
Yazar: Özge Mermer, Fütüristler Derneği Üyesi, Öğrenci
İklim değişikliği ve küresel ısınmanın gündemde olduğu günümüzde otomobil üreticilerinin hedefi doğaya saygılı, çevreci çözümlere yönelmek oldu. Tabii ki akla ilk gelen, egzoz emisyonunu yok etmek amacıyla petrol bazlı yakıt kullanan geleneksel araçların üretiminin azaltılması, hatta tamamen kaldırılması olacaktır.
Tarihte bilinen ilk elektrik motorlu araç1835 yılında ABD'nin Vermont eyaletinde Thomas Davenport tarafından üretildi. Araç, iki elektromıknatıs, bir pivot ve bir batarya kullanılarak yapılmış küçük bir lokomotifti. 1920'den itibaren üretimler devam etti ve belli bir yüzde ile elektrikli araç kullanımı çoğaldı, ancak beygir gücünün yetersizliği ve uzun yolda kullanımının verimli olmayışı nedeniyle elektrikli araçlar tercih edilmemeye başlandı.
1960'lı yıllardan itibaren benzinli otomobillerin seri üretimiyle birlikte Amerika ve Avrupa'da hava kirliliğine bağlı ölümler arttı ve tekrar elektrikli otomobillere yönelindi. Toyota, Honda gibi çeşitli firmalar elektrikli araç üretimini hızlandırıp, bu kategoride öncü oldular.
2006 yılında şu an dünya devi olan Tesla, elektrikli otomobil üretimiyle karşımıza çıktı. Tesla, diğer araçlardan farklı olarak, tek şarjla 200 km. gidebilecek şekilde tasarlanmıştı.
2010 yılında hem fiyatı hem de performansı ile 6 yılda 250.000 adetten fazla satan Nissan Leaf ilk kez piyasaya çıktı. Şu an dünyada en çok satan elektrikli otomobil olan Nissan Leaf, 2019 yılında yeni modelini de piyasaya çıkardı.[1]
Benzinle çalışan araçlarda, yakıt ve hava sıkışıp bir patlama yaratır, bujiler sayesinde de bu hava/yakıt karışımı çıkan kıvılcımlarla ateşlenir. En basit anlatımla, bu patlamadan ortaya çıkan enerji motora güç verir ve aracı hareket ettirir. Elektrikli araçlarda ise, adı üstünde, motor elektrikle ve elektromıknatıslar kullanılarak çalışır. Diğer fark ise akümülatörlerindedir. Motoru elektrikle hareket ettirmek için elektrikli araçlarda batarya bulunur. Bu bataryalar genellikle lityum iyon akü teknolojisine dayanır; bir anlamda cep telefonunun piline benzer. Son olarak elektrikli otomobillerde araç içi elektrik dönüştürücülerin yani inverter cihazların kullanımı, benzinli otomobillere göre diğer önemli farkı yaratır. Aracın çalıştırılması için batarya tarafından sağlanan doğrudan akımın dönüştürülmesi gerektiğinde, inverter cihaz tam da bu işlevi görür; elektrik üretmez ama akım türünü değiştirir.

Çevre Duyarlılığı
Peki, bu araçlar gerçekten çevreye karşı duyarlı mı? Bu konuda çok tartışma var. Belki bir fosil yakıt kaynaklı olmamakla birlikte, motorları çalıştıran lityum iyon akülerin üretimi için gerekli minerallerin çıkarılması gezegenimizde devasa ekolojik sonuçlar doğuruyor. Bu sorunu iyileştirme çalışmaları devam ederken, yine de elektrikli otomobilleri şu anki en çevreci araç olarak nitelendirebiliriz.
Bu araçlar çevre dostu olmasının yanı sıra, sürücüye sağladığı pek çok avantajı da içeriyor. Bunlardan en çok konuşulanı, otonom teknolojisidir. Otonom teknolojisi, sürücüye gerek kalmadan kendi kendine sürüş teknolojisine verilen isimdir. Şu an tamamen olmasa da belli ölçüde gerçekleştiriliyor. Örnek olarak park teknolojisi ve sensör paketleri gösterilebilir. Bu teknoloji, araçların çevresel koşulları bilgisayar teknolojisiyle algılayıp ona göre hareket etmesi sağlanarak hayata geçiriyor.
Otonom teknolojisi, sadece koordinatlara değil, diğer araçlara da bağlı olduğu için, elektrikli araçlara diğer araçlarla bağlantı kurup ona göre yol alacak bir teknoloji de geliştirilmektedir. Bu sayede beklenmedik problemler de azaltılmış olacak.
Bu problemleri azaltmak adına, nesne tanıma teknolojisi kullanılarak yoldaki yayaları ve trafik levhalarını algılayarak daha güvenli bir yolculuk sunacak araçların da geliştirilmesi hedefleniyor.[2]
Gelecek Projeksiyonu
Birçok ülke, elektrikli otomobilleri benimsemeyi ve kullanmayı teşvik etmek amacıyla cazip fırsatlar sunmaya başladı. Örnek olarak Norveç, elektrikli otomobil kullananlara köprülerden geçerken veya park ederken ücret alınmamasını sağladı. Fransa ise, elektrikli ve hibrit otomobillere olan talebi canlandırmak için son dönemde birden fazla girişim başlattı. Örneğin, ülkede elektrikli ve hibrit otomobiller için 6 bin Euro'ya kadar satın alma desteği ve eski dizel aracın takası için de 4 bin Euro'ya kadar destek programı sunuldu. Ayrıca Paris'te 2030 yılından itibaren şehirde fosil yakıtlarla çalışan arabaların trafiğe çıkmasına izin verilmeyecek.[3]
Gelecekte, elektrikli araçlara, yol güvenliği ve çevresel algılama sistemleri, biyo-sensörler ve sağlık takibi, daha hafif ve dayanıklı malzemeler, yol iletişim ve etkileşim sistemleri, esnek şarj yöntemleri ve depolama çözümleri, yakınsama teknolojileri ve entegrasyon gibi özellikler eklenebilir. Bu gelişmeler, elektrikli araçları daha cazip kılacak ve standart araçların çevreye verdiği zararları azaltacak, böylece hükümetlerin elektrikli araç kullanımını zorunlu kılacak yasalar çıkarmasına yol açacaktır.
Hem teknolojik gelişme hem de dünyamızın geleceği adına bir devrim olan bu araçlara yakından bakmak önemlidir.
Kaynaklar:
- [1] https://ev.hedeffilo.com/elektrikli-arac-tarihcesi
- [2] https://ev.hedeffilo.com/ev-nedir/avantajlar-dezavantajlar
- [3] https://www.oggusto.com/gentlemen/otomobil/en-cok-elektrikli-araba-kullanan-ulkeler
Sevgili Okuyucularımız,
Fütürist Bülten hakkındaki görüş ve önerilerinizi [email protected]'a e-posta göndererek bizlere iletebilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Fütürist Bülten
Fütüristler Derneği tarafından haftalık olarak yayınlanan makalelerden oluşan bültendir.
İLGİLİ OKUMALAR



