Milyonluk Bebek / Million Dollar Baby

Haftanın konuğu Gürsel Dürüsel.
Milyonluk Bebek / Million Dollar Baby

Sevdiğimiz isimlere “içinde yaşamak istedikleri film ya da diziyi” sormaya devam ediyoruz. 51. konuğumuz Gürsel Dürüsel, seçtiği filmse Milyonluk Bebek / Million Dollar Baby.

İçinde yaşamak istediğim filmi tanımlamak benim için gerçekten zor oldu. Uzun süre düşündüm. En sevdiğim filmleri aklımdan geçirdim. Fetiş filmlerimden bir kısmı mafya filmleri ancak yapı olarak şiddete meyyalim olmadığından bu filmlerde kendime bir rol biçemedim. Derken aklıma işte bu dedirten bir film geldi ve hemen yazıya döktüm. 2004 yapımı Milyonluk Bebek / Million Dollar Baby. 2005 Oscar Ödül Töreni’nden 4 ödülle ayrılan modern bir başyapıt. Kendimi yerine koyduğum karakter de Maggie Fitzgerald. Bunu cinsiyete takılmadan söylüyorum elbette. Burada takılı kaldığım, beni içine çeken nokta Maggie’nin azmi ve Frankie gibi bir ikonla böyle sağlam bir bağ kurabilmek.

Million Dollar Baby çok uzun yıllardır yerine yenisini koyamadığım, içime işleyen bir dram. Film müziklerinden, oyunculuklarına, kurgusundan, yönetmenliğine olmuş bir iş. Filmin tamamına hâkim olan dingin hava, abartıya kaçmayan pekâlâ yaşanabilecek olaylar adeta bizi filmden bir karakter gibi ringin yanında bir sandalyeye oturtuyor. Frankie ve Maggie arasındaki tatlı sert atışmalar, zamanla aralarında kurulan sağlam bağ çok hakiki. Frankie kızından uzaklaştığından beri rüzgârda savrulan bir yaprak. Aksiliği hiç dinmeyen, gittiği kilisedeki rahibi bile bıktırmış bir huysuz ihtiyar. Kendisini çekebilen tek kişi dostu Eddie. Bir anda hayatına Maggie giriyor ve ikilinin hayatı eskiye dönemeyecek şekilde değişiyor.

Maggie gibi azmin zirvesinde olan, tuttuğunu koparmadan bırakmayan bir karakter hiç olmadım. Zorluklara bu denli direnen bir figür idolüm olmayı hak ediyor ve beni boks eldivenlerini takıp hız torbasını yumruklamayı öğrenmek isteyen hevesli bir öğrenci olmaya itiyor. Yaşadığım zorluklar çalıştığım restoranda kalan artıkları cebime koyup evde ısıtmaktan çok ötede. Ailemle de kopuk bağlarım var ama yanı başımda dağ gibi Frankie Dunn olması her şeye değer. Hangi güzel sözler, Mo Chuisle gibi huysuz bir ihtiyarın kalbinden dökülen bu samimi tanımın yerini doldurabilir? Üstelik son arzumu kırmayıp cehennemde yanmayı göze alacak bir eğitmenin, bir babanın yerini kim alabilir? İnsanların bugün çıkar ilişkileri üzerine kurdukları sahte dünyalardan bıkmış biri olarak, bu filmdeki samimiyet içime sevgi ve umut tohumları ekiyor. Kendinden vazgeçecek kadar sevmek ve bu denli büyük bir fedakârlık yapmak maalesef artık sadece filmlerde var. Bu üzücü durum da Sevmek Zamanı filmindeki Halil’in resme âşık olması gibi beni filmlere daha çok bağlıyor. Umut sinemada.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Bu Hafta Ne İzlesem?Bu Hafta Ne İzlesem?

BÜLTEN SAYISI

Bu Hafta Ne İzlesem? -129-

🎥 Dead to Me, 1899, Wednesday, La Brea, The Menu ve haftanın tüm dizileri, filmleri burada.

17 Kas 2022

Bu Hafta Ne İzlesem? -129-

YAZARLAR

Bu Hafta Ne İzlesem?

Dijital platformlardan izleme önerileri her perşembe e-posta kutunuzda ve Aposto uygulamasında.

İLGİLİ OKUMALAR