Merhaba, ben... Pelin Dilara Çolak

Merhaba, ben... Pelin Dilara Çolak

Önce tanışalım. Pelin Dilara Çolak kimdir? Felsefe odaklı içerik üretmek fikri nereden çıktı? Dilozof, okurlarına ne vadeder?

Pelin Dilara Çolak kimdir sorusu malum, epey felsefi bir soru. Ben de tam olarak kim olduğumu bilmiyorum ve bilebileceğim de şüpheli ama tanışma merasimlerinde beklenen etiketlerle konuşursak doktora öğrencisi ve farklı platformlarda bir içerik üreten meraklı birisi diyebiliriz.

Henüz lisanstayken felsefe ve sanatın yalnızca akademik çevrelerde uygun görülen biçimlerde konuşuluyor olmasından, bu etkinlikleri sürdüren kişilerin uyması beklenen geleneksel kalıplardan rahatsızlık duymaya başlamıştım. Bu yüzden 2018 yılında YouTube’da kanal açabileceğimi fark ettiğimde öğrendiklerimi gündelik bir dilde, anlaşılır özetler hâlinde paylaşmaya karar verdim. Ayrıca bilgi kategorisinde içerik üreten kadınların sayısının yok denecek kadar az olması da görünürlük yaratmak adına beni motive eden etmenlerin başındaydı, hala da öyle.

Dilozof okurları için “Derin konular!” dediğimiz sorunları derliyor. Fakat bunu sayfalar dolusu bilgi yığarak veya fazla kavramsal bir anlatımla yapmıyor. Kısa karşılaşmalarda üzerine düşünmeye değer bir soru kıvılcımı yaratmayı amaçlıyor.


Dilozof'u sence kimler okuyor? Farklı yaş gruplarından okurların var mı örneğin? Bir soru daha... İnsanlar neden felsefenin bir köşesinden tutmaya, hayatlarının bir noktasında felsefeye yer açmaya ihtiyaç duyuyor?

Farklı platformlardaki deneyimlerime dayanarak şunu söyleyebilirim ki Dilozof’u takip eden kitle epey heterojen. Akademisyenler de var, çocuklar da. Geçenlerde 13 yaşında bir okuyucum “Sence benim hayatımın anlamı bilgisayar oyunu oynamak olabilir mi?” diye mesaj atmıştı mesela. Epey gülmüştüm. Farklı yaş ve sosyokültürel gruplara erişen, herkesin kendi gerçekliğinde yeniden anlam kazanan içerikler oluşturabilmekten memnuniyet duyuyorum.

İnsanların da en temelde gerçeklik dediğimiz şeyin ne menem bir şey olduğunu anlayabilmek için felsefeyle ilgilendiklerini tahmin ediyorum. Felsefeye olan ilgilinin nedenini tek bir soruyla özetlemek gerekseydi, “Tüm bu olan bitenin anlamı ne?” derdim.


YouTube'da da içerik ürettiğini biliyoruz. Yazılı içerik tüketicisiyle video içerik tüketicisi arasında farklar gözlemliyor musun? Ya da Aposto! ve YouTube gibi iki farklı mecra için içerik üretirken sen ne gibi farklı süreçler yaşıyor, ne gibi farkları gözetiyorsun?

Sanırım bu farkı henüz tam olarak deneyimleyemedim. Çünkü hem Aposto!’da yeni sayılırım hem de şu an için okuyucularımın bir çoğunun YouTube’dan takipçim olduğunu düşünüyorum. Fakat kitlenin büyük çoğunluğu aynı olsa dahi şöyle ilginç bir farklılık var, bültenlerin okuyucusu daha kibar! :) Yanıt e-postaları özenli bir dille yazılıyor, oysa YouTube biraz daha kaotik bir yer.

Aposto!’da yazmaya başlayınca YouTube’un ne kadar yorucu olduğunu fark ettim. Orada tek mesele içerik değil; teknikten pazarlamaya pek çok şeyi düşünmek gerekiyor. Aposto!’da ise yalnızca içeriğime odaklanıyorum. Bunun da uzun vadede YouTube’a kıyasla daha kaliteli içerikler üretmeme yol açacağını düşünüyorum.


Bir yandan akademide de ilerlediğini biliyoruz. Felsefe hem çevirinin hem de disiplinin doğası gereği çoğu zaman daha zor, ağır bir dil ve anlatım tercih ediyor. Düşünürler dilin sınırlarını zorlamaktan geri durmuyor, dilde yeni şeyler icat etmeyi seviyor. Bu durumun felsefeye dair bir ön yargı oluşturduğunu söylesek, bu çıkarımımıza katılır mısın? Aktüel içerikler üretirken görece daha anlaşılabilir, daha kolay kavranabilir olması için çaba gösteriyor musun? Eğer öyleyse, akademideki Dilara ve yayıncı Dilara arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsun?

Felsefe kavramlarla yapılan bir etkinlik; hâl böyle olunca filozoflar kavramlarla oyun oynamaktan, çeşitlemekten çekinmiyorlar. Bu da felsefe okuyucusunu kaçınılmaz olarak felsefi kavramlara aşina olmak zorunda bırakıyor. Dijital platformlarda içerik üretmeden önce bunun felsefeye dair ön yargı oluşturduğunu düşünüyordum ben de. Ama şimdilerde gözlemlediğim şey insanların felsefi kavramlar kullanarak gündelik dilin dışına çıkmaktan hoşlandıkları. Bu hoşlanmanın altındaki psikolojik ve sosyolojik etkileri analiz edemem elbette; fakat son yıllarda felsefeye olan ilgi ciddi oranda arttı. Bunu kitapların baskı sayısından gözlemleyebiliriz. Felsefe artık sıkıcı, yalnızca yaşı büyük insanların ilgilendiği bir şey olarak düşünülmüyor; herkes bunu (zaten olması gerektiği gibi) hayata dair bir olanak görmeye başladı. Bu durumda dijital platformların da etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum.

Akademideki Dilara, dijital Dilara’ya kıyasla daha eklektik çalışan ve öznel yorumlar yapmaktan çekinmeyen biri. Akademik çalışmalarımda her zaman en az 2-3 disiplini bir araya getirmeye çalışır; bol bol “Benim iddiam…” cümlesini kullanırım. Oysa dijital Dilara, sistematik ve objektif bir şekilde felsefe tarihi anlatmaya çalışıyor. Akademide hiç ilgimi çekmeyen bir konuydu bu. Böyle olmasının sebebi öncelikle buna ihtiyaç olduğunu düşünüyor olmam. Türkçe dijital kaynaklar oldukça az, sorumluluk almak istedim.


Seni bulmuşken "Hayatın anlamı nedir?" diye sormak istedik ama çok derinlere gideriz diye burada duruyoruz. Çağrışımları seviyoruz. Üç maddeye, üç kısa çağrışım yanıtı bekliyoruz:

Hayatın anlamı bulduğumuz değil, yarattığımız bir şeydir diyerek ben de kısa keseyim.

  • Sanal gerçeklik: Dualizm; gerçekliğin bölünmesi ve mutlağın dağılışı.
  • Spinoza: Yaşamı özümsemek! Mutlu olmayı Spinoza’dan öğrendim.
  • Waking Life: Bulantı… Sartre’ın dediği gibi, “İnsan, bulantıdır.” Fakat pesimizme sürüklenmemek gerek, bulantının da insan olmaya dair olduğunun farkına varmalı.

Dilozof'a buradan kayıt olabilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Editörün SeçkisiEditörün Seçkisi

BÜLTEN SAYISI

Aposto! Digest #5: İş dünyası, kültür, sosyal farkındalık

Platformun yenileri ve editörlerin favorileri burada ☝️

17 Nis 2021

Aposto! Digest #5: İş dünyası, kültür, sosyal farkındalık

YAZARLAR

Editörün Seçkisi

Aposto'da öne çıkan çıkan yayınlar ve içerik derlemeleri.

İLGİLİ OKUMALAR