Ferrari ve Red Bull'un Savaşı

Ferrari ve Red Bull sıralamalarda ve yarışta farklı karakterlere büründü.
Ferrari ve Red Bull'un Savaşı

Ferrari’nin yarışı kazanacak temposu var mıydı?

Yoktu. Sezonun önceki yarışlarında Ferrari son hız anlamında Red Bull’un gerisindeydi. Monza’da sıralamalardaysa Ferrari takımı düzlük hızlarında Red Bull ile aynı seviyedeydi. Ferrari’nin yüksek son hıza sahip olması ve pole derecesini alması Tifosiler’e umut vermişti. Çünkü Monza’da en önemli parametre son hızdır. Ancak arka planda her iki Ferrari pilotu da yarış tempolarının yeterli olmadığını biliyorlardı. Antrenmanlardan sonra Sainz, “Şu anda hızlıyız ama tempomuz yarış kazanmak için yeterli değil.” dedi. Leclerc de benzer ifadelerle durumu özetledi. Sonuç olarak Ferrari pilotları yüksek son hızlarına ve sıralamaya rağmen umutlu değildi.

Bunun gerekçesi netti: Red Bull daha büyük arka kanatlara sahipti. Buna rağmen Ferrari ile benzer düzlük hızlarına ulaşmışlardı. Yani Red Bull düzlük hızı kaybetmeden daha yüksek yere basma kuvvetine sahipti. Bu araç kurulumu, onlara ikinci sektörde avantaj olarak dönecekti. Monza’da ikinci sektör, nispeten daha fazla yere basma kuvveti isteyen, bu nedenle lastikleri en çok aşındıran sektördür. Çünkü bu sektörde yer alan orta hızlı ve hızlı virajlarda araçlar lastiklerinin üzerinde daha fazla kayar. Yüksek yere basma kuvveti lastiklerin daha iyi ısınmasını sağlar. Böylece lastikler daha çabuk yumuşar ve daha iyi yol tutar. Ayrıca araçlar lastiklerin üzerinde kaymadığı için lastik aşınması da daha az olur.

Red Bull’un yarış temposundaki avantajı lastik aşınmasıydı. Red Bull, düzlük hızından çok fazla feragat etmeden daha yüksek yere basma kuvveti kurulumuyla lastiklerini korudu.

Ferrari yarışı kazanabilir miydi?

Red Bull’un avantajına rağmen Ferrari yarışı kazanabilirdi. Eğer yarışa yedinci sıradan başlayan Verstappen yarışın başlarında bu kadar çabuk sıra kazanamasaydı, yarışın seyri değişebilirdi. Öndeki arabaların arkasında kaybedeceği zaman Ferrari’ye yarışı kurtarması için gerekli farkı yaratmasını sağlayabilirdi. Ancak hem Red Bull çok iyi araba hem de Verstappen çok yetenekli pilot. Verstappen iyi startın ardından temiz geçişlerle Leclerc’in ardından ikinci sıraya yerleştiğinde henüz 5. turdu. Böylece yarışın kaderi de çizilmiş oldu.

Ferrari’ye yarışı kazanabileceği ikinci şans ise yarışın sonunda kırmızı bayrakların sallanmasıyla gelebilirdi. Eğer Ricciardo’nun aracı arızalandığında güvenlik aracı yerine kırmızı bayrak sallansaydı Ferrari’nin kazanmak için bir şansı olabilirdi. Çünkü Ferrari tek turda daha iyi arabaydı. Start ile birlikte Leclerc liderliği alabilir, sonrasındaki 3 turda Verstappen’ı arkasında tutabilirdi.

Bu iki senaryo dışında Ferrari’nin kazanma şansı yoktu.

Russell’ın yarıştan önce yapılan röportajda, “Verstappen muhtemelen en geç 19. turda liderliği alır, biz de geride kalan pozisyonlar için savaşırız.” sözü de aslında beklentinin ne yönde olduğunu gösterir nitelikteydi.

Ferrari’nin stratejisi doğru muydu?

Bazı kararlar yarış bittikten sonra çok yanlış gibi görünebilir. Kararları yarıştan sonra değerlendirmek o nedenle bazı senaryolarda yanlış olabilir. Ferrari’nin pit stratejisi de bunlardan biriydi. Pek çok izleyiciye yanlış gibi görünen strateji yarışın içinde değerlendirildiğinde strateji çok yanlış değildi.

Strateji yanlış değildi çünkü: Ferrari lastiklerini Red Bull’dan hızlı aşındırıyordu. Sanal güvenlik aracı, Red Bull’un lastik kullanımından çekinen Ferrari takımına çift pit stratejisine dönebilme adına fırsat sundu. Ferrari takımı sanal güvenlik aracında pit yaparak standart pit stoplara göre 6,5 – 7 saniye kazanmayı umdu. Az bir süre değil.

Fakat yarış sırasında bir şanssızlık yaşandı. Leclerc pite girdiği anda yarış direktörü sanal güvenlik aracı periyodunu bitirdi. Yarış, Leclerc henüz pitteyken normal temposuna döndü. Böylece Ferrari beklediği zaman avantajını yakalayamadı.

Buna Red Bull’un ve Verstappen’ın ilk stint boyunca lastiklerine çok iyi davranması eklenince Ferrari’nin taktiği olduğundan kötü göründü.

Mercedes’in stratejisi doğru muydu?

Açıkçası motor gücünün ön planda olduğu pistlerde Mercedes için Ferrari erişilmez bir durumda. Red Bull ise erişilmezden de öte. Bu nedenle Mercedes’in tek umudu rakiplerinin lastiklerinin aşınmasını ummaktı. Bu nedenle Russell'ın ilk pitinde sert lastiğe geçerek yarışın sonlarında rakiplerinin lastiklerinin aşınmasını beklemekten başka çaresi yoktu. Ama Ferrari’nin çift pit stratejisi ve sonlarda gelen güvenlik aracı Mercedes’in stratejik beklentilerini görmemizi engelledi. Kişisel görüşüm, güvenlik aracı çıkmasa bile Mercedes’in stratejisinin tutmayacağı yönünde. Çünkü yarışın başlarında, araçlar ağır yakıt yüküne sahipken bile lastik aşınması sınırlıydı. Ama yine de arka sıralardaysanız, yarışı kazanmak için rakiplerden farklı stratejiler denemek normal karşılanmalı.

Öte yandan Hamilton’ın stratejisi de doğruydu. Orta hamur yarış içinde güvenlik aracı gibi durumlarda stratejik esneklik sağlar. Bu nedenle özellikle arka sıralardan başlayan pilotlarda orta hamur tercih edilen bir stratejidir. Tabii hava çok soğuk değilse. Bu doğrultuda Mercedes de Hamilton’ı orta hamurla piste gönderdi. Hamilton’ın bir sıra önünden başlayan Sainz süratle üst sıralara tırmanırken Hamilton uzun süre lastiklerini ısıtmak üzere ikili mücadelelerden kaçındı. Lastikleri beklediği yol tutuşa ulaşınca da süratle üst sıralara tırmanmaya başladı. Tek pitini 33. turda yaptı. Pitte taktığı yeni yumuşak hamurla yarışı Sainz’ın bir sıra arkasında bitirdi.

Yarışın güvenlik aracının arkasında bitmesi doğru muydu?

Kısmen. Ricciardo’nun aracı pist üzerinde kaldığında hakemler duruma geç müdahale etti. Geç müdahale eleştirilmelidir. Fakat geç gelmesine rağmen güvenlik aracı piste çıkarıldı ve süreç doğru olarak ilerledi.

Burada benim kişisel görüşüm kırmızı bayrak sallanması yönündeydi. Kurallar gereği kırmızı bayrak, pist bloke edildiğinde (mesela yarış dışı kalan araç pisti bloke edecek pozisyonda kaldıysa) sallanır. Kurallarda yazmasa da geçmişte pistin bloke olmadığı durumlarda da kırmızı bayrakların sallandığını gördük. Örneğin uzun süren bariyer tamiratlarında. Bir kaza sonrası bariyer tamiratları sırasında tamiri gerçekleştiren görevliler pist üzerinde olduklarında ve/veya piste yakın olduklarında kırmızı bayrak sallanır. Burada böyle bir durum söz konusuydu bence. Ricciardo’nun aracını kaldırmak isteyen vinç pistin üzerindeydi. Aracı vince bağlamak isteyen görevliler de o noktadaydı. Bu durum ciddi bir tehlike arz ediyordu. O nedenle de olması gereken uygulama kırmızı bayrak olmalıydı. Yarış sırasında akıllara hemen Jules Bianchi’nin kazası ve vefatı geldi. Pistteki vincin, güvenlik aracı altında hızlar düşükken dahi ciddi anlamda risk oluşturduğunu yarış kontrolün de biliyor olması lazım. Hemen kırmızı bayrak sallanmalı, pist temizlendikten sonra son 4 turun durarak start ile başlatılması gerekirdi. Böylece araçlar ve pilotlar için tam anlamıyla güvenlik sağlanmış olurdu. Ayrıca daha heyecanlı bir yarış finali seyrederdik.

Yine de yarış kontrol kuralları tam uyguladı diyebiliriz. Onları kuralları doğru uyguladıkları için eleştiremeyiz. Hakemler kuralların emrettiği diğer güvenli yolu seçti. Diğer güvenli yol; pist tam temizlenmeden ve tur yemiş araçların yedikleri turu geri almadan yarışın başlatılmamasıydı. Bu süreç de kurallar dahilinde işletildiği için hakem heyetini kutlamak lazım. Böylece tarihte pek çok defa olduğu ve kuralların emrettiği şekilde yarışın güvenlik aracının arkasında bitebileceğini tüm izleyiciler görmüş oldu.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

13 Eylül 2022 - Monza GP'si Değerlendirmesi

Monza GP'si bolca geçişin yaşandığı keyifli bir yarıştı. Bu yazımda yarışın görünen ve gözden kaçabilecek konularını yazdım.

13 Eyl 2022

13 Eylül 2022 - Monza GP'si Değerlendirmesi

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR