Müze nedir (ve ne değildir)?

"Müze bir depo değildir."
Müze nedir (ve ne değildir)?

Müze, sanat koleksiyonların, eserlerin ve tarihi, bilimsel veya kültürel öneme sahip diğer nesnelerin halkın görmesi ve öğrenmesi için sergilendiği bir alandır. Müzeler aynı zamanda uygulamalı öğrenme, etkileşimli sergiler ve diğer eğitim programları için fırsatlar sunan bir eğitim kaynağı.

“ICOM (International Council of Museum) geçtiğimiz günlerde müze tanımını güncelledi. Fakat bu tanım içerisinde hâlâ “institution” (kurum) kelimesi dikkat çekiyor. Bu nedenle hâlâ müzeyi dört duvar arasında didaktik bir yapı olarak hissetmeye devam ediyoruz. Halbuki günümüzde çeşitli örneklerle müzelerin duvarların dışına çıkabildiği etkileyici çalışmalar mevcut. Kültüre dair bilgiyi elinde tutan bu alanların (Institution yerine space “alan” denmesini tercih ediyorum.) durağanlıktan çıkıp dünya çapında erişilebilir olması bu açıdan çok kıymetli. Ben müzeleri kültürel bir deneyim alanı olarak görüyorum. Kültürlere ait hikâyeleri ziyaretçilerine anlatırken aslında onlara da yeni bir deneyim kazandırıyor. İhtiyacımız olan şey ise didaktik bir yaklaşımdan çıkarak ziyaretçinin müze alanında hem bilgi üreticisi hem de tüketicisi olmasını sağlayabileceğimiz daha interaktif bir yaklaşım.” - Sedef Akalın, IDEMA Yaratıcı Endüstriler Uzmanı

“Müze bir depo değildir. Müze çoğunlukla eserlerin bir mekâna istiflendiği bir alan olarak görülebiliyor ve kullanılabiliyor. Orası yalnızca eserlerin biriktirildiği toplandığı bir alan değil. Müzeyi müze yapan şey içindekileri anlamlandırabilen insanlardır. İçinde etiketlenen her şey verilen bilgiler insan için. Oradaki eserler insanların gözlemine, hayal gücüne ihtiyaç duyuyor. Hâlâ kullanım amacı bilinmeyen eserler var, insan oradaki yaratıcılığını ortaya koyarak bir yorum katabiliyor. Müzenin eserlerin bulunduğu bir mekândan ziyade, tüm bu yaratıcılığın, hayal gücünün hayat bulduğu bir deneyim olduğunu söyleyebiliriz.” - Gökçe Güzel, Arkeolog

Müzeler, var olmadığımız bir zamana bizi götürür. O anın içinde yalnızca kendimiz ve eser vardır. O eserle kurduğumuz ilişki, bize özgüdür ve biriciktir. Sınırsız hayal kurabilir, istediğimiz maceralara atılırız ama bunu kimseye söylemek zorunda değilizdir. Hatta çoğu zaman da kimse bilmez. Oradan oraya gezerken yaşadığımız her maceranın bizde bıraktığı izler, keyifli bir kitaptan başımızı kaldırdığımız ana benzer. “Tüm bunları ben mi yaşadım?” deriz. Ya da durup, “Vay be! Neler yaşamışlar ama ben nasıl dahil oldum?” deriz. Sanatın ve müzenin gücü de burada devreye girer. Aradan zaman geçtiğinde ve yolumuz bir kez daha düştüğünde tanıdık arkadaşlara selam vermek için bekleriz. Biz de, eser de bize gülümser. Aradaki sırrı “bizler” biliriz. Ve yine biliriz ki, yeni maceralar için de o gülümseme vardır. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

#20: müze hâli

eğitimde yirminci hâlimiz: müze hâli.

27 Oca 2023

#20: müze hâli

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR