
Yanıtımız “Evet, mümkün.” Kıskançlığı yönetmek için hem bireysel hem de yönetsel seviyede yapmamız gerekenler var. Ancak başlangıç noktamız kıskançlığın doğamızda olduğunu anlamak ve herkesin hissettiği bir duygu olduğunu kabul etmek. Kıskançlık duygumuzu ayıp, tabu ya da kötü olarak nitelendirdiğimizde, onu örtmeye ya da fazlasıyla baskılamaya çalıştığımızda, kapağını açmadan sıktığımız diş macunu gibi patlayacak ve her yeri mahvedecek. O sebeple kıskançlık yönetiminde ilk adım onu kabul etmek.
Bir sonraki adım ise kıskançlığı tanımak. İster kendiniz deneyimleyin, ister başkaları tarafından deneyimlenip size yansıyan bir durum olsun, bu duyguyu görmek ve adlandırmak onu yönetmek için oldukça kritik bir adım. Bu duygu nereden kaynaklanıyor? Nelerden besleniyor? Nelere sebep olabilir? Cevaplanması gereken üç temel soru.
Kıskançlığın kaynağı ne? Alınan bir terfi mi? Arkadaşlar arasındaki popülerlik mi? Kıskançlığı doğuran nesneyi/olguyu bulduğunuzda ona sebep olan sosyal karşılaştırmayı ve sonucu olan eksiklik hissini de tespit edersiniz. Böylece o eksiklik hissinin üzerinde düşünüp, çalışıp, kıskançlığı yönetmek mümkün olabilir. Örnek verelim: çok istediğiniz bir pozisyonu bir başkasının aldığını öğrendiğinizde hissettiğiniz kıskançlığı kabul edip tanıdığınızda, kaynağını adlandırdığınızda, kendinize başka yükselme şanslarınızın da olduğunu ve daha iyi hazırlanabileceğinizi hatırlatabilirsiniz. Böylece terfi eden mesai arkadaşınıza karşı negatif bir duygu üretmemiş ve kendinize itici bir güç, bir motivasyon kaynağı yaratmış olacaksınız.
Kıskanılan kişi olduğunuzda da kıskançlığın kaynağını bulmak oldukça önemli. Patronunuzdan yüksek performansınız için takdir aldığınızı düşünelim. Bir anda haset dolu gözlerin ve olumsuz davranışların doğduğunu hissettiniz. O zaman kaynağı paylaşmayı deneyebilirsiniz: başarının sadece size ait olmadığını, ekipçe verilen emeğin katkısıyla doğduğunu hatırlatmak size huzur satın alma imkânı verebilir.
Kıskanan kişi sizseniz, kaynağı anlamak (mesai arkadaşımın terfi alması) başka şekillerde de işe yarayabilir: mesai arkadaşınızı terfi almak için nasıl çalıştığını sorabilir, yol göstermesini isteyebilirsiniz. Böylelikle hem aranızdaki ilişki güçlenir hem de siz kıskançlığı kendiniz için bir kaynağa çevirirsiniz.
Ancak kaynağı anlamak her zaman kolay olmayabilir, ya da belki birden fazla kaynak vardır. O zaman yeni bir soru soralım: “Kıskançlık nelerden besleniyor?” Makro seviyedeki rekabet atmosferi sosyal karşılaştırmayı, dolayısıyla kıskançlığı körüklüyor. Kişiler arası rekabetin pompalandığı, kaynağın kıt olduğu ve dağıtım ölçütlerinin belirsiz olduğu kurumlar, kıskançlığı harlayıp alevlendiriyor. Eğer yönetici iseniz sağlıklı bir rekabetin var olduğundan, kaynak dağıtımı dahil önemli işleyişin kurallara bağlı, adil ve yazılı olduğundan emin olun. Böylelikle yukarıda da bahsettiğimiz kurum için adalet algısını iyileştirmiş olacaksınız. Ancak unutmayın, siz adil, eşitlikçi olduğunuzda, kural ve ölçütleri net olan bir düzen sağladığınızda bile herkesin adalet algısı farklı olacaktır. Tüm çabanıza karşın adalet algısı olumsuz çalışanlar olabilir, bu durumda yapılacak en iyi şey empati kurmak, anlama çabasıyla dinlemek, objektif bir çabayla adalet terazisini dengeye getirmeye çalışmaktır.
Söz konusu sizin adalet algınız ise, arada onu sorgulamak, kendinize karşı dürüst ve kuruma karşı nesnel olmaya çalışmak işe yarayabilir.
Kıskançlığı yönetebilmek için cevaplanması gereken son soru ise bu duygunun nelere sebep olabileceği. Kıskançlık güçlü ve pervasız olabilir. Öfke ve nefret yaratabilir. Öfke ve nefretle sonuçlarını düşünmeden hareket edebiliriz. İşte tam da bu nedenle -hem kendimizi hem başkalarını muhtemel yıkıcı sonuçlardan korumak için- duygumuzu yönetmeliyiz. Kıskançlık öfke ve nefrete dönüştüğünde, düşmanlık hissi yarattığında, işler kontrolden çıkıp tehlikeli noktalara varabiliyor. Oradan da varılan yer pişmanlık. En iyisi derin bir nefes almak, sakinleşmek ve kıskançlığımız, kaynağı ve muhtemel sonuçları üzerinde düşünmek. Ardından da bu duygumuzu motivasyon aracına nasıl dönüştürebileceğimize bakmak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Jurnal
İki hocanın kaleminden ve sesinden, başka hocaların da katılımıyla sosyal bilimlerde sıcak konular.
İLGİLİ OKUMALAR



