
90’larda magazin dünyasının en önemli malzemesini futbolcu-manken ilişkileri oluşturuyordu. En çok izlenen magazin programının isminin "Tele" ve "Vole" kelimelerinden oluşması tesadüf olamaz. Futbolda havadan gelen topa, sıçrayarak ayağın üstüyle vurmak anlamına gelen "vole", "yakışıklı", "zengin" ve "meşhur" futbolcuyu anlatırken 80'li yıllarda bulvar gazetelerinde ortaya çıkan "telekız" ifadesine de bir gönderme barındırıyordu.
Pop starlar, dizi oyuncuları, estetik operasyonlar, aile sorunları, patlayan silikonlar, tuvalet penceresi, medyumlar, cinci hocalar, siyasilerin "yasak" ilişkileri, çeşitli tarikatlar ve tokat... Magazin malzemesi, yıllar içinde değişti. 1920'lerde ve 30'larda da magazinin malzemesi boksörler ve balerinlerdi.
Bu detay Fikret Adil’in satırlarına da yansıyor. Garden’e gelen hemen hemen herkes, az önce sahnede yeteneklerini gösteren dansçıları beklerdi. Rus dansçılar genelde sahne altındaki localarına çekilirler, hocalarından gecenin değerlendirmesini alırlardı. Ardından da dansçılar, üst localarda bekleyen anne veya teyzeleriyle evin yolunu tutardı. Yine de aralarında barda kalanlar, geceye devam edenler oldu. Bunlardan biri de Polyakova'ydı.
Beyaz Rus göçmen Polyakova, boksör Petro Mazlumidis ile takılıyordu. 1927 yılının nisan ayında Mazlumidis ile Beyaz Rus boksör Kirpit'in maçı vardı. Müsabaka Fransız Tiyatrosu'nun sahnesinde oynanacaktı. Biletler tükenmişti.

Maçtan önce Mazlumidis’in yüzündeki gayri tabii parlaklık dikkat çeker. Fikret Adil’in iddiasına göre, Mazlumidis yediği yumrukların yüzünden kayıp gitmesini sağlamak için vazelin sürmüştür. Gazeteci yazar Adil, bir çırpıda ringe çıkar, kaptığı bir havlu ile Mazlumidis’in yüzündeki kayganlaştırıcıyı temizler.
Polyakova, Fikret Adil’e ne olduğunu sorar. Durumu işitince yüzü buruşur Polyakova’nın. Sonuçta ringdeki iki erkekten biri, kader ortağı ve memleketlisi Beyaz Rus Kirpit’tir; diğeri ise sevgilisi Mazlumidis, müsabakayı kazanmak için hile yapmaktadır.

Mütareke ve işgal yıllarının önemli boksörlerinden Petro Mazlumidis ringde.
Maç başlamış, gözler ringe çevrilmişti. Mazlumidis’in yumruk darbelerinden ve hilelerin etkilenmeyen Kirpit, “İstediğin kadar vur, bakalım ne yapabileceksin” dercesine kollarını, yumruklarını havaya kaldırmış rakibine meydan okuyordu. “Halk bu aptalca kahramanlığını çılgınca alkışlıyordu.” Son gong çaldı ve maç bitti. Kirpit sapasağlam duruyordu ancak Mazlumidis maçı sayı ile kazanmıştı.
Hakem tarafından bir yumruğu havaya kaldırılan ve galibiyeti ilan edilen Mazlumidis’in gözleri, sevgilisi Polyakova’yı arıyordu. "Mazlumidis maçı kazanmıştı ama Polyakova'yı kaybetmişti.”

Gardenbar'ın önden görünüşü
Polyakova Nereye Gitti?
"Allahın belası bir hatuna çattık. Beni bitirdi; bir haftadır da (eve) kapattı."
Fikret Adil bu sözleri işitene kadar Polyakova’nın kiminle nereye gittiğini hiç kimse bilmiyordu. Bir gün Fikret Adil üst locada yazısını yazarken arkadaşlarından Cemi gelir. Sonrasını Cemi’den şöyle dinleriz:
"Ben böyle şey görmedim. Mezarlık gibi bir odaya girdik. Her taraf simsiyah. Perdeler, kanepeler, divanlar siyahlarla örtülü. Yatak çarşafları bile. İçeri girince, Polyakova soyundu, siyah pijamalar giyindi, bana da giydirdi. Sonra küçük bir pudra kutusu çıkardı, içinden beyaz bir toz aldı, koklamaya başladı. Anladım. K..... Hayatımda koklamamıştım. Bana da verdi. Dayan Cemi dedim. Çektim. Sorma birader bir hafiflik, bir hafiflik... Bu minval üzerine bir, iki, üç... Dört gün devam ettik. Akşamları beni bırakıyor, kapıyı üzerimden kilitliyor, gelip burada (Gardenbar) numarasını yapıyor, hemen dönüyordu."
Cemi sonrasında akşamları Polyakova ile Gardenbar’a gelmeye başlar, locada onu bekler, evlerine geri dönerler. Bu gecelerin birinde boksör Mazlumidis, mekânda kendini gösterir. Polyakova’nın kürkünden tutmuş, hararetli bir şekilde konuşan Mazlumidis, Cemi’nin gözüne ilişir. Yerinden ok gibi fırlayan Cemi, usturuplu bir tokatla Mazlumidis’i yere serer. Cemi ve Polyakova, iki aşık evin yolunu tutarlar.

Boksör Esat Kemal, Gardenbar'daki gösterilerinden birinde.
Mazlumidis’in bitmeyen 'sevgi' sorunları
Dönemin boks müsabakaları çoğu zaman tiyatro sahnelerinde gerçekleştiği için boksörlerimiz, spor dünyasından çok sanat camiasına yakındı. Boks da bir sahne sanatıydı. İki güçlü erkeğin birbirlerine savurduğu yumrukların seyircide yarattığı duygu birçok tiyatro oyunundan daha gerçekti.
Fransalı oyun yazarı ve yönetmen Antonin Artaud, Vahşet Tiyatrosu'na dair manifestolarını (1932 ve 1933) henüz yayımlamamıştı, “in your face” akımının çıkmasına daha vardı. Tiyatro sahnesinde ise boksörler, yumruklar, kan, dökülen dişler, patlayan kulaklar ve şişik gözler...
Mazlumidis de ringden sahneye transfer olmaya çalışan boksörlerden biriydi. Polyakova hüsranından sonra bir diğer hüsranını da dönemin en güzel dans eden sanatçılarından biri olan Lili karşısında yaşayacaktı.

Marki ve Lili çifti, fevkalade güzel dans ediyorlardı. Dönemin en iyi ikilisiydi. Dans dışında onları bağlayan bir şey yoktu. Gösterileri bittikten sonra Garden'in bar kısmına geçer, tanımadıkları insanlarla dans ederlerdi. Fikret Adil, Lili'nin ortama göre ne kadar farklı bir insan olduğunu anlatırken şunları söyler:
O zamanlar henüz bugünkü gibi güneşte yatmak moda olmadığı halde tunç gibi bir renge ve karga gibi siyah saçlara sahipti. Uzun boylu idi... Lili güzel değildi. Fakat hoştu. Sonra tanıdıklara karşı, kadınlara ve artistlere mahsus işveler yapmazdı, candan hareket ederdi. Bu yüzden pek çok samimi ahbap edinmişti.
Mazlumidis ne yapıp ne edip dünya tatlısı Lili’yi de tavlamıştı.
İyi bir boksör olmanın İstanbul’da geçinmek için pek de mümkün olmayacağını gören Lili, Mazlumidis’e yardım etmiş. Mazlumidis ise bu yardımı Lili’ye sormadan düzenli hâle getirmek için birkaç kez temine kalkmış. Yetmemiş, "Beraber sahneye çıkalım, ikimize özel numaralar yapalım" demişti. Buradan da red yiyince “Paris’e gitmek zorunda olduğunu, bunun için paraya ihtiyacı olduğunu” söylemişti. Özetle “Ya Marki’den ayrılırsın beraber sahneye çıkarız ya da bana yol parası verirsin senden ayrılırım” demektedir.
Lili’nin dans partneri Marki, “Müsade edersen ben bu işi hallederim” diyerek sahne ortağından izin alır. Marki, dans pistine çıkan Mazlumdis ve Lili’nin yanına gelerek hamlesini yapar. Marki, Mazlumidis’e “Mösyö bu dansı size bırakmayı vaat etmiştim ama görüyorum ki siz, birçok şeyleri olduğu gibi dans etmesini de bilmiyorsunuz. Onun için oturunuz ve seyrediniz” der.
Ardından Marki ile Mazlumidis arasında yaşananlar, hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir boks müsabakasının randevusuna dönüşür. Mazlumidis onu ringe davet etmiştir, Marki ise “tabii geleceğim” demiştir.
Mazlumidis o günden beri ringde yapayalnız beklemekte, Marki ise farklı insanlarla başka dans pistlerindedir…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
gardenbar, fikret adil, 1911-1939
22 Kas 2022

YAZARLAR

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?
1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.
İLGİLİ OKUMALAR


