Enkazın gölgesinde: 8 Mart 2023

6 Şubat depremlerinden sonra kadın dayanışması: #8MarttaFeministİsyan
Enkazın gölgesinde: 8 Mart 2023

Arya Zencefil

Siyasi iradenin ve hükümetin, muhalefetin bile böylesine bir felaket zamanında bir araya gelemediği bir gölgenin altındayız. Ülkemizde yaşanan deprem yıkımının çok katmanlı sorunların hepsini tekrar tekrar hatırlattığı bir gündemdeyiz. Halı altına süpürülmüş talep ve ihtiyaçlarımızdan noksan tüm kötülüklerle aynı anda sınava tabii tutuluyoruz.

Örneğin şu kara günlerde hâlâ bazı siyasi iradeler, Kadir Has Üniversitesi’ndeki Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi’nin adını değiştirmekle ilgileniyor. Örneğin başka siyasi iradeler, muhalefetin adayını beğenip beğenmemek üzerine ağır eleştirilerle kendi cenahına saldırıyor.

Hiçbirisi deprem bölgesindeki hijyen sorunu, su sorunu, çadır sorununu düşünmüyor sanırım. Ya da siyaset “normal”e dönecekse hemen, İstanbul Sözleşmesi’ni muhalefet bile ittifak gündemine almıyor.

İllüstrasyon: Gizem Öğüt


Siyaset, “normal”e doğru: Muhalefetin anlaşamadığı noktalar

Velakin tabii ki muhalefetin anlaşamadığı noktalar kadın haklarının dokunulmazlığı değil, LGBTİ+’ların anayasal haklarının çiğneniyor olması değil, vatandaşın yaşadığı hak ihlaleri değil. Öncelikle masada birbirlerine üstün çıkmaya çalışıyorlar. Bu yarış, hâlihazırda kadın ve LGBTİ+ haklarını kuşatma altına almış iktidarın işine geliyor. Erkek şiddeti ve eril tahakküm, bırakın depremden biraz edep edinsin de geri çekilsin, aksine böyle felaketleri kirli elleriyle kadınları daha da baskılamaya fırsat eder.

Bu sene aklımda erkek şiddetiyle ölüp adı Anıt Sayaç’a bile eklenmeyen kadınlar var: Ecem Seçkin gibi. Bu sene aklımda, depremden kaçıp kocasının ağır bir şekilde yaraladığı Alev Altun var. Bu sene aklımda nice şiddet görüp de asla sesini duyamadığımız kadın ve kız çocukları var. Korkunç bir felaketin ardından ailesinden kopan ve yetkisi var mı yok mu veya yeterliliği var mı yok mu bilinmeden, umursanmadan kişilere “emanet” edilmiş çocuklar var.

Her yere “toplumsal cinsiyet” yerine “aile”yi eklemeye çalışıp insanların ailelerine, özellikle de LGBTİ+’ların ailelerine huzuru haram etmiş, ön yargıları ve nefretleriyle kalplerini kör etmiş bir zihniyet var bu sene aklımda.

Fotoğraf: Eliza Karapınar


8 Mart, dayanışma günüdür

8 Mart tamamen kenara atılmış, halı altına süpürülmek ve bir sonraki siyasi rant kavgasına kadar unutulmak istenen kadınların direniş günüdür. Oy hesapları için sürekli hakları hedef alınan, oy vermeleri için ağızlarına bal çalınıp gerçek dert ve sorunlarıyla ilgilenilmeyen kadınların birliktelik ve dayanışma günüdür. Her sene olduğu gibi, güçlü bir sesle “Biz burdayız!” denmesi gereken bir gündür.

Siyasi ve bürokratik enkazların gölgesindeyiz. Yalnız kız kardeşlerimizin, ailelerimizin ve dostlarımızın evleri yıkılmadı. Aynı zamanda ataerkinin gizli elini gizleyen duvarlar da yıkıldı. Deprem bölgesinde her şeyini yitiren kadınlar ve LGBTİ+’lar bir de hala, her geçen gün haklarımıza göz diken bir siyasi vesayetin hedefi olmuşlardır.

Enkazlar arasında bizi bekleyen sandık için oy hesabı yapan, İstanbul Sözleşmesini hedef alan ve İstanbul Sözleşmesi’nin adını dahi ağzına almaya korkan herkese, hâlâ burada olduğumuzu hatırlatma günüdür 8 Mart.

Depreme dayanıklı olması gerekirken malzemesi çalınmış, kolonları kesilmiş ve bilim insanlarının uyarılarını kale almadan inşa edilmiş beton mezarlarımızda yaşamaya zorlandığımız, daha iyisini talep edemediğimiz bu ekonomik düzende kadın emeğinin hor görüldüğü, kadın sağlığının umursanmadığı, kadının utandırıldığı bir 2023 kabul edilemez. 

Türkiye Cumhuriyeti, kadın haklarında yeri geldiğinde dünyada çok önemli ilk adımlar atmıştır ve geçmişten bir miras benimsemek isteyen siyasiler varsa bu mirası yüceltmeleri gerekmektedir.

Fotoğraf: İmge Yüksel


#8M2023

8 Mart’lar, bizlerindir, İran’dan Birleşik Devletlere kadar da bizim olmalıdır. Yine ataerkil düzen için öldürülen Mahsa Amini de tüm dünyaya “Kadın, hayat, özgürlük!” sloganını duyurmuştur. Bu slogan her sene nasıl ki Taksim ve Sakarya meydanlarında duyuluyorsa ortak acımızı paylaşan kız kardeşlerimizce tüm dünyada duyulmuştur. Aslında kadın hakları mücadelesinin ne kadar ortak olduğunun, nasıl da tüm kültürel ve ırkçı duvarları yıktığının göstergesidir.

Bedensel haklarımız, ekonomik haklarımız ve özgürlüklerimizi hedef alan ve oy hesabı için kullanan tüm ataerkil zihinlere ortak bir cevabımız vardır: Kadınlar, eninde sonunda özgür olacaklar.

Görüyoruz ki yalnız ülkemizde değil, tüm dünyada, meşruluk ve güç kaybı yaşayan sağ iktidarlar kadınları ve LGBTİ+’ları hedef alıyor. Çevresel felaketler kapımızda; siyasi krizler yaşanıyor ve sermayedar iktidar ortakları yalnızca daha da zengin oluyor. 

Sözlerimi, feminist mücadelenin ne kadar kesişimsel olduğunu hatırlatarak bitirmek istiyorum. Feminist mücadele, son evre kapitalizmin ataerkiyle ortaklaşmasından dolayı başımıza yıkılan sosyal enkazın karşısında durmalıdır. Kadının özgürlüğü, yalnız siyasi değil, ekonomik tahakkümün kırılmasını da gerektirir. Cinsiyetçi düşünce zulmün ve eşitsizliğin en temel sütunlarından biridir, feminist mücadele de bu sütunu yıkacaktır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

FanonFanon

BÜLTEN SAYISI

✊ 21. Feminist Gece Yürüyüşü'ne doğru

Arya Zencefil'le enkazların gölgesinde bir 8 Mart'a doğru—öfkeliyiz, yastayız. Patriyarkal kapitalist yıkıma karşı feminist isyandayız.

08 Mar 2023

İllüstrasyon: Buse Ustaoğlu

YAZARLAR

Fanon

Fanzin kültürünü dijitale taşıyan Fanon, popüler kültürle ilişkili konuları her hafta çarşamba günü 18.00’de ele alıyor.

İLGİLİ OKUMALAR