İki günün arasında bir hafıza mekanı: 23,5

Hrant Dink'in vurulduğu kaldırımda bir plaket, plaketin sol tarafında bir polis kulübesi, sağ tarafında on yıllarca Agos gazetesine ev sahipliği yapan tarihî bir bina var. Buraya girdiğinizde bir kişinin, bir gazetenin, bir toplumun hâlâ inşa edilmekte olan hikayesinin parçası hâline geliyorsunuz. Hrant Dink Vakfı, gelenleri kendilerinden de bir iz bırakmaya davet ediyor.
1996 yılında, Zadik (Paskalya) günü kuruluyor Agos, Türkiye'nin ilk Ermenice-Türkçe çift dilli gazetesi. Agos'un ofisi 2007 yılına kadar Harbiye'de, Emek Sineması'nı da tasarlayan değerli mimar Rafael Alguadiş'in kaleminden çıkan Sebat Apartmanı'nda.
19 Ocak 2007’de, Hrant Dink, Sebat Apartmanı’nın önünde öldürüldü. Yüz binlerin katıldığı cenaze töreninin ardından, bu bina ve çalışma ofisi, toplumsal bellekte ve kamusal vicdanda özel bir yer edindi. 2007’den beri her yıl 19 Ocak’ta binlerce kişi, Hrant Dink’i anmak ve adalet talebini dile getirmek üzere Sebat Apartmanı’nın önünde buluşuyor. Buranın bir hafıza mekanı olma yolculuğu bu şekilde kendiliğinden başlıyor.
Hrant Dink'in ölümünden 6 yıl önce "Fırat Dink" adıyla alabildiği pasaportu.
2015 yılında, Agos gazetesi ve Hrant Dink Vakfı’nın Sebat Apartmanı’ndan taşınmasının ardından, binanın taşıdığı bellek, sembolik anlam ve hakikat göz önünde bulundurularak, burayı bir hafıza mekanına dönüştürme kararı alındı. Mekan, yaklaşık olarak dört yıl süren ve dünyadaki farklı hafıza ve vicdan mekanlarının ziyaret edildiği kapsamlı bir hazırlık sürecinin ardından ziyarete açıldı.
Bu yıl 5. yılını dolduran mekanın anlatıcısı, Agos'un da kurucusu olan Hrant Dink. Bu açıdan da benzer hafıza mekanlarından ayrılıyor. Ziyaretçiler onu, onun üzerinden birçok başka ismi ve Türkiye'nin tarihini doğrudan Hrant Dink'in ağzından, röportajlarından, yazılarından okuyup dinleyebiliyorlar. Böylece onu Türkiye'nin en önemli figürlerinden biri hâline getiren kendine özgü dili Hrantcaya doğrudan şahitlik edebiliyorlar.

Birçok oda, gazete günlerinden bugüne bir dönüşüm geçirmiş ancak Hrant'ın çalışma odasına hiç dokunulmamış. Özellikle müzelerde görmeye alışık olduğumuz kırmızı bir kordon çekilmemiş girişine, tam tersine onun misafirleriyle oturduğu sandalyelere oturup, kütüphanesindeki kitapları okumaya davet ediliyorsunuz. Meraklısı olduğu at yarışları bile masasının yanındaki küçük televizyonda koşulmaya devam ediyor.
Mutfak da hâlâ aynı yerde. Mutfak deyip geçmeyin, gazete çalışanları en mühim konuları burada konuşurmuş. Çalışma odasında görüşülen bir konu uzayacaksa Hrant, "Gel menemen yapayım sana" dermiş. Mutfak, aş pişen, muhabbet edilen, kapıyı çalanlarla aş bölüşülen bir yer olmayı sürdürüyor. Bu hafta boyunca Hafıza Mekânı'nda düzenlenecek etkinlikliklerden biri de bu mutfakta ziyaretçilerin de eli değerek kavrulacak olan irmik helvası.

Ayrıca koridordan tuvalete pek çok alan da değerlendirilmiş. Müzecileri her zaman zorlayan alanlardan biri olan koridor, Agos'un yalnız Ermeni toplumuyla değil bütün hak temelli mücadeleler ve topluluklarla kurduğu ilişkiyi anlatan gazete sayfalarıyla dolu. Bu alanı Agos'un "çözüm gazeteciliği" yaklaşımına ayırmak kızı Sera Dink'in fikri.

"Tuvalet korosu" odası
1980 darbesinde tutuklanan Hrant Dink'in tuvaletten bozma bir hücrede yaşadığı psikolojik ve fizikî işkence "Tuvalet Korosu" yerleştirmesiyle dönemin anti demokratik uygulamalarını hatırlatıyor.
Tırttava odası
Tırttava odası, Hrant Dink'in askerlik yıllarında yaşadığı ayrımcılıktan yola çıkarak ziyaretçileri kendi başlarından geçen ayrımcılık hikayelerini paylaşmaya teşvik ediyor. Oda, ismini Dink'in ağladığının duyulmaması için ellerini sürttüğü metal tırtıklı duvardan alıyor. Duvarlarında 7/24 Ermenice çocuk şarkılarının yankılandığı "Atlantis Uygarlığı" odası, Hrant Dink'in Rakel Dink'le tanıştığı Tuzla'daki "Kamp Armen" yıllarındaki çocukluğu üzerinden azınlık vakıflarının mülkler sorununu; "Güvercin Tedirginliği" odası ise 2004 yılından itibaren Hrant Dink'in maruz kaldığı hedef gösterilme sürecini ele alıyor.

"Atlantis Uygarlığı" odası
Mekanda ayrıca, sanatçı Sarkis'in eserleri, Hrant Dink davasının dosyaları, Agos'un Dink'in yazdığı dönemi kapsayan arşivi ve yakınlarını arayanların haberleri de görülebiliyor.
Bu hafta düzenlenecek anma ve anlama etkinliklerinin arasında 1915’te hayatını kaybeden Ermenilere adanmış bir fotoğraf panosu, her yaştan çocuğun gökkuşağının renklerinde parmak izlerini bırakabilecekleri bir ayna, rehberli turlar ve atölyeler olacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Dün, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutladık. 24 Nisan ise özellikle Ermeniler için, acı ve anmayla geçen bir gün. Hrant Dink'in yazısından yola çıkarak, bu iki günün arasındaki 23,5 Nisan'ı ele aldık.
24 Nis 2024

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR





