İhracatçının kur isyanı: Tek sorun kur mu?

İhracatçıların, yüksek seyreden enflasyon karşısında kurların düşük kaldığı yönündeki açıklamalarına her gün bir yenisi ekleniyor. Kurlar ihracat üzerinde ne kadar etkili? Tek sorun kur mu?
İhracatçının kur isyanı: Tek sorun kur mu?

İş dünyasında son dönemde en sık konuşulan konuların başında ihracatçıların kurun enflasyon karşısında düşük kaldığı şikayetleri geliyor. Akademisyenler ve iş dünyasının görüş ayrılıkları yaşadığı bu konuda yapılan araştırmalar ise kurların etkisini kabul etse de ihracat yapılan pazarlar ve küresel ekonomideki büyümenin temel belirleyici olduğunu gösteriyor.

Enflasyonun geleceğine bakış

Yıllardır yüksek enflasyonla mücadele eden Türkiye, ekonomi yönetiminin attığı adımlarla birlikte fiyatlardaki artış baskısının azaldığı günlere doğru ilerliyor. Hâlâ %60'ların üzerinde seyreden enflasyonun önümüzdeki aylarda baz etkisinin desteğiyle hızla gerilemesi öngörülüyor. 

Cumhurbaşkanı Cevdet Yılmaz'ın geçen günlerde aktardığı hedeflere göre, enflasyonun bu yıl %40'ın, gelecek yıl ise %20'nin altını görmesi bekleniyor. Yılmaz, 2026 yılında ise enflasyonda tek haneli rakamların görülebileceğine işaret ediyor. 

Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi Ağustos ayı sonuçlarına göre de enflasyon beklentileri, 2024 yıl sonu için %43, 12 ay sonrası için %28,7 ve 24 ay sonrası için ise %19,3'ler düzeyinde. 

Son 3 yılda enflasyonun seyri

Türkiye'de yüksek enflasyonun görüldüğü son 3 yılda, tüketici fiyatları Ekim 2022 döneminde %85,51; üretici fiyatları ise %157,69 ile zirveyi görmüştü. Ayrıca, 2020 Haziran dönemi ile Temmuz 2023 arasındaki yaklaşık 3 yıl boyunca üretici fiyatları, tüketici fiyatlarının üzerinde artış kaydetmişti. Yani bu durum, üreticilerin maliyetlerindeki artışların satış fiyatlarındaki artışın üzerinde seyrettiği anlamına geliyor. 

Enflasyonun geleceğine dair öngörüleri ve geçmiş verileri hatırladıktan sonra iş dünyasının bugünlerdeki gündemine dönelim. Kurların düşük kaldığı söylemlerini son dönemde iyice sıklaştıran ihracatçılar, dolar/TL için 37 veya 40 seviyelerini dile getiriyor. 

İhracata özel kur gibi talepleri de dillendiren ihracatçılar tam olarak ne istiyor? 

Rekabet avantajını korumak istiyorlar

Aslında temel düzeyde finansal okuryazarlık ile ihracatçıların taleplerini anlamak hiç de zor değil. Kurların enflasyona paralel bir şekilde artmasını bekleyen ihracatçılar, küresel arenadaki rekabet avantajını kaybetmek istemiyor. Bir başka ifadeyle, yurt içinde üretim maliyetlerinin arttığı kadar, kur artışlarının ihracat gelirlerini korumasını bekliyorlar. 

Yurt içinde artan maliyetleri, ihracat birim fiyatlarına yansıtarak güçlü olduğumuz sektörlerde fiyat dezavantajı yaşamamanın derdindeler. Çin, Hindistan, Mısır gibi üretim konusunda iddialı rakiplerin varlığı düşünülünce ihracatçıların bu talepleri ülke ekonomisi adına gayet makul görünüyor. 

İhracat kaleminin, Türkiye'nin en güçlü döviz kaynaklarından biri olması da fiyat avantajını kaybetmemenin önemini artırıyor. Bununla birlikte, ihracatı destekleyen kur artışlarının enerji başta olmak üzere ithalat bağımlılığı kaynaklı ürün veya hizmetlerde döviz kayıplarını artıracağını da unutmamak gerekiyor. 

İhracat birim değeri 3 yılda %6 arttı

Dış ticarette, ihracat ve ithalatın birim değerindeki seyrini incelediğimizde özellikle ihracatın birim başına değerinin neredeyse 3 yıldır yerinde saydığı görülüyor. TÜİK'in açıkladığı 2021 yılı Temmuz dönemi ile son veri olan 2024 Haziran verileri arasındaki değişim yaklaşık %6 olarak karşımıza çıkıyor. İthalatta ise aynı dönemler arasındaki değişim %10 artış yönünde. İthalatın birim değerinde 2022 yılının ilk çeyreğinde görülen güçlü artış sonraki aylarda yerini kademeli bir şekilde geriliyor. 

  • Yorum: TÜİK'in ihracat birim değer endeksi verilerini okuduğumuzda, yurt dışına sattığımız mal veya hizmetlerin birim değerinde kayda değer bir artış olmadığını görüyoruz. İhracat birim değer endeksi son 3 yılda yatay seyrederken Türkiye'de üreticilerin girdi maliyetlerini gösteren Üretici Fiyat Endeksi'nde (Yİ-ÜFE) aynı dönem için %400 artmış. Bir başka ifadeyle, ihracatçı birim başına 3 yıl öncesine göre neredeyse aynı geliri elde ederken üretim maliyetleri 5'e katlandı. 

Biraz daha derinlemesine incelemek için ihracat mallarının maliyetlerinin ölçüldüğü yurt dışı üretici fiyat endeksindeki değişime de göz atalım. Yurt dışı ÜFE endeksinde ise 2021 Temmuz döneminden 2024 Temmuz dönemine artış oranı %332. Özetle ihracatçıların yurt dışına sattıkları mallar özelinde üretim maliyetleri 4 katının üzerinde artıyor.

  • Sonuç: Bu veriler ışığında ihracatçıların, üretim maliyetlerindeki artışı ihracat birim değerine yansıtmadığı ve bu durumun sürdürülebilir olmadığı söylenebilir. Ancak bu sonuçlar, kur hareketlerinden ziyade küresel ekonomideki durgunluk dönemi, Avrupa ve ABD başta olmak üzere ihracat pazarlarındaki büyüme sorunları ile açıklanabilir.   

Döviz kurları ile enflasyon değişimleri

İhracat birim değerleri ve üretim maliyetleri denklemine, ihracatçıların en çok dile getirdiği konulardan döviz kurlarını da ekleyelim. Son 1 yılda dolar/TL ve euro/TL kurlarındaki artış her ikisi için de yaklaşık %30'lar düzeyinde. Aynı dönem için yurt dışı ÜFE'deki değişim %27 ve yurt içi ÜFE'deki değişim ise %40'larda. Tüketici fiyatlarındaki değişim ise %61. 

Üretici ve tüketici enflasyonunun altında kalan kur artışları, küresel rekabet avantajını yitirmek istemeyen ihracatçıyı zorluyor olabilir. Kurlardaki yatay seyir, ihracatı kârlı olmaktan çıkardığı gibi ihracat üzerinden ithalatı da teşvik edebilir. Bu tablonun devam etmesi durumunda maliyetlerini düşürmek isteyen ihracatçılar, üretimde kullandıkları ara mallarda yurt içi yerine yurt dışı pazarlara yönelme eğiliminde olabilir. 

İhracatta en önemli faktör pazar büyüme hızı

Yapılan birçok akademik çalışma, ülkelerin ihracatının en önemli belirleyicisinin ihracat pazarlarının büyüme oranı olduğunu ortaya koyuyor. Merkez Bankası’nın son 6-7 yılda yaptığı araştırmalarda, döviz kurunun önemli bir faktör olduğu kabul edilse de Türkiye’nin ihracat yaptığı ülkelerdeki büyüme hızının kurlara göre daha belirleyici olduğuna işaret ediliyor.

Ekim 2023 tarihinde TCMB Araştırma biriminden Demirhan Demir, Selçuk Gül ve Abdullah Kazdal tarafından hazırlanan “Üretimin İthal Girdi İçeriği ve İhracatın Reel Kur Esnekliği; Türkiye Örneği” de ihracatın belirleyenlerinden dış pazarların büyüme oranını en önemli unsur olarak tespit etmekle birlikte, döviz kuru hareketlerinin ihracat hacmi üzerindeki etkisinin sınırlı da olsa var olduğunu söylüyor. Burada sektörel farklara da dikkat çekilerek bazı sektörlerin döviz kurlarına bağımlılığının daha fazla olduğu tespitinde de bulunuyorlar.

Bir adım geriden: Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek de bu yılın başlarında X hesabından yaptığı paylaşımda, ihracatın ana belirleyicisinin yurt dışı talep olduğunu vurgulayarak aslında kurların herhangi bir önemi olmadığını ifade etmişti. 


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Pareto İçgörüPareto İçgörü

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

💵 Kur isyanı, enflasyon düzeltmesi

İhracatçılar, kurların yatay ve enflasyonun hâlâ yüksek kaldığı son aylarda TL'nin fazla değerli olmasından yakınıyor. Bu haklı bir isyan mı? Enflasyon düzeltmesinde muafiyet kararı ise iş dünyasında yüzleri güldürüyor.

03 Eyl 2024

Görsel: Aposto

YAZARLAR

Hüseyin Koyuncuoğlu

Ekonomi ve finans editörü.

Pareto İçgörü

İş dünyasını ve piyasaları şekillendiren trendlere yönelik analizler, sektörlerden içgörüler, güncel veriler ve etki yaratan raporlar.

İLGİLİ OKUMALAR