
Kim söylemiş yaşamın koca bir hiçlikten ibaret olduğunu! Aksine yaşam, var olmayan bir dünyada beyaz tavşanın peşinden koşar adım yol almaktır bence… İroni, metafor ve karmaşayla dolu bir fıçının içinde “gölge etme” demektir mesela…
Öyle çok da iyimser, “hayatı sev ki mutlu yaşa”cılardan olmadım hiç. Çoğu zaman içinde bulunduğum sistemi başta kendim olmak üzere birçok kez eleştirdim. Bunun size zarar vermediği sürece sorgulattığını ve geliştirdiğini düşünürüm hatta. Sorgula, eleştir ki öğren, çabala daha iyisini yap gibi. Elbette bunun iyi ya da kötü yani tartışılır - genişletilir kısımları vardır, sadece şu anki konu o değil :)
Ben eleştirilerimle devam ederken yoluma hayal gücümü elimden bırakmadım hiç. Sımsıkı tuttum onları ki gerçekliği biraz katlanılabilir kılayım! Buna en büyük yardımı, Marias, Eco, Marquez, Saramago, Kafka, Dostoyevski ve daha birçok isim yaptı. Yazdıklarıyla düşünmekten çok çok öteye götürdüler beni. Sanıyor ve umuyorum ki dokundukları herkese aynı şeyi yaptılar…
Acımasız ve gerçeklerde kaybolurken (1) tek boynuzlu atlarla serüvenlere katıldım. Pamuk şekerinden yapılmış yumuşacık rüyalar ülkesinde bilinçaltımdaki sıkışmışlıklarla yüzleştim. (2) Caddedeki albayı mesela iş yerimde karşıladım! (3) Büyükannemdi Ursula Iguaran, (4) bir toplumun gözü kapalı döngüsünde kör oldum (5) çıplak sokakta yürürken! Tüm bunlar hayatımda hayal etmenin ne denli karmaşık bir şey olduğunu gösterdi bir kez daha. Çünkü hayal etmek sadece güzelliği ummak değildi. Hayal etmek yaşanan tüm gerçekliğin içinde kendine başka gerçeklikler yaratma fırsatı sunuyordu insana.
Elimden mantığı hiç bırakmadığım anlarda “daha neler” diyerek uyandım hayallerimden. Beni mutlu eden de bu oldu muhtemelen. Hayal gücüm hep bir şeyler yapmam gerektiğini salık verdi. Saçma da olsa çaba sarf etmekten yorulmam ondan olsa gerek. Hayallerime gülenlerin hayal gücünden yoksun, sadece -mış gibi düşlerle yaşadıklarını gördüm. Ben de güldüm çünkü hayattı bu da. Çünkü gerçeklik bulutların üstüne çıktığında da peşinden geliyordu!
Kurtarıcılarım yanı başımdalar yine. Her zaman olduğu gibi mükemmel bir romanda kaybolurken, (6) kuramların satırlarını çizmekle meşgulüm. Yaşadığımız bu distopik dönemde. (7) Hermes’in bunu bize bir şaka olarak sunduğunu gördüm rüyalarımda ve (8) aya aşık oldum yine (9) binemediğim bir otobüsün penceresinden elimdeki not defterime karalamalar yaparken.
Hayal et bu gerçekliğin içinde, gelen baharın ılık (10) rüzgarını hissedeceksin.
(1) Haşlanmış harikalar diyarı ve dünyanın sonu, Haruki Murakami
(2) Ezilenler, Fyodor Dostoyevski
(3) Yüzyıllık yalnızlık, Gabriel Garcia Marquez
(4) Körlük, Jose Saramago
(5) Çıplak sokak, Jose Mauro De Vasconcelos
(6) Son Ütopya, Samuel Moyn
(7) Ben Kirke, Madeline Miller
(8) Üç aynalı kırk oda, Murathan Mungan
(9) Kar, Orhan Pamuk
(10) Rüzgarın şarkısını dinle, Haruki Murakami
Hoşça kal!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Page
Page, tasarım ve kültür ortaklığından beslenen, toplumsal yapıyı sanat pratikleriyle eleştiren ve aktarmaya çalışan bir yayın olma hedefinde...
İLGİLİ OKUMALAR



