Koçluk programında yer aldığım dönemde tanıştığım bir koç olan Sami Bugay, benim de içinde bulunduğum bir grup insana konuşma yaparken şu cümleyi kurdu: ''Hepiniz hayatınızın liderisiniz ve bu bir liderlik yolculuğu.'' Bu söz üzerine çokça düşündüğümü hatırlıyorum. Şimdilerde özgeçmiş dosyalarında ve mülakatlarda en çok aranan yetkinliklerden: liderlik. Çoğumuz bu yönümüzü geliştirmek için eğitimler alıyoruz, kitaplar okuyoruz, bir grupta aktif rol almaya çalışıyoruz. Sonunda da mülakatlarda liderlik özelliğimizin sorgulandığı hayatımızdan örnek vermemizin istendiği noktaya geliyoruz. Aslında örnek vermeye pek de gerek yok, hepimiz zaten doğuştan kendi hayatımızın liderleriyiz. Bir hayatı ve çevresinde gelişenleri; verdiğimiz doğru, yanlış ya da belirli/belirsiz her kararla, attığımız her adımla biz yönetiyoruz. Peki niye hala hepimizin toplum içinde lider olarak ön plana çıkmamızı istiyorlar?
Dinleyeceğin konuşma 3 dakikada neden herkesin lider olmaması gerektiğini ve lideri lider yapanın aslında kişinin kendisinin değil, onu takip etmeye cesaret eden ilk kişi olduğunu anlatıyor. Bir liderin fikrini takip eden, destekleyen olmadığı sürece o kişiye kim neden lider sıfatını ekler zaten? O yüzden birimiz, ikimiz, beşimiz lider olurken; yüzümüz, binimiz, bir milyonumuz da takip etme cesaretini gösterebilmeli. Bir akım yaratmak isteniyorsa kimin lider olacağından çok insanların bu akımı takip etmesini tetikleyen ilk takipçi aranmalı.
''Eğer bir akım başlatmak istiyorsanız, eğer bir akımın başlatılmasını önemsiyorsanız, takip etme cesaretiniz de olsun ve başkalarına nasıl takip edileceğini gösterin.''
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


