Mükemmel Aktivist İkilemi

Bugün belki de hepimizin birçok kez içine düştüğü, zaman zaman sorguladığımız, hatta sorgulamamızı sorguladığımız bir döngüden bahsedeceğiz. Buna hem yabancılar hem de biz Türkler “dilemma” diyoruz. Fakat bu kez konu kendi içsel ikilemlerimizden ziyade “Mükemmel Bir Çevre Aktivistinin İkilemi.” Yani bizim şu içine düştüğümüz büyük çaresizliğimiz de diyebiliriz. Ya da diyebilir miyiz?
Hangimiz Mükemmeliz? Değişim her zaman zordur!
Ben, doğaya ve yaşadığı çevreye duyarlı bir çocuktum. Büyüdüm ve bu hiç değişmedi. Aksine yaşım arttıkça farkındalıklarım ve hayata geçirdiğim eylemler giderek çoğaldı. “Çevre aktivisti misin” derseniz, bence öyleyim. Bence diyorum, çünkü hikayem gerçekten de burada, yolda yürürken her an karşılaşabileceğiniz biri gibi -biz Ayşe teyze diyelim ona- başladı.
Gündemi takip ederek sosyal hareketlerden haberdar olan, change.org’da imzaladığı kampanyayı komşusuna anlatıp Facebook’ta paylaşan, köşe başındaki kediyi besleyen, evindeki atıklarını olabildiğince ayrıştıran, sokakta elinde filesiyle gördüğümüz, emekli maaşıyla geçinen o kişi; Ayşe teyze!
Bir gün sosyal medyada gezinirken viral olan “Tavşan Ralph” videosunu gördüm. Hayatımda beni bu kadar sarsan bir video daha önce olmuş muydu inanın hatırlamıyorum. O videodan sonra hem hayvan deneyi yapmayan hem de doğaya zarar vermeyen markaları araştırmaya başladım. Onlarcası çıktı karşıma. Veeee işte ilk dönemeçle de o zaman karşılaştım; hayvanları ve doğayı koruyan (şampuanlar, makyaj malzemeleri vb.) kişisel bakım ürünlerinin pahalılığı.
Sizce Ayşe teyzenin önceliğini ne olurdu?
Bir yanda alacağı birkaç parça ürünün fiyatıyla değişecek hayat kalitesi, diğer yanda vicdani olarak yapmayı tercih ettiği eylemler. Şimdi, size soruyorum; Ayşe teyzenin alamadığı o şampuan yüzünden hangimiz, onun doğaya ihanet ettiğini, savunabilir?
İşte aslında birçoğumuzun içine düştüğü ikilem bu! Bunları yapıyorum, ama şunu yap(a)mıyorum. Bu durumda, ben bir çevre aktivisti değilim ya da değil miyim. Halbuki her birimizin içinde bulunduğu sosyal çevre, ekonomik durum ve cinsiyet gibi farklılıkları var ve her birimiz kendi şartlarımızca çevreciyiz. Ama çok, ama az. Aktivist olmayı; ‘her şeyi biliyorsa her şeyi de yapıyordur’ mantığıyla düşünüyoruz birçoğumuz. Haksız da sayılmayız belki. Toplumsal olarak yarattığımız tabularımız ve yıkılmaz kalıplarımız bizi, “ben zaten aktivist değilim ki, pet şişe kullansam ne olur?” anlayışına itiyor. Size de çok tanıdık gelmedi mi?
Bu yazıyı yazarken, yıllar önce kendimce kınadığım bir arkadaşım geldi aklıma. Savunduğu düşüncesinin tersine bir hayat düzeni vardı. Kendi kendime, gerçekten savunuyor olsaydı böyle bir hayatı olmazdı. Onu kullanmazdı ya da bunu yapmazdı demiştim. Bu anımı hiç unutmadım. Karşıma çıkan “mükemmel” örnekleri de hep ama'larımla çürüttüm.
Ben artık bunu nedenini biliyorum. Kaçmak! Doğruya adım adım yaklaşmak ve yaklaştıkça artan farkındalığın altında ezilmek.
Evet ezilmek! Fark eden bir insan artık eskisi gibi değildir. Olamaz! Hiçbirimiz eskiye dönemeyiz, duyduklarımızı bilmiyormuş gibi, yapamayız. Artık o "bilmeyen kişi" değilizdir.
İşte bu yüzden hep o “aktivistlerin” açığını aramakla geçiyor zamanımız. Çünkü; mükemmel gördüğümüzün aslında “o kadar da” mükemmel olmadığını görmek, kendimizi rahatlamamızı sağlıyor. Hareket etmemizi, eyleme geçmemizi kısıtlayan yegâne şey şu eleştiri.
Ben, bugün burada, açık yüreklilikle söyleyebiliyorum ki; yukarıda konuştuğumuz Ayşe Teyze, benim!
Bitirken
İşte bu yüzden sevgili okur, gelin şimdi her birimiz birer Ayşe Teyze olalım.
Çok büyük adımlar atamıyorsak, gelin küçüklerinden başlayalım. Bu yazıyı okuyan herkesin de aslında birer çevre aktivisti olduğunu, dünyayı Ayşe teyzelerin kurtaracağını unutmayalım.
Yazar: Bengisu Birhekimoğlu, Naz Yaman
Editör: Merve Apaydın, Derin Altan
Araştırma: Bengisu Birhekimoğlu
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Kafayı iklim değişikliği, sürdürülebilirlik ve çevre konularına takmış durumdayız. Ama bunu yaparken, bu hareketin geniş kitlelere yayılabilmesi için, frene ihtiyacımız olan anlar yok mu?
28 Nis 2022

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR

