutfağın girişinden, kapıdaki paspasa kadar aklımızın, duygularımızın ve inandığımız doğru şeylerin bir yansıması. Dolayısıyla, her türlü ortam insan zihninin bir yansıması. Bu yüzden ortamı konuşmadan önce o ortamı oluşturan insanların zihinlerini konuşmak lazım. Ortamı kurgulayan ve yaratan eğiticinin çocuğun aklına ve gelişimine dair epistomolojik ve ontolojik pozisyonlanması önemli. ‘Ben çocuğu nasıl algılıyorum, öğrenmesini nasıl görüyorum? Merak bu öğrenme sürecinin neresinde duruyor?’ sorularını sormalı ve tartışmalıyız.” - Murat Günel, Koç Okulu Genel Müdürü - Meraklı
“Yetişkinlerin yargılarını, önyargılarını çocuklara dayatmadıkları, onların fikirlerini, sorularını törpülemedikleri, geçiştirmedikleri, susturmadıkları her ortam merakını uyandırmak için yeterli. Çocukların birey olarak kabul edildiği ve var olabildikleri, katılım haklarını kullandıkları her ortam merakın yeşermesi için önemli. Böyle bir ortamın önündeki en büyük engel ise yetişkin bakış açısı; Çocuğu birey olarak görmeyen, 'eksik vatandaş' olarak gören, yalnızca büyüdüğünde 'geleceğimiz' varsayan algı en büyük engel. Yaşadığımız gezegen ve doğa ise başlı başına çocukların merakını uyandıracak en ideal ortam.” - Umay Aktaş Salman, Araştırmacı
“Bir çocuğun merakını uyandırmak, onun kendi içgüdülerine güvenmesini ve her daim bir anlam arayışında olmasını teşvik etmek demek olduğunu düşünüyorum. Soru sorma özgürlüğü de buna dair çocuklara verilebilecek en değerli araçlardan biri. Benim için ideal bir ortam 'çok soru sorma','kediyi merak öldürür' gibi kalıplaşmış cümlelerin kurulmadığı, meraklarından tetiklenen keşif sürecinde kaybolan çocukların çok soru sormalarının olumsuz algılanmadığı ve çocukların özgürce kendilerini ifade edebilecekleri bir yer olurdu.” - Betül Çiçek, Stratejist
“Çocuklar çok naif varlıklar, unutkan gibi görünseler de aslında kendilerine yapılan hiçbir davranışı göz ardı etmiyorlar ve beslediğiniz her duyguya karşılık veriyorlar. Bir de onlar için güvenli ve huzurlu bir ortam sağlanırsa meraklarını göstermekten hiç çekinmiyorlar. Ama buradaki püf nokta onları birey olarak kabul etmek ve meraklarını gidermek adına yaptıkları girişimleri beslemek. Kendini güvenli ve huzurlu hisseden bir çocuk için hayatta bir engel yok bence. Bakım verenler aslında çok özel bir çaba sarf etmeden sadece bunu yapsalar çocukların yaratıcılığı beraberinde özgüveni ve belki de en önemlisi yaşama sevinci artar.” - Sedanur Ünlüoğlu, Edebiyat Öğretmeni - Okul İdarecisi
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


