
Söze iş yerinde dedikodunun kapsamlı bir tanımlamasıyla başlayalım: "Ortamda var olmayan bir mesai arkadaşı hakkında bilgilendirici ve değerlendirme içeren konuşma." Bu “değerlendirme” olumlu, olumsuz, nötr olabilir, dolayısıyla dedikodu üçlü bir sınıflandırmayla tanımlanıyor.
Dedikodunun birkaç temel fonksiyonu var:
- Sosyalleşme, gruba aidiyet ve üyeler arasındaki ilişkisel bağları güçlendirme. Dedikodu, grup içinde güvene dayanan ilişkiler söz konusu olduğunda önemli bir role sahip. Eğer paylaşılan dedikodu grup içinde kalıyorsa, grubun güvenilirliği onaylanmış oluyor. Dedikoduyu dışarı sızdıran kişi dışlanıyor, hatta dedikodu kişinin güvenilirliğini test eden bir yöntem olarak dahi kullanılabiliyor. Dedikoduyu paylaşan üyeler arasındaki ilişki sağlamlaşıyor ve güçleniyor. Birlikte dedikodu yapmak grup üyelerinin sahip olduğu bir ayrıcalığa dönüşerek ve gruba ait olmanın bir nişanesi hâline gelerek sağlam bağları gösteriyor. Tüm grup üyelerinden beklenen görevlerini yerine getirmek; yani dedikoduya iştirak etmek ve onun gizliliği korumak. Dedikodu grubun birlik ve bütünlüğünü koruma işlevi görüyor.
- Bilgi toplama ve yayma. Dedikodunun kurum içinde “istihbarat” görevi olduğunu düşünebiliriz. Dedikodu kurum içinde kişiler, olaylar, başka kurumlar ya da durumlar hakkında bilgi toplama ve ilgili/ilgisiz kişilere yayma gibi bir amaca hizmet ediyor.
- Kurum kültürünü yayma. Bu kurumda hangi davranışlar kabul görür, hangileri reddedilir ve kınanır? Hangi tutumlar onaylanır? Kurumun değerleri ve inanışları nelerdir? Bu soruların cevapları bahçedeki sigara molasında ya da kahve makinesinin başındaki dedikodu seanslarında veriliyor ve yayılıyor. Dedikodunun oryantasyon görevi de var diyebiliriz sanki...
Bir sorumluluk...
Bazı çalışmalarda dedikodunun evrimsel sürecin bir sonucu olduğu ileri sürülüyor. Grup üyelerini tehlikeli durum ve kişiler hakkında bilgilendirerek hem grubu hem de bireyi korumak ve hayatta kalmasını sağlamak amacıyla gelişmiş. Benzer şekilde dedikoduyu toplumda gerekli bir fonksiyon olarak gören ve toplumun üyelerinin “dedikodu yapma” göreviyle sorumlu olduklarını ileri sürenler de var. Yani arkadaşınızla rahat bir koltuğa gömülüp bir fincan Türk kahvesi eşliğinde dedikoduya başladığınızda toplumsal bir sorumluluğu yerine getiriyor olabilirsiniz...
İş yerinde dedikoduya baktığımızda da benzer şekilde, iş yaşamının ayrılmaz bir parçası olarak görüldüğünü anlıyoruz. Pek çok kurumsal hedefin resmî olarak tanımlanmış iş akış süreçleriyle değil de gayri resmî ilişki ve iletişim (dedikodu buna dahil) sayesinde gerçekleştirildiğini savunan çalışmalar var. Dedikodu kurum içinde çalışanlar arasındaki bağların güçlenmesini sağlıyor, güçlü kurum içi ilişkiler de hedeflerin tutturulmasını.

Dedikodunun sonuçları
Peki dedikodunun sonuçlarına baktığımızda ne görüyoruz?
Dedikodusu yapılan kişi ve dedikodunun yapıldığı grup üzerindeki etkilerine bakarak olumlu ve olumsuz sonuçları olduğu söylenebilir. Olumlu dedikodu, dedikodusu yapılan kişiye savunulma, yüceltilme ve övülme yoluyla sosyal destek sağlıyor. Kişinin imajı, itibarı ve sosyal ilişkileri iyileşiyor, olumlu etkileniyor. Olumsuz dedikoduda ise dedikodusu yapılan kişi kurbanlaştırılıyor, imajı ve itibarı zarar görüyor, ilişkileri bozulabiliyor, hatta kurum içindeki konumu tehlikeye girebiliyor. Olumsuz dedikodunun sırf iş ilişkisine dayanan gruplarda değil güvene dayalı, yakın arkadaşlık bağlarının olduğu gruplarda da yapıldığını ekleyelim.
Dedikodu kurumlarda alt kademedeki çalışanlara gayri resmî bilgiyi üst kademedeki güç sahiplerine karşı bir koz olarak kullanma şansı veriyor. Bu sebeple dedikodunun üst yönetimde etki ve konumunu kaybetme korkusu yaratacak güce sahip olduğunu iddia eden çalışmalar var. Bu çalışmalara göre kurum içindeki yerinin sağlam olmadığını düşünen yöneticilerin dedikoduyu bir tehdit olarak görme ihtimali daha yüksek. Bir çalışmada bu yöneticilerin dedikoduyu “sözlü Molotof kokteyli” olarak gördüklerinden bahsediliyor. Buna ek olarak kurum içinde marjinalleştirilen çalışanlar dedikoduyu “seslerini duyurmak ve yükseltmek” için kullanıyorlar. Yani dedikodunun kurum içinde güçten daha demokratik şekilde dağıtılan bir enstrüman olduğu söylenebilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş




