Instagram kavgasından dersler: Ne yapmalı?

Kimsenin tam anlamıyla haklı olmadığı Instagram kavgasında zarar görenler vatandaşlar ve en çok da bu platforma bağlı işler yapan kurumlar ve kişiler oldu. Peki şirketler, internet devleri ile devletlerin kavgasından daha az etkilenmek için ne yapmalı?
Instagram kavgasından dersler: Ne yapmalı?

Instagram'a getirilen erişim engeli, yürürlükte olduğu süre boyunca Aposto'da yakından çalıştığımız birçok kreatif endüstri paydaşı, ajans ve kurumsal iletişim ekibi için görünenden daha büyük bir kaos yarattı. 

Bunu ekonomist ve politikacı Yanis Varoufakis'in teorileştirdiği tekno-feodalizm ile 2. Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan, pandemi ve yapay zeka şoklarıyla yeniden güç kazanan devlet kapitalizmi arasında gidip geleceğimiz bir büyük güç ve meşruiyet çatışmasının ilk öncüllerinden biri olarak görmek mümkün. Bu çatışmada hükümetlerin tutumları kimi zaman üzerinde hiçbir nüfuzumuzun ve kontrolümüzün olmadığı, anti-demokratik ve tamamıyla totaliter biçimlerde ortaya çıkıyor. 

Fakat 2024'te neredeyse kolluk kuvvetinden yoksun, sanal ve sınırsız birer devlet görünümü çizen teknoloji şirketlerinin tutumu da pek farklı değil.

Google'ın 'altta kalanın canı çıksın' haberciliği

Daha fazla Google reklamı gösterdikleri, şirketin iktidarla ilişkisinde bozulmaya sebep olmadıkları, Google'ın ürünlerini Türkiye'de yerleştirmesinin önünü açtıkları için seçilen haber sitelerinin de etkisiyle yıllardır dünyanın en kötü ve manipülatif haberciliğiyle birlikte yaşamaya mahkum edildik.

Türk interneti ve haberciliği, URL adreslerinin belli anahtar kelimelerle aylar, yıllar önce kapatıldığı, şablon içeriklerin Google'da en üst sıralarda endekslendiği, tüm trafiğin neredeyse yalnızca iki büyük holding tarafından paylaşıldığı bu politika etrafında alternatif seslerin ve araştırmacı gazeteciliğin alt sıralara itilerek susturulduğu bir çoraklaşma döneminden geçiyor. Çıkarılan hiçbir ses karşılık bulamadığı gibi Fatih Güner ve Ussal Şahbaz gibi kanaat önderlerinin bu konularda yazıp çizdikleri, anlattıkları da muhataplarından bir açıklama dahi alamadı.

Büyük güçle gelmeyen sorumluluk

Meta ve X ise platformlarda kalış süresini artırmak için daha fazla ilgi, tepki, saldırı, yeniden paylaşım ve dezenformasyon yaratan modellerini değiştirmek için en ufak bir çaba dahi sarf etmiyor. 

Kimi zaman Teyit gibi organizasyonlar sayesinde yalan, manipülasyon, çarpıtma barındıran; hedef gösteren yanlış içerikler dolaşımdan kaldırılsa da nihayetinde bu platformlar her türlü siyasi, sosyal ve ekonomik manipülasyon için bir "petri kabı" sunarak çoğalmalarını sağlıyor. Ne algoritma ne keşif sayfaları ne de moderasyon politikaları yıllar içinde bir adım ileri gitmedi. 

Seçim döneminde gördük ki bu organizasyonların yanıt verme ve aksiyon alma çevikliği oldukça düşük, zamanlamaları da bir o kadar kötü. Öte yandan, ülkeler üstü pozisyonları, bir ülkede yarattıkları makro-ekonomik etki, yeni iş kolları ve istihdam yaratıyor olmaları her ülkede devlet otoritesinin karşısında da bir tehdit oluşturuyor. 

Diledikleri zaman bir devlet başkanını platform dışına atabilir, bir kanaat önderini sansürleyebilirler. Bir aktivisti engelleyebilir, bir kampanyayı susturabilir, birini öne çıkarabilir, ülke ve toplumların meşru haklarını internet ortamında duyurmalarının önüne geçebilir, tercih ettikleri bir ülkenin yumuşak güç unsuruna dönüşürken karşısında durdukları bir ülkeyi tüm dünyada düşmanlaştırabilirler. 

Biz ise bu derebeyliği, reklam rejimiyle destekler pozisyonda kalırız.

'Kim haklı' kavgasında mağdur olanlara ne olacak?

Buradan varacağım nokta şu: Bu meselede tamamıyla haklı bir taraf görmüyorum. Kararın uygulanma biçimi problematik ama sebeplerinde makul bulduğum noktalar var. Üzüldüğüm ise şüphesiz en büyük zararı görenin Türk internet ekosistemi, ekonomimiz ve bu platformların faydalanıcıları olması. 

Yani kim? İnternet girişimcileri, medya şirketleri, ajanslar, kreatif endüstri çalışanları, sosyal medya ekipleri ve sezonluk iş yapmak için Instagram’a muhtaç olan şirketler. Bugün seçeneksiz kaldığınızı hissediyorsanız ekosistemde birkaç saatte yardımınıza koşabilecek, reklam bütçenizi kaydırabileceğiniz, hesap sorulabilir, lokal ve çalışkan insanlar var.

Platform olarak Onedio.com; haber ağı olarak Bundle; teknoloji medyaları Swipeline TR, Webrazzi, egirişim, Başlangıç Noktası | Be Node ve Tomorrow; podcast ağları Podbee Media ve Podfresh; kürasyon ve micro-learning uygulaması Wiser; newsletter üreticileri Fayn, Tarih Dergi, Kapsül Bülten; teyit organizasyonları Teyit ve Doğruluk Payı; dijital yayıncılıkta OGGUSTO; kültür yayıncılığında Argonotlar Güncel Sanat ve Dadanizm; sanat ve tasarımda Mercado Magazine, YUZU MAGAZINE gibi en üst seviyede yazan, üreten, düşünen ve dağıtan birçok organizasyon var. Tabii, Aposto da birçok alanda birlikte iş yapmak için talip olacak.

Stratejinizde bu listedeki isimlere yer vermediyseniz, 2025’teki stratejinizin başına bu oluşumları yazmıyorsanız, bugünkü gibi kasırgalar arttıkça en çok sizin kolonlarınız sarsılır. Türk interneti çoraklaşmasın istiyorsanız, stratejinizi yalnızca bir medyuma odaklamayı bırakmanız elzem. Küresel oyunculara bel bağlarken doğacak her meşruiyet krizinde sizinle hareket edebilecek ve işinizi kolaylaştıracak lokal partnerler edinmeniz, ilişkinizi sürdürmeniz, birlikte çalışma alanları ve ilkeler yaratmanız da bir o kadar kritik.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

YAZARLAR

Umutcan Savcı

Co-Founder at Aposto

Pareto İçgörü

İş dünyasını ve piyasaları şekillendiren trendlere yönelik analizler, sektörlerden içgörüler, güncel veriler ve etki yaratan raporlar.

İLGİLİ OKUMALAR