Fransa'da terör saldırıları

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Spektrum’un 1 Ekim tarihli sayısında yer alan “Je suis Charlie, yeniden” isimli yazıda Fransa’da 2015’te Charlie Hebdo’yu hedef alan terör saldırısını takip eden süreçte tecrübe edilenin benzeri bir terör sarmalının ülkeyi etkisi altına alabileceğinden bahsetmiştik. Ne yazık ki geçtiğimiz ay boyunca ülke gündemi terör saldırılarıyla çalkalandı. Geçtiğimiz iki hafta içinde gerçekleşen üç ayrı saldırıda toplam üç kişi hayatını kaybetti, bir kişi yaralandı.

- 16 Ekim Paris: Paris’in kuzeybatı banliyölerinden Conflans-Sainte-Honorine’de ortaokul tarih ve coğrafya öğretmenliği yapan Samuel Paty saat 5 sularında öğretmenlik yaptığı okuldan ayrılmasının ardından Çeçenistan asıllı Abdullah Abuyedoviç Anzorov tarafından katledildi.
- Cinayetin perde arkası: Aynı ayın ilk haftasında Paty, düşünce ve ifade özgürlüğü konularının işlendiği bir derste Charlie Hebdo’yu terörün hedefi hâline getiren karikatürleri örnek olarak göstereceğini belirtip sınıfta bulunan Müslüman öğrencileri rahatsız olabilecekleri konusunda uyarmış ve sınıftan çıkabileceklerini söylemişti. Uyarının devamında sınıfta kalmayı tercih eden öğrencilerden birinin konuyu ailesini taşımasının ardından, söz konusu öğrencinin babası Brahim Chnina Facebook hesabından sınıfta Hz. Muhammed ile ilgili pornografik görüntüler gösterdiği iddiasını okulun adresi ve Paty’nin ismiyle birlikle paylaştı. Chnina’nın iddialarıyla tetiklenen sosyal medya linçi ve Müslüman toplumundan gelen kamuoyu tepkisi bahsi geçen dersten bir buçuk hafta sonra Paty’nin öldürülmesiyle sonuçlandı.
- 29 Ekim Nice: 29 Ekim sabahı Fransa güne gözlerini bir başka terör saldırısı haberiyle açtı. Ülkenin güneydoğusunda bulunan Nice şehrinde gerçekleşen saldırı üç kişinin ölümüne neden oldu. Şehir merkezinde yer alan Notre Dame Katedrali'ni hedef alan saldırıda Tunus asıllı fail Brahim Aoussaoui’nin yakalandığı aynı gün içerisinde kolluk güçleri tarafından bildirildi.
- 31 Ekim Liyon: Müslüman nüfusun yoğun olarak yaşadığı Liyon şehrinde öğleden sonra 16.00 sularında, şehir Merkezinde bulunan Rum Ortodoks kilisesine yönelik bıçaklı saldırı gerçekleşti. Saldırı sonucunda Yunanistan uyruklu rahip Nikolaos Kakavelakis’in yaralandığı ancak hayati tehlikesi olmadığı bilgisi paylaşıldı.
- Bir adım geriden: Paty’nin öldürülmesinin ardından İçişleri Bakanı Gérald Darmanin, toplumsal nefreti yayma gerekçesiyle BarakaCity, C.C.I.F (İslamafobiyle Mücadele Kolektifi) gibi birçok dini kuruluş ve derneğin toplumu öfkeye yönlendirmek ve İslami radikalleşmeyi körüklemek sebepleriyle kapatılacağını açıkladı. Teröre karşı alınan önlemlerin yanı sıra hükümet Paty’nin ölümüne sebep olan durumun ifade özgürlüğü ve okullar da dâhil olmak üzere bütün devlet kuruluşlarını kapsayan laiklik prensibinin bir ürünü olduğu vurgusunu yaptı. Başkan Macron, saldırının ardından düzenlenen anma töreninde Paty’i “Fransız Cumhuriyeti’nin vücut bulmuş hali” olarak tanımlayıp tartışmalı karikatürü ve maktulü ölüme sürükleyen eylemi Fransa devleti adına sahiplendiğini gösterdi.
- Yazarın yorumu: Başta Macron olmak üzere Fransa hükümetinin saldırılar üzerindeki anlatısı İslami radikalleşmenin teröre ve ayrılıkçılığa neden olduğu üzerine kurgulanmış durumda. Ancak Fransa hükümetinin radikal İslamcılık anlayışı, Fransa Müslümanlarının seküler yaşama uyum sağlayamamasının ayrılıkçı teröre neden olduğu yönünde sorunlu bir varsayıma dayanmakta. Bu anlayışa göre Müslüman azınlığın genelde izole banliyö veya binalarda yaşaması, dini okullar, helal satış yerleri ve camiler aracılığıyla Fransa toplumunun geri kalanından ayrışması söz konusu. Bu fikrin problemli tarafı Müslümanları Fransızlardan ayrı bir kategoriymiş gibi, laik cumhuriyet anlayışının gerisinde kalan vatandaşlar olarak göstermesi. Ne var ki, hükümet tarafından çizilen yol haritası ülkede Müslümanların radikalleşmesinin önüne geçmekten ziyade toplum tarafından ötekileştirmelerine mahal tanır cinsten. Cumhurbaşkanı Macron’un bu kritik sınavda sağduyulu ve birleştirici bir figür olarak öne çıkmak yerine toplumsal öfkeyi daha da kuvvetlendirdiğini görüyoruz. Gün geçtikçe güçlenen, aşırı sağ karşısında direnmeyi başaramayan Fransa siyaseti, Avrupa siyasetini vesayeti altına almış popülist diskurun ne denli ayrıştırıcı olabileceğinin vesikası niteliğinde.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu sayımızdaki hikâyelerde Fransa'daki terör saldırılarına ve ülkedeki politik atmosfere, İzmir Depremi ve İşsizlik Sigortası Kanunu ile ilgili TBMM gündemine, son olarak da Türkiye'de çocuk istismarı konusundaki istatistik ve politikalara odaklanıyoruz.
05 Kas 2020

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR


