
Koçluk çalışmalarımda danışanlarla yaptığımız "değer" önceliklendirmelerinde ilk sırayı yer alanlardan biri de özgürlük. Özgür olma, özgürce karar verebilme, hayatı özgürce sürdürebilme... Gözlemlediğim kadarıyla, bunların genelde birinci sıradaki değer olmasından kaçınılıyor. Bence buna etki eden şeylerden biri aile, huzur, sağlık gibi kavramların karşısında, özgürlük kavramının daha başına buyruk ve lüksmüş gibi, hatta tüm bu kavramların önüne geçirildiğinde kişinin bencilliğinin altını çiziyormuş gibi algılanması.
Peki ama özgür olmak ne demek? Kendime bu soruyu sorduğumda kafamda beliren cevaplardan bazıları, kendi kararlarımı verebilmek; irademi istediğim şekilde yönlendirebilmek (burada özgür irade var mı sorusu da kafada beliriyor fakat oraya girersek hiç içinden çıkamayız); kafaca veya bedence herhangi bir esaret altında olmamak. Ama içten içe biliyorum ki, bunların hepsi esasen zihnimin öğrenmiş olduğu cevaplar ve hiçbiri özgürlüğü tanımlamak için yeterli değil.
Krişnamurti, İç Özgürlük isimli kitabında, "Özgürlük Sorunu" hakkında şöyle diyor:
"Özgürlük, canı ne isterse onu yapıp, dilediği yere gitmek, dilediğini düşünmek midir? Bunları zaten yapıyorsunuz. Bağımsızlık özgür olmak için yeterli midir? Dünyada pek çok bağımsız insan var ama gerçekten özgür olanlar çok az...
Özgür olmak için aklını kullanmasını bilmek gerekli. Akıllı olmak, yalnızca özgür olmayı istemekle olmaz. Ancak siz çevrenizi çok iyi anlamaya, size toplumdan, dinden, ananızdan, babanızdan, gelenekten ve görenekten gelen etkileri fark edip tanımaya başladığınız zaman akıllı olmayı başarabilirsiniz."
Ah işte tam da buralarda bahsettiğim öğrenilmişlikler. Özgür olan benim için, ya da sizin için, etrafımızdakiler tarafından çizilmiş sınırların dışında kalabilmek olabilir mi? Yani ne noktada kendimizi gerçekten "özgür" hissediyoruz? Tanımlarla değil ama hislerle bizim için özgürlüğün ne olduğunu anlamaya çalışmak sanki daha yerinde bir çaba olabilir mi? Yani bilişsel bir yerden değil de, duygusal bir yerden esas özgürlüğümüze kavuşabilir miyiz?
Krişnamurti'nin kitabında, benim içimde en yankı uyandıran kısımlardan biri şurası olmuştu:
"Pek çoğumuz güvenli bir yaşam sağlamaya çalışmıyor muyuz? Herkesin ne yaman, ne harika bir insan olduğumuzdan, ne kadar yakışıklı, ne kadar sevimli olduğumuzdan, nasıl parlak olağandışı bir zekamız olduğundan söz etmelerini istemiyor muyuz? Bu böyle olmasa, üniversiteler bitirip unvanlar kazanmaya, dereceler almaya çaba harcayacak mıydık? Bunların hepsi bize güven duygusu veriyor, önemli biriymişiz gibi hissediyoruz kendimizi. Ünlü bir kimse olmak istiyoruz. Bir şey olmak istediğimiz andan başlayarak özgürlüğümüzü yitiriyoruz."
Güvenli bir yaşam... Yazımın girişinde bahsettiğim değerler konusuna geri dönmek istiyorum burada. Danışanlar ile konuştuğumuzda, genellikle güven konusu bir değer olarak ilk sıralarda yer almasa da zamanla fark ediyoruz ki, bizim için önemli olan değerlerin hemen hemen hepsinin altından bir "güvenlik ihtiyacı" çıkıyor. Sağlık, aile, huzur, para, ün...Her ne olursa bizim için önem taşıdığını düşündüğümüz şeylerin altında hep bir güven arayışı... Çünkü insanız evet, ama niyet edelim tüm bu ihtiyacı çıplak gözle görmeye.
Hani o meşhur comfort zone, yani bildiğimiz, alışık olduğumuz güvenli alanlarımız var ya...Özgürlüğümüz o güvenli alan içinde oldukça mı özgürlük? Yoksa aslında özgür olduğumuzu sandığımız alanlar mı o güvenli alanlar?
Krişnamurti diyor ki: "Bir şey olma çabasına düştüğümüz andan itibaren, özgür bir kimse değiliz!"
Düşünüyorum, sonra düşünmeyi bırakıp hislerle kalmaya çalışıyorum. Evet, o kadar çok şey olmaya çalışarak özgür olduğumu sanmışım, sanıyorum ve muhtemelen sanacağım. O yüzden niyet ediyorum, güvenli alanlarımdan gülümsemeyle çıkabilmeye ve diliyorum ki hayat bana bir şey olma çabasını bırakabilme gücü versin.
Siz söyleyin, tüm bu şartlar altında, gerçekten özgür müyüz?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

İçimdeki Dünya
İçimizdeki dünyaya yakınlaşabilir miyiz? Onu merakla keşfedebilir miyiz? Pratikler, ilhamlar, motivasyonlar ve şifa dünyasından haberler iki haftada bir posta kutunda!
İLGİLİ OKUMALAR



