Franz Ferdinand ne zaman ölecek?

Endişeli bir bekleme hâlindeyiz. Eşiğine geldik, seziyoruz. Haberlere bakarken ödümüz kopuyor. Dünyanın bir yerinde bir silah patlayacak, bir Franz Ferdinand daha ölecek, bir savaş daha dünyayı saracak.
Franz Ferdinand ne zaman ölecek?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Geçen hafta İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin helikopterinin düştüğü haberini alınca nefesimi tuttum: O muydu Franz Ferdinand? Aslında İran, İsrail'e 13 Nisan'da birçok füze ve insansız hava aracıyla saldırdığında da benzer bir endişe yaşamıştım. Bu endişeyi konuştuğum birçok kişide görüyorum, kötü bir dönemde, korkunç bir dönemin eşiğinde olduğumuzu hissediyoruz. Üçüncü bir dünya savaşı için bütün maddi koşullar hazır da, sanki dünya ülkeleri, yeniden birbirleriyle açık bir savaşta olmak için bir kıvılcımı bekliyor.

Sırp Milliyetçisi Gavrilo Princip'in, 28 Haziran 1914 tarihinde Avusturya-Macaristan Arşidükü Franz Ferdinand'ı öldürmesiyle başlar Birinci Dünya Savaşı, en azından, öyle anlatılır bize okul sıralarında. Oysa sanayi devrimiyle birlikte üretimin artması, sermayenin daha fazla üretmek için işgücü ve ham madde arayışı, ürettiklerini satabilmesi için yeni pazarlara yayılma arzusu, sanayileşen ülkelerin bu yeni pazarlar ve ham maddeler için birbirleriyle girdikleri rekabet gibi çok sayıda ekonomik ve uzun soluklu mekanizmalar sonucunda olgunlaştı savaşı mümkün kılan koşullar.

Yani diyeceğim o ki, bir gün birbirleriyle savaşmaya isteksiz olan onlarca ülke, bir gün sonrasında savaşta bulmayacaktır kendilerini. Materyal koşulların savaş için hazır olması, insanların ve milletlerin büyük öldürme işlerine girebilecek kadar kutuplaşmış ve çıkarlarını birbirlerinkine ters görüyor olması lazım. Korkarım bugün dünyanın fotoğrafı çekilse, savaşa hazır bir poz görürdük.

Vaziyet-i umumi

Bir yanda İkinci Dünya Savaşı'nın sonundan beri artan gelir adaletsizliği, her anlamda ikiye bölünmüş ve birbirleriyle geçinemeyen toplumlar, uluslararası düzlemde çift kutuplu dünyaya dönüş ve Çin'in önlenmemiş —teşvik edilmiş—yükselişi, bu iki kutup etrafında halihazırda çatışılan savaşlar...

Rusya ile Ukrayna savaşında zor durumda olan Ukrayna'ya sadece para ve silah yardımı yapmakla kalmayıp, cepheye asker yollayabileceklerini söylemişti Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron. Rusya lideri Putin, NATO askerlerinin Rusya ile çatışması gibi bir durumun Üçüncü Dünya Savaşı'na sebep olabileceği yönünde yanıt verdi. Bir taraftan da nükleer silah fırlatmak için tatbikatlar düzenlemeye başladı.

İran'ın İsrail'e füzeler ve İHA'lar ile saldırması on yıllardır aracılar üstünden savaşan iki ülkeyi sıcak savaşın eşiğine getirmişti. Dünya liderlerinin panik içinde ihtiyat çağrıları karşılık buldu, bir takım misillemeler yapıldı ancak olay korkulan aşamaya (henüz) ulaşmadı.

İsrail ve Filistin konusunda bugün yaşananlar, zaten Ukrayna cephesine dahil olan ABD'yi Ortadoğu'da bir çatışmaya taraf yapıyor ve ABD'nin buradaki kıyımlara verdiği destek onu hem askerî, hem maddi, hem ahlaki olarak zayıflatıyor.

Avrupa Birliği'nin üyesi olan Macaristan gibi ülkelerin Rusya ile yakınlaşması ve AB'nin bir kısmının Filistin'i tanımaya hazırlanırken bir kısmının İsrail'e koşulsuz arka çıkması AB projesinin sağlamlığını sorgulatıyor. Ki bölünmüş bir Avrupa, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı'nın başlıca sebeplerinden.

Askerî anlamda NATO'ya, yani ABD'ye bağımlı kalamayacaklarını söyleyen Macron, AB'nin silahlanması gerektiğini savunuyor. Dünya, yeniden bir militarizasyon yaşıyor.

Uluslararası ve ulusal sınırlar yeniden artan bir hararetle tartışılıyor: vize rejimleri sıkışırken gelişmiş ülkeler bir taraftan göçmenlere karşı duvarlar örüyor ama bir taraftan da onların emeğini sömürmeye muhtaç sistemlerle refahını sağlıyor. Dahası, son 10 yılda çıkan göçmen krizleri ülkelerin iç politikasını da ciddi anlamda etkiledi ancak önümüzdeki yıllarda bunun onlarca kat büyük bir göç dalgası bizi bekliyor. İklim krizi şimdiden birçok ülkeyi tarihinde görülmemiş doğal afetlerle vuruyor, dünyanın en kalabalık bazı bölgelerinin yaşanılamaz hâle geleceği konusunda bizi uyarıyor uzmanlar. Bu insanların evlerini nereye taşımasını bekliyoruz bilmiyorum ama son 10 yıla bakarsak, açık kollar ve anlayışlı komşular bulmayacaklar.

Dünyadaki ülkelerin 3'te 2'sinin doğurganlık hızı nüfus yenileme oranı olan 2,1'in altında, yani yaşlanıyoruz. Yaşam sürelerinin de uzamasıyla, şimdiden zorlanan emeklilik sistemleri iyice çıkmaza girecek, daha küçük bir çalışan nüfusun daha geniş bir emekli nüfusunu daha uzun bir süre desteklemesi gerekecek.

Öte yandan yapay zeka gibi teknolojik gelişmeler büyük vaatlerde bulunurken toplumsal düzeni tahmin—ya da baş—edilemeyecek şekillerde değiştirme potansiyeline sahip: Bunların başında kitlesel işsizlik var. Teknolojik gelişimin kendisi, büyük güçlerin rekabet konusu: Çin'in elektrikli arabalar ve yeşil dönüşüm konusundaki atılımları Batı'da endişeyle karşılanıyor. ABD, Çin ihracatlarına benzeri görülmemiş vergiler koyarken, AB de Çin ile rekabet edebilmenin yollarını arıyor. Bu kutuplar arasında, Tayvan, Hong Kong, Güney Çin Denizi gibi jeopolitik gerilim hatları da var.

Çin'in Afrika'da ve gelişmekte olan ülkelerdeki yatırımları ve ABD'nin Afrika'daki etkisinin azalması bize gerçek bir çift kutuplu dünyaya döndüğümüzü söylüyor. Çin'in TikTok üzerinden propoganda yaptığı anlatısı bu aralar Batı'da oldukça popüler, bu şekilde sosyal medya platformuna—yani Çin etkisine—sınırlandırmalar getiriliyor. Aslında bu, dijital bir demir perde çekiliyor demek.

Franz Ferdinand'ı yaşatmak

Savaşları neyin çıkaracağını tahmin etmek zor ancak nelerin sebep olacağını görebiliyoruz. Dünyada güç kaybeden ve akli dengesi yerinde olmadığı neredeyse kesin olan başkanlar tarafından yönetilen bir ABD'nin, agresif bir şekilde büyüyen ve kendi ülkesinde totalitaryen bir rejim yaratan Çin ile açıktan çatışması kaçınılmaz mı? Olumlu düşünmeye kalksak bile Soğuk Savaş'ı hatırladığımızda, açıktan savaşmamış ABD ile SSCB birçok ülkede aracılar üstünden savaşmış, iki süper güç de sayısız katliamlara sebep olmuştu. ABD ile Çin de karşılıklı kazanarak işbirliği yapmanın sürdürülebilir bir yolunu bulmadıkça, Birinci yahut İkinci Dünya Savaşı, belki de Soğuk Savaş'ın (pek de soğuk olmayan) tekrarı önlenemez duruyor.

Sadece süper güçlerin rekabeti değil, iki dünya savaşına da sebebiyet veren toplumsal ve ekonomik krizler de şüphesiz olgunlaştırıyor savaşın şartlarını. Gelir adaletsizliğinin artması toplumsal bağları zayıflatıyor. Sosyal medya ve siyaset kurumları tarafından hızlandırılan kutuplaşma, birbirini sevmeyen toplumlar ve halklar yaratıyor. Emeklilikten göçe, durmadan çeşitli krizler yaratan sistemleri sorgulamak yerine bir şekilde birbirimizi suçlarken buluyoruz kendimizi.

Görünen o ki, umarım yanılıyorumdur, Franz Ferdinand ölecek. Sonrasında politik aktörler bir yanlış hesaplamada bulunacak, bir misillemenin dozu kaçacak, iç politikadaki baskılardan dolayı bir iktidar meseleyi tırmandıracak, sermaye bir kâr fırsatı görecek, toplumsal geçinmezlikler öfkeye yer verecek, 80 yıl öncesinden çok daha kuvvetli silahlarla donanmış ülkeler birbirlerine savaş ilan edecek... Sanıyorum bunu engellemek için çalışacaksak, barış içinde yaşamak isteyen bir toplum olmaya, halkların savaşmasını istemeyen liderler seçmeye gayret etmeliyiz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

🪖 Refah'ta kıyım, Çin gerilimi

İsrail, Refah'a saldırılarını yoğunlaştırdı, şehrin merkezini ele geçirdi. Uluslararası Mahkeme'ye Amerikan yaptırımı. İngiltere, Meksika ve Güney Afrika'da seçim heyecanı. Avrupa, Filistin'i tanıyor.

28 May 2024

🪖 Refah'ta kıyım, Çin gerilimi

YAZARLAR

Alp Akiş

Politika Editörü

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Görünmeyene ulaşmak için görünmez olanlar: Gazetecilikte kimlik gizleme yöntemi

BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Merve Us Acıoğlu

·

04 Ağu 2026

Görünmeyene ulaşmak için görünmez olanlar: Gazetecilikte kimlik gizleme yöntemi
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

Emircan Yaman

·

04 Ağu 2026

Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

JD Vance üzerinden İran-ABD savaşını okumak

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Faik Bulut

·

01 Ağu 2026

JD Vance üzerinden İran-ABD savaşını okumak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni Parti'nin yol haritası: Kurucuları kurultay, örgütlenme ve seçim hazırlıklarını anlattı

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Melisa Gülbaş

·

30 Tem 2026

Yeni Parti'nin yol haritası: Kurucuları kurultay, örgütlenme ve seçim hazırlıklarını anlattı
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni Parti, CHP ve olasılıklar: Ankara kulislerinde ne konuşuluyor?

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.

Yeni Parti, CHP ve olasılıklar: Ankara kulislerinde ne konuşuluyor?