Kaçırıldım: Fidye olarak kurabiye istediler

Kaçırıldım: Fidye olarak kurabiye istediler

Şanslı bir çocukluk yaşadım diyebilirim. Dedem Talat Taşçıoğlu, Ayvalık'ın en eski, en ünlü esnaflarından ve en iyi tatlıcılarından biriydi. 1946 yılında kurduğu Güler Pastanesi hâlâ yaşıyor, hâlâ aynı yerde. Şu an çırakları bu hikâyenin devamını sürdürüyor.

Talat Taşçıoğlu, tezgahının başında


Burada birkaç küçük hikâye anlatmak istiyorum. Dedenin tatlıcı olmasıyla ilgili ufak tefek hikâyeler... Uzun uzun tatlıları övmeye, yazıyı tariflere boğmaya, Güler Pastanesi'nin icatları tatlı ve kurabiyelerden bahsetmeye, işletmecilik ve esnaflık anlatmaya gerek yok, şimdilik...

Öncelikle dedemin tatlıcı olması, özellikle ilkokul yıllarında büyük bir güç. Tüm pasta ve dondurmaların bedava olması bir kenara, arkadaşlarıma istediğim kadar ısmarlama gücüne sahip olmak 10'lu yaşlarıma kadar beni Ayvalık'ın en popüler insanı yapmıştı. Üstelik dedemin dondurmayı 23 Nisan Çocuk Bayramı'nda çıkarma geleneği sayesinde de fark yaratıyordum. Statta sıcağın altında mavi önlükleriyle bekleyen tüm çocuk arkadaşlarımla soluğu bizim pastanede almamız, "bayram şimdi başlıyor" hissi yaratıyordu. Üstelik bedava... Seçenek azdı; siyah ve beyaz diyebiliriz: Çikolatalı ve sakızlı iki seçenek vardı. Ama soğuk ve tatlıydı.

Tatlıcı torunu olmanın zor yanları da vardı. Ayvalık'ın deli ve meczuplarının hedefindeydim. Daha ilkokula gitmediğim yıllarda, hafif ve küçük olduğum zamanlarda, birkaç kez kaçırılma vakası yaşadım. Özellikle kekeme olan meczup beyefendinin beni kaçırdığı anı unutamıyorum. Pastanenin önünde duruyordum. Derken biri ben kaldırıp kucağına aldı ve anlamsız sözlerle pastanenin içine doğru sesleniyordu. Beni o sıra kimin kaldırdığını göremiyordum, yüzüm pastaneye dönüktü. Hiç kaçırılmamışım gibi içeride sakin bir ortam söz konusuydu. Garsonlardan biri eline aldığı kurabiyeleri bize (ben ve kekeme meczup bey) doğru geliyordu. Garson kurabiyeyi uzattı. O sırada ben de serbest kaldım. Kaçırılmıştım ve sakızlı kurabiye karşılığı takas edilmiştim.

İlk kaçırılma hikâyem heyecanlı olsa da sonralarında sıkmaya başladı. Aynı zamanda moral bozucuydu. Bir kurabiye mi, karşılığım? 6 yaşındaydım ve kendimi önemsiz hissetmek için çok küçüktüm. Buna bir çözüm bulmalıydım. Biliyordum yine gelecekti, pastanenin önünde bekliyordum. Dikkatliydim. Kekeme kurabiye canavarını, yaklaştığını gördüğüm gibi yanına gittim ve cebimden çıkardığım kurabiyeyi ona uzattım. Dünya 1 dakikalığına güzelleşti, artık beni kaçırmayacaktı, kurabiyeleri benden teslim alacaktı. 

Not: Kapak fotoğrafında ben, kardeşim ve babam bulunuyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

İstanbul'un ilk pastaneleri #55

İlk espressoyu Türkiye'ye kim getirdi? Hangi pastaneler hangi özellikleri ile öne çıktı? 1930'larda kedi kürkü ticareti nasıl mizah konusu oldu? İlkokulda nasıl kaçırıldım, fidye olarak ne istendi?

06 Ara 2022

Markiz

YAZARLAR

Oğul Doğa Gökşin

https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.

İLGİLİ OKUMALAR