Günümüz iş dünyasında etik ve insanın varoluş mücadelesi

ABD'nin en büyük bankalarından Wells Fargo'nun çalışanları üzerinde kurduğu etik dışı baskılar sonucu patlak veren sahte hesap skandalına Herta Müller'in "Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım" adlı eseri üzerinden bir bakış.
Günümüz iş dünyasında etik ve insanın varoluş mücadelesi

Yazı: Ayşegül Güngör

Herta Müller ilginç ve özel bir yazar. Ağustos 1953’de Romanya’nın Almanca konuşulan Banat bölgesinde Alman bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Çocukluk ve gençlik dönemi Romanya’da Nikolay Çavuşesku döneminde geçti. Timişoara Üniversitesi’nde Almanca ve Rumen dili edebiyatı eğitimi aldı. Mezuniyetinin ardından çevirmen olarak çalışmaya başladı ama Romanya gizli servisinin ajanlık teklifini kabul etmediği için işinden ayrılmak zorunda kaldı. Sonrasında da gizli servis tarafından sürekli izlendi. Baskı altında olması hem kişisel ve  hem de edebi hayatını derinden etkiledi.

Müller’in bütün eserleri yaşamının izlerini taşır. Eserlerinde yabancılaşma, psikolojik şiddet, göçmen olmanın ve yabancı bir dünyada ayakta kalmanın zorluklarını anlatır. 2009 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan Herta Müller’in içinde en çok otobiyografik özellikler taşıyan eseri Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım adlı romanıdır. Bu roman totaliter bir rejim altında yaşayan bireyin psikolojik ve toplumsal baskılarla nasıl mücadele ettiğini anlatır.

  • Romanın temalarını iş dünyasıyla kıyaslayarak anlamlandırmak, her iki alanın dinamikleri arasındaki paralellikleri ve farklılıkları ortaya koyarak günümüz iş dünyasına dair bir içgörü sağlayabilir.

Romandaki isimsiz kahramanın, rejimin psikolojik ve fiziksel baskılarına maruz kalmanın, sürekli gözetim ve tehdit altında olmanın tedirginliği nedeniyle insanlar arasında dürüst ve açık bir iletişim kuramadığı için kendine ve çevresine yabancılaştığı derinden hissediliyor.

Romanda okuyucu olarak gördüğümüz temaların günümüz iş dünyasındaki karşılıklarını somut bir örnek üzerinden incelemek romanın atmosferini daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. Wells Fargo’nun hikayesi bu temaların günümüzde iş dünyasında nasıl yaşandığını anlamamız açısından güzel bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.

Wells Fargo’nun hikayesi

Wells Fargo, 1852’de Henry Wells ve William G. Fargo tarafından ABD’nin Batı kıyılarında banka ve taşımacılık hizmetleri sunmak amacıyla kuruldu. Şirket, başlangıçta altın taşımacılığı ve finansal hizmetler alanında faaliyet gösterdi. Yıllar içinde, özellikle "Wild West" döneminde posta arabalarıyla verdiği hizmetler ve hızla genişleyen bankacılık faaliyetleri sayesinde büyük bir itibara kavuştu. 20. yüzyılda Wells Fargo ABD’nin en büyük bankalarından biri hâline geldi ve güvenilirlik, sadakat ve istikrar sembolü olarak kabul edildi. Wells Fargo, 1980’ler ve 1990’larda ABD genelinde agresif büyüme stratejileri izledi ve çeşitli birleşme ve satın almalarla bankacılık sektöründe önemli bir güç hâline geldi.

2008’deki finansal kriz sonrasında bile ABD'nin en büyük ve en güvenilir bankalarından biri olarak ününü sürdürdü. Şirket, modernleşme adımları atarak dijital bankacılık hizmetlerini geliştirdi ve perakende bankacılıkta liderlik iddiasını korumaya çalıştı. Ancak bu hızlı büyüme ve rekabet, bazı etik dışı uygulamaların başlamasına da zemin hazırladı.

Wells Fargo’nun itibarı, 2016 yılında ortaya çıkan sahte hesap skandalıyla sarsıldı. Çalışanların üzerlerindeki baskı ve korku nedeniyle müşterilerinin izni ve bilgisi olmadan 2011 ve 2016 yılları arasında yaklaşık 3,5 milyon sahte hesap açtığı, müşterine izinsiz kredi kullandırarak onlardan gizli ücretler aldığı ve müşterilerin kredi puanlarının olumsuz etkilenmesine neden oldukları ortaya çıktı.

Müller’in romanında, gözetim altında yaşamanın verdiği korkunun bireyin özgürlüğünü ve kimliğini yitirmesine neden olduğunu görüyoruz. Romanı bitirdiğimizde hissettiklerimizin yoğunluğunu kısa bir süre sonra unutuyoruz. Oysa iş dünyasında çok yakın bir zamanda gerçek hayatta yaşananlar romanda yaşananlardan çok farklı değil.

Romana hissettiğimiz baskı, Wells Fargo’da çalışanların üzerindeki hedef baskısıyla paralellik gösteriyor. Her iki durumda da bireyler, kendilerini kontrol altında hissettikleri için özgür düşünme ve hareket etme yetilerini kaybediyorlar.

Amy Edmondson, psikolojik güvenlik kitabında, psikolojik güvenliğin olduğu bir ortamda, insanlar birbiriyle açık iletişim kurabildikleri zaman sorunları ve fikirleri rahatça paylaşabildiklerini belirtir. Bu ortam çalışanlar arasında güven oluşturur, işbirliğini ve yaratıcılığı teşvik eder.

Müller’in romanındaki karakterler, rejimin baskısı altında birbirlerine güvenmekten korkarken, Wells Fargo çalışanları da yönetim baskısı, işsiz kalma korkusu ve cezalandırılma endişeleriyle seslerini çıkaramaz hale gelmiştir. Her iki durumda da bu güvensizlik ve sessizlik atmosferi, insanları hayatta kalabilmek için etik dışı yollara sürükleyerek hataya zorlamıştır.

Peki bu duruma nasıl gelindi?

Aşırı hedef baskısı: Wells Fargo, çalışanlarına çok yüksek satış hedefleri koydu ve bu hedeflerin karşılanamaması durumunda işten çıkarma gibi sert cezalar uygulandı. Çalışanlar, işlerini kaybetme korkusuyla sahte hesaplar açmaya zorlandı.

Psikolojik güvenlik eksikliği: Çalışanlar, etik dışı uygulamaları yönetime bildirmekten çekindi. İş yerinde psikolojik güvenliğin eksik olması, çalışanların problemleri dile getirmesini engelledi.

Yönetim ve liderlik sorunları: Üst yönetim, hedef baskısını sürdürmekte ısrar etti ve çalışanların geri bildirimlerine kayıtsız kaldı. Skandal patlak verdikten sonra bile, şirketin yönetim yapısında yeterli değişiklik yapılmadı.

Skandalın ardından, Wells Fargo’ya milyarlarca dolarlık cezalar kesildi ve şirketin itibarına büyük bir darbe indi. CEO John Stumpf istifa etmek zorunda kaldı, birçok yönetici ve çalışan işten çıkarıldı. ABD hükümeti ve çeşitli düzenleyici kurumlar, Wells Fargo üzerinde yoğun denetimler başlattı. Şirket, müşteri güvenini yeniden kazanmak ve iş yapış şekillerini yeniden yapılandırmak için çeşitli reformlar gerçekleştirdi.

Wells Fargo, skandalın ardından birçok üst düzey yönetici değişikliği yaptı. 2019 yılında, CEO Charles Scharf göreve getirildi ve şirkette önemli reformlar başlattı. Scharf, şirketin yönetim yapısını ve kültürünü dönüştürmek için çeşitli stratejiler uyguladı ve daha şeffaf bir yönetim tarzını benimsedi. Yönetim kadrosunda yapılan bu değişiklikler, şirketin daha etik bir kültür oluşturma çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Günümüzde  Wells Fargo, skandalın ardından mali performansında bazı toparlanmalar gösterse de, hâlâ büyük rakipleri JPMorgan Chase ve Bank of America gibi bankaların gerisinde. Özellikle büyüme kısıtlamaları nedeniyle pazar payını artırma ve rekabet gücünü yükseltme konusunda zorlanıyor. Şirket, maliyet düşürme önlemleri ve operasyonel verimliliği artırma stratejileri üzerinde çalışıyor. Bütün bu çabalara rağmen yaşanan skandaldan sonra Wells Fargo hala toparlanmış değil.

  • Wells Fargo bu durumu yaşayan tek şirket değil. Kurumsal dünyada hızlı büyüme ve aşırı kâr odaklılık yüzünden birçok şirket çalışanları sessizlik çemberi içine giriyor, yaşamını sürdürmek için çevresiyle iletişimi limitliyor ve istemeden de olsa etik dışı yollara sapabiliyor.

Herta Müller’in Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım romanında, totaliter rejimin baskısı altında kendi kimliğini ve varoluşunu yitiren birey ile modern iş dünyasında, psikolojik güvenlikten yoksun çalışanların arasında bir bağ kurmak mümkün.

Romandaki karakterin içsel mücadelesi, totaliter bir rejimde kimliğini koruma çabasını anlatırken Wells Fargo ise çalışanların etik dışı baskılar altında, kendi seslerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kaldıkları bir kurumsal distopya olarak karşımıza çıkar.

  • Bütün bunlara rağmen Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım ile kendi hayatını yönetmek isteyen bir bireyin kendisiyle yüzleşmeye başlamasıyla anlam arayışına ve ayakta kalma mücadelesine de tanık oluyoruz.

Günümüzde uzun vadeli büyüme ve karşılığı korumak için birçok şirket hissedar değerinden paydaş değerine geçmek zorunda. Bu geçiş daha şeffaf, daha güvenilir ve daha insan odaklı bir yolculuğa doğru dönüşme fırsatını barındırıyor.

Hem bireysel hem de kurumsal düzeyde, sesini bulma mücadelesi hiç bitmiyor; belki de gerçek değişim, tam da bu mücadeleyle yüzleşildiği anda başlıyor. Belki de iş hayatında anlam arayışı çalışanların seslerini buldukları yerdedir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Pareto İçgörüPareto İçgörü

BÜLTEN SAYISI

🏭 Boeing'de grev, Türkiye'de sanayicilik

Alp Kozanoğlu, "Türkiye’de sanayici olmak"la ilgili gözlemlerini kaleme aldı. ABD merkezli uçak üreticisi Boeing, yıllardır hiç eksik olmayan krizlerine bir yenisini daha ekledi.

17 Eyl 2024

🏭 Boeing'de grev, Türkiye'de sanayicilik

YAZARLAR

Liber Kültür Sanat Derneği

Liber Kitap Kültür Sanat Derneği'nin temel hedefi toplumda okuma alışkanlığını yaygınlaştırmak, okuma fırsatından mahrum kalan kesimlere erişim imkanı sağlamak, sanatı ve sanatçıları destekleyerek yaratıcı düşünceyi teşvik etmek ve gelecek kuşakların daha aydın bireyler olarak yetişmesine katkı sağlamaktır.

Pareto İçgörü

İş dünyasını ve piyasaları şekillendiren trendlere yönelik analizler, sektörlerden içgörüler, güncel veriler ve etki yaratan raporlar.

İLGİLİ OKUMALAR