Erman Ertuğrul'la Arkeofili: 'Arkeoloji uzaylılar olmadan da ilginç'

Göbeklitepe’deki insanlar dev taşları oyup bir anıt gibi yerleştirirken ne amaçlıyorlardı? Dikilitaşlar onlar için ne ifade ediyordu? Bir Homo sapiens ile bir Neandertal ilk defa karşılaştığında ne hissetti? Birbirlerini düşman olarak görüp kaşlarını mı çattılar, yoksa yüzlerine şaşkın bir gülüş mü yerleşti?
Arkeofili adlı platformun kurucusu arkeolog Erman Ertuğrul, Mundi Kitap'tan çıkan Arkeofili: Arkeoloji Meraklısının Elkitabı ile uzak geçmişle ilgili en çok merak edilen soruları karmaşık terimler kullanmadan cevaplıyor. Tüm "geçmiş meraklısı" zihinler için biz de ona çalışmasıyla ilgili sorularımızı yönelttik.
Son çalışmanız Arkeoloji Meraklısının Elkitabı, arkeoloji alanında hangi boşluğu dolduruyor?
Uzun yıllardır arkeoloji bilimi toplumla buluşma noktasında sıkıntılar çekiyor. Bunun birçok nedeni var. Nedenlerden biri, bilgiyi üretenler, yani arkeologlar ile toplum arasında doğru konumlanmış bir “aracı” olmaması.
Bir başka neden ise, Bakanlığın kısıtlaması sonucu kazı başkanlarının medyaya diledikleri gibi konuşamaması. Yüzeysel bir röportaj için, hatta arkeoloji hakkında genel bir söyleşi için bile izin almak gerekiyor. Bu izinler büyük çoğunlukla ana akım ajanslara veriliyor. Bu şekilde topluma bilgi aktarımı çok kısıtlı ve genellikle de yanıltıcı oluyor. Arkeolojiye uzak muhabirler, kazı başkanlarına sadece “sansasyonel” buluntular soruyor ve sonrasında bunları çok yanlış şekillerde medyaya aktarıyor.
Arkeoloji Meraklısının Elkitabı ile 10 yıldır dijitalde Arkeofili ile yapmaya çalıştığımız şeyi, bu sefer bir kitap olarak hayata geçirdim. Arkeolojiye dair en çok merak edilen soruların cevaplarını kaleme aldım. Bu kitap ile arkeolojiye ilgi duyan geniş kitleler için kolay anlaşılır ve erişilebilir bir kaynak sunmayı amaçladım.
Arkeoloji, komplo teorilerinin en çok hedefi olan alanlardan biri. Sadece sosyal medyada değil, aynı zamanda Netflix gibi yayın platformlarında da komplo teorisyenleri arkeoloji hakkında bilgi kirliliği yayabiliyorlar. Bu kitapta bilimin çerçevesinden çıkmadan, en güncel makaleler ışığında aklınıza takılan birçok sorunun cevabını bulabilirsiniz.

Erman Ertuğrul
Kitap için nasıl bir çalışma süreci geçirdiniz ve arkeolojiyle ilgili sizin de daha bilmediğiniz hangi bulgulara ulaştınız?
Aslında kitap fikri, uzun zamandır aklımdaydı. Arkeofili 10 sene önce dijital bir platform olarak kuruldu ve amacı arkeolojik bilgiyi demokratikleştirerek herkese sunmaktı. En başından beri bize e-posta ve mesajlarla sorulan her soruyu cevaplamaya çalışıyoruz.
Ancak bir noktadan sonra merak edilenlerin ne kadar benzer olduğunu fark etmeye başladım. Mesela Mısır piramitleri nasıl inşa edildi, Pompeii’deki insanlar helak mı oldu, ilk insan ne zaman ortaya çıktı, Büyük İskender’in mezarı nerede?
En sonunda bu sorular için kaynakçalı, farklı bakış açılarını barındıran, daha ayrıntılı cevaplar hazırlama fikri cazip geldi. Daha önce hiç basılı bir yayınımız yoktu ve ilk basılı eserimizin de “Herkes için arkeoloji” mottomuzu tamamlayıcı bir unsur olduğunu düşünüyorum.
Kitabın ortaya çıkış sürecinde, konu ne olursa olsun elimden geldiğince örnekleri Anadolu’daki antik kentlerden, tarihöncesi yerleşmelerden vermeye çalıştım. Bunun haricinde konu hakkında antik yazarların alıntılarına da bol bol yer verdim. Spesifik bir soruya yönelik antik yazarları incelemek benim için de aydınlatıcı oldu diyebilirim. Daha önce çok da dikkat etmediğim hikayeler yakalayabildim.
Örneğin 2.500 yıl önce yaşayan Herodotos, Mısır halkından piramitlerin nasıl yapıldığına dair bir hikaye dinlemiş ve bunu bize aktarmış. Piramitler, Herodotos’un yaşadığı zamandan da çok öncesinde yapılmıştı, dolayısıyla o dönemde de efsanelere konu oluyordu. Hikayeye göre, Kheops para sıkıntısı yüzünden kızını bir geneleve kapatıp, kendisine para getirmesini istemiş. Babasının buyruğuna istemeyerek boyun eğen kız, kendisi de bir anıt bırakmak istemiş ve yanına giren herkesten kendisine bir taş armağan etmesini istemiş. Sonra da bu taşlarla piramit inşa etmiş.
Yani günümüzde piramitlerin yapımına dair hikayeler nasıl uyduruluyorsa 2.500 yıl önce de insanlar hikayeler uydurmuş.
Kitap, tartışmaya açtığı pek çok soruyla doğru bilinen yanlışlara ve önkabullere nasıl yaklaşıyor?
Kitabın içindeki birkaç başlıkta, arkeolojik gerçekler ve komplo teorileri ya da uydurma bilgi arasındaki farkları irdeledim. Çoğu zaman, popüler kültür ve yanlış anlaşılmalar, geçmişe dair bilgilerimizi bulanıklaştırabiliyor. Bu bulanıklığı gidermek ve daha sağlam bir bilgi temeli oluşturmak için çaba gösterdim.
Ayrıca, kitabın birçok bölümü, arkeolojik buluntuların nasıl yorumlandığına dair farklı bakış açılarını da sunuyor. Bu, bize arkeolojinin dinamik ve sürekli gelişen bir bilim dalı olduğunu hatırlatıyor. Arkeoloji, sabit ve değişmez bir bilgi yığını değil, aksine, her yeni kazı ve keşif, mevcut bilgileri gözden geçirmemizi ve bazen de onlara tamamen yeni bir perspektifle bakmamızı gerektiriyor.
Arkeoloji sadece geçmişi anlama çabası değil, aynı zamanda günümüz değerleri ve bakış açılarıyla da yüzleşme sürecini içeriyor. Arkeoloji Meraklısının Elkitabı, sadece bilgi sunmuyor, aynı zamanda arkeoloji bağlamında hangi buluntuların nasıl değerlendirilmesi gerektiğini ve dolayısıyla eleştirel düşünmeyi geliştirmeyi de teşvik ediyor.
Kitabın bir başlığı Göbeklitepe’nin önemine ilişkin... Sizce Göbeklitepe’yi bu kadar önemli kılan nedir? Benzer araştırmalar yeni sonuçlar verebilir mi?
Göbeklitepe, bugün komplo teorilerinde en çok kullanılan alanlardan. Bugün hâlâ birçok sosyal medya kanalında Göbeklitepe hakkında uzaylılardan, yıldızlarla bağlantısından, geçmişte çok gelişmiş bir medeniyetin kanıtı olmasından, tarihin sıfır noktası olmasından bahsediliyor. Bunların hiçbirinin gerçekle ilgisi olmadığı gibi, Göbeklitepe’nin böyle şeylere de ihtiyacı yok.

Göbeklitepe
Göbeklitepe zaten olduğu hâliyle çok ilgi çekici ve çok önemli bir yer. Bu şekilde abartılı ve gerçeklikten uzak teoriler Göbeklitepe’ye hiçbir şey katmadığı gibi orayı daha yüzeysel bir noktaya da çekiyor. Tüm bunlar dışında, Göbeklitepe artık uzun yıllardır kazılıyor ve ilk başta arkeologların öne sürdüğü teorilerden birkaçı değişmiş durumda.
Mesela Göbeklitepe, avcı toplayıcılar için bir toplanma noktası değildi, konutları da içinde barındıran bir yerleşimdi. Göbeklitepe çevresinde Karahantepe, Sefertepe, Sayburç gibi çağdaş yerleşimlerden de birçok yeni bilgi öğrendik ve ilerde de öğreneceğiz. Dolayısıyla kazılar devam ettikçe bilgilerimizi sürekli olarak güncellememiz gerekiyor.
Kitaptan da ilhamla Türkiye’de arkeolog olmak sizce ne gibi zorlukları beraberinde getiriyor ve ne gibi çözüm önerileriniz var?
Türkiye'de arkeolog olmak finansman sıkıntıları, teknik ekipman eksikliği ve bürokratik engeller gibi zorluklarla karşı karşıya kalmak demek. Kazıların büyük bir bölümü yeterince maddi destek alamıyor ve kazı alanlarını daraltmak zorunda kalıyor. Bu aynı zamanda çıkarılan eserlerin korunmasına yönelik çalışmaları da olumsuz etkiliyor.
Bu sorunların çözümü için devlet desteğinin artırılması, üniversitelerin ve araştırma kurumlarının daha fazla kaynak ayırması ve uluslararası işbirliklerinin güçlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca arkeologların çalışmalarının daha fazla tanıtılması ve toplumun bu konuda bilinçlendirilmesi de önemli. Bunların haricinde istihdam sorunu, bakanlığın kazılara ve arkeologlara çok fazla müdahale etmesi ve kısıtlaması, arkeolojik kazıların turizm amaçlı ilerletilmek istenmesi gibi birçok sorun daha var.
Bir de işin definecilik boyutu var. Okullarda kültürel miras eğitimi olmaması, arkeoloji biliminin topluma yeterince ulaşamaması, caydırıcı cezaların olmayışı gibi nedenler, definecilik faaliyetinin hız kesmeden devam etmesine neden oluyor. Ülkemizde kültürel miras tahribatı maalesef çok yaygın ve bunun önüne geçmenin en etkili yolu, toplumun arkeoloji ile daha iç içe olması. İnsanlara arkeolojik eserlerin bize ne anlattığını, onlardan ne öğrendiğimizi, maddi değerlerinin aslında olmadığını anlatabilirsek, defineciliğin de büyük ölçüde önüne geçebiliriz diye düşünüyorum.
Kurucusu olduğunuz Arkeofili oluşumu nasıl tepkiler alıyor? Bilmeyenler için zaman içinde bu oluşumun nasıl evrildiğini anlatır mısınız?
Arkeofili 2014 yılında, arkeolojiyi herkese anlatmak ve Türkiye’de arkeoloji bilimi ile kültür varlıkları adına farkındalık yaratarak, arkeoloji ile “herkes” arasında bir köprü olmak için kuruldu. Kurarken beklentilerimiz arkeolojinin akademi dışında da duyulması ve insanlara ulaşabilmesiydi. Ancak hayallerimizi aşarak milyonlarca kişiye erişir duruma geldik. Aslında bu kadar ilgiyi biz de beklemiyorduk, çünkü uzaylılar, gizemler sunmadan gerçek arkeolojik bilgileri verdiğimizde çok ilgi çekeceğini tahmin edememiştik. Yanıldığımız için çok sevindik tabii. Buradan da şu dersi çıkardık, arkeoloji zaten olduğu hâliyle yeterince ilgi çekici ve güzel. Dolayısıyla uydurma bilgilere hiç ihtiyacı yok.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Arkeofili: Arkeoloji Meraklısının Elkitabı'nın yazarı Erman Ertuğrul ile söyleşi. FABİSAD'ın Mavi Anka Onur Ödülü'nün sahibi. Yunus Nadi ile bir zeplinin kesişimi.
10 Ağu 2024

YAZARLAR

Aposto Kitap
Kitap incelemeleri, edebiyat haberleri, editörden okuma önerileri.
İLGİLİ OKUMALAR


