Neden rüya görüyoruz veya rüyada Zeki Müren görmek


Her an çarpıcı: Tissot Seastar Bu yaz karşımıza çıkacak her sürprize balıklama dalmaya hazırız. Hikâyemizi özgürce yazmayı, maceracı ruhumuzu geride bırakmamayı seçiyoruz. Toplantı daveti mi geldi? Ona da hazırız; Tissot Seastar ile her zaman, her yerde özgün tarzımızı konuşturuyoruz. Neler oluyor? 1853'ten bu yana geleneği ve öncü ruhu birleştiren Tissot 'nun vazgeçilmezlerinden olan Seastar koleksiyonu , tüm zamanların çok sevilen klasik dokunuşunu daha çağdaş ve orta boy kasalı Powermatic 80 mekanizmalı beş yeni modelle genişletti. 40mm kasasında maceracı bir ruh taşıyan Tissot Seastar; su altı keşiflerinden ilhamla tasarlandı. İsviçre işçiliğinin verdiği dayanıklılık ve güvenilirliğin form bulmuş hâli olan bu çekici saat, yaz mevsiminin tadını kendinizden emin bir şekilde ve 300 metreye kadar (1000 ft) su geçirmez oluşunun sunduğu doğal özgürlükle çıkarmanızı sağlıyor. Daha kompakt ve sofistike bir görünüm kazanan koleksiyon, sportif ve iddialı bir aksesuar arayanların her anına keyifle yakışıyor. Değiştirilebilir kayış sistemi yazın sürprizlerine ve her tarza uyum sağlamayı mümkün kılarken farklı kadran renkleri, yüzey dokuları ve özel siyah PVD kaplama gibi seçenekleriyle her yerde ayırt ediliyor. Super-LumiNova® kaplama akrep, yelkovan ve saat indeksleri sayesinde loş ortamlarda dahi görünüşünüzü güzelleştiriyor, İsviçre dokunuşunu tarzınıza taşıyor. Yazın güzelliklerini kolunuzda güvenilir, kalıcı ve tavizsiz bir yol arkadaşıyla keşfetmek için Tissot Seastar koleksiyonunu buradan keşfedebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Eski patronum, ilkokul öğretmenim ve ben Ankara’ya Cem Uzan ile görüşmeye gidiyoruz. Deniz kenarında bir yere oturuyoruz, ilkokul öğretmenim bulmaca çözüyor. Eski patronum Cem Uzan’la Afrika’da safariye çıktığını, Uzan’ın bir zürafa vurmaya çalıştığını anlatıyor. Oturduğumuz masa bir anda rakı sofrasına dönüşüyor, hava kararmış oluyor ve öğretmenimin yanında Zeki Müren oturuyor.
Her ne kadar Zeki Müren’le bir sofrada buluşmak, rüyada da olsa, güzel olsa da ben bu rüyayı neden gördüm?
Neden rüya görüyoruz?
Rüyaların bir işlevi, fonksiyonu olduğu büyük ihtimalle tarihteki en eski inanışlardan. Eski Mısır’da düşlemek, bir çeşit görme biçimi olarak ele alınıyor. Profesyonel rüyacılar, devlet erkanı hizmetinde düşlüyor; gördükleri üzerine savaş kararları alınıyordu. Antik Mısır ve Yunan’da, rüyaların ya gelecekten kesitler ya da ölülerden mesajlar taşıdığına inanılıyordu.
Modern nörobilim ise MRI ve farklı görüntüleme tekniklerinin de yardımıyla rüyalarla ilgili farklı açıklamalar getiriyor. Bunlar arasında en ikna edici görünen, 2019 yılında bizzat dinleme fırsatı bulduğum nörobilim profesörü David Eagleman’ın “savunma aktivasyon teorisi.” Sinestezi, yani 5 duyunun birbirine karışması durumunu inceleyen Eagleman ve ekibi, görme engelli kişilerin duyma ve diğer duyularının gelişmesi konusunda şöyle bir durum fark ediyor: Beynin kullanılmayan, yani herhangi bir şekilde yeni veriyle karşılaşmayan duyu işleme kısımlarında yer alan nöronlar, diğer duyuların işlenmesinde görev almaya başlıyor. Özetle, duyuların işlenmesinden sorumlu bölgelerde, görsel verinin işlendiği kısımda yer alan nöronlar atıl kaldığında diğer bölgeler burayı ele geçiriyor. Atıl kalınan sürenin yalnızca 1 saat olması bu durum için yeterli oluyor.
Aslında bu mekanizmayı mümkün kılan şey, “beyin plastisitesi” ya da “beyin esnekliği” diyebileceğimiz, beynin adaptif yapısı. Beyin bölgelerinden bahsederken aslında katı ayrımlardan konuşmamamız lazım, beynin her kısmında yer alan hücreler, nöronlar birbirinin aynı. Farklı görevler üstlendiklerinde farklı isimler alıyorlar. Ancak bu üstlendikleri görevle ilgili onlara yapacak iş verilmediğinde, başka işlerle uğraşıyorlar ve artık birincil fonksiyonları bu oluyor.
Görme konusuna geldiğimizde, Eagleman ve ekibinin bulgularına bakınca tarihsel olarak karanlıkta kaldığımız, şimdilerde de gözlerimizi kapattığımız gece saatlerinde görsel veriyle beslenmeyen nöronların, bu sırada diğer duyuların işlenmesiyle meşgul olması gerekiyor. Eğer durum bu olsaydı her geçen gün görüşümüzün kötüleşmesi, zaman içinde gördüklerimizi daha az işleyebiliyor olmamız gerekirdi. İşte, tam olarak bunu engellemek için rüya görüyoruz.
Aslında gözümüzden beynimize hiçbir görsel veri akmadığı saatlerde dahi bu veriyi işlemek, bu veriyi görselleştirmekle görevli nöronları meşgul tutmak için gelişmiş bir evrimsel mekanizma rüyalar. Her ne kadar İngilizcede “rüya görmek” için “to dream” (düşlemek) veya “to have a dream” (rüya almak) dense de Türkçede “rüya görmek” kalıbını kullanmamız, bu görsel duygunun geceleri de aktive olduğuyla ilgili bir içgörü.
Neden bu rüyaları görüyoruz?
Siz uyurken beyniniz bir şeyler görmek ihtiyacı duyuyor dedik, peki neden bunları görüyoruz?
Gördüğümüz rüyaların içeriği de rüyaların fonksiyonlarıyla bağlantılı. Bu açıdan farklı teoriler mevcut. Eagleman’ın dediği gibi görsel bir uyarılma gerekliliği sebebiyle rüya görüyor olsak da, yüz milyonlarca farklı görsel kombinasyon arasından bunları görüyor olmamızın bir anlamı olmalı.
Eski zamanlarda bu rüyalar geçmiş ya da gelecekten bir havadis olarak yorumlanırken, bireyselleşen dünyada rüyaların söyleyebileceği bir şey varsa da bu kişiye dair olmalıydı. İnsan psikolojisi ile rüyaların bağına odaklanan Sigmund Freud'a göre uyurken gördüğümüz rüyalar, uyanıkken bastırdığımız arzularımızın bir dışavurumu. Ego uyurken, id kendi krallığını ilan ediyor.
Geniş ilgi toplayan bir başka teori, rüyaların bir çeşit zihin temizliği olduğu yönünde. Gün içinde aldığımız tonlarca veriden yalnızca bir kısmına kafa yorabiliyoruz, devamı da rüyalarla atılıyor. Yani “unutmak için rüya görüyoruz.”
Olası bir başka açıklama, rüyaların bizi hayata hazırladığı. Bu açıklamaya göre rüyalar, sonuçlarını yaşamadan kendimizi belli durumlara hazırlayabileceğimiz simülasyonlar veya oyun alanları sağlıyor. Birçoğumuzun gergin, endişeli rüyalar görmesi bundan: Bu bir çeşit antrenman.
Yine başka bir açıklama, aklımızı meşgul eden konuları rüyalarda işlediğimiz, uyanık saatler haricinde de problem çözmeye mesai harcadığı yönünde.
- Yapılan bir araştırmada, iki grup katılımcıya bir labirent çözme işi veriliyor ve bunun üzerine kafa yoran bir gruba 90 dakikalık kitap okuma arası verilirken, diğer gruba uyuma arası veriliyor. Uyuyanların önemli bir kısmı rüyalarında labirenti görüyor ve bunu görenler, kitap okuyanlara göre 10 kat daha başarılı bir şekilde labirenti çözüyorlar.
Neden artık rüyalarımızı konuşmuyoruz?
Madem rüya görmemizin evrimsel sebepleri var, gördüğümüz şeyler de rastgele değil, neden artık rüyalarımız üzerine pek konuşmuyoruz?
Oldukça ilginç senaryolarla bezenmiş bu ortak insanlık tecrübesi belki de tarihte ilk defa bu kadar az yer kaplıyor hayatımızda. Terapi koltukları ve eski sevgiliye gönderilen mesajlar haricinde modern dünyada kendine yer bulamayan rüyalar nasıl bu kadar arka plana atıldı?
Modernitenin merkeze aldığı özgür irade sahibi, kapitalizmin ihtiyacı olan “üretken” insan anlatısına karşı çıkan bir insan tecrübesi rüyalar. Alıp satamıyoruz, büyük ölçüde ne gördüğümüz hakkında kontrol sahibi değiliz. Bir anlamı olduğunu, dünya ya da kendimiz hakkında bir şey söylediğini bilsek de maddesel/materyalist olan ve “tek gerçek” addettiğimiz dünyayla direkt ilgili görmediğimiz bu tecrübelerimizi yok sayıyoruz. Bu sırada da bir miktar anlam kaybediyoruz.
Belki rüyalarımızdan bahsederek başlayabiliriz bu anlamı geri kazanmaya. Oturdunuz diyelim Cem Uzan, Zeki Müren, ilkokul öğretmeniniz, eski patronunuz bir sofraya, bunun sorgulanmaya değer bir boyutu olabilir. Bunu anlamak, kendimizi ve dünyayı daha iyi tanımak için atabileceğimiz en kolay adımlardan. Kolay olduğu kadar da ilginç olabiliyor bazen.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
NEREDE YAYIMLANDI?
Maliye, 150 lira olan yurt dışı çıkış harçlarına 10 katına kadar zam yapmayı planlıyor. Türkiye'nin talebi doğrultusunda ABD'de yakalanan Eylem Tok ve oğlunun iadesi tartışılıyor.
15 Haz 2024

YAZARLAR

Alp Akiş
Politika Editörü

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Hiç”, cümle içinde pekiştirme, kesinlik, miktar veya zaman bildiren çok işlevli bir sözcüktür. Olumsuz cümlelerde eylemin anlamını kuvvetlendirir, soru cümlelerinde belirsizlik veya olasılık belirtir, tek başına kullanıldığında ise mutlak yokluğu ya da değersizliği ifade eder.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

Fas’tan İspanya’nın Kuzey Afrika’daki özerk şehri Ceuta’ya yönelik kitlesel geçişlerde en az 57 kişi öldü. İspanya İçişleri Bakanlığı, 30 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 50 bin kişinin kente girdiğini; Ceuta yönetimi ise sayının 60 bine ulaşmış olabileceğini açıkladı. Cuma akşamına kadar 48 bin 300 kişinin Fas’a döndüğü bildirilirken Madrid yönetimi sınır bölgesine asker ve ek güvenlik personeli gönderdi.

Üsküdar Belediyesi'ndeki yapı ruhsatı ve iskan işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin soruşturmada Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın da aralarında bulunduğu dört kişi tutuklandı. İki şüpheli adli kontrolle serbest bırakılırken savcılık, belediye iştiraki Kent AŞ üzerinden müteahhitlerden para talep edildiğini ve ruhsat süreçlerinin yetkisiz kişilerce yönlendirildiğini öne sürüyor. Dedetaş suçlamaları reddederek müteahhitlerden para alınması yönünde hiçbir talimat vermediğini söyledi.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.




