
Yazı: Öyküm Deniz
Üniversiteyi Çanakkale’de okudum. Bilenler bilir Çanakkale özellikle de büyük şehirden gelmiş biri için kutu oyunu gibidir. İki sokak arasının da aynı denize bağlandığı bir yerdir. Öyle ki ilk günümde kaybolmamak için etrafı tanımaya çıkmıştım. Otobüsten indiğimde “Merkeze nasıl gidebilirim?” diye sormuştum bir bakkala. Bakkallar ve eczaneler o yerin navigasyonudur bilirsiniz. Adam bana gülmüştü. “Hangi sokaktan gidersen git, denizi gördüğün zaman istediğin yere ulaştın demektir.” demişti.
Neyse lafıma dönecek olursam Çanakkale’de küçük bir kafeye oturdum. Çok severdim o kafeyi. İçi o kadar küçüktü ki sadece dışarı oturabildiğinizde nefes aldığınızı hissediyordunuz. İşte orada okumaya başlamıştım Özge Dirik’i. Genç yaşta intihar etmiş birisinin yazmış olduğu şiirleri okurken tam da ona yaraşır bir ortam bulmuş olduğumu çok sonradan fark edecektim. Ufak ama samimi. Nefes bile aldırmayan ama yaşatan. Kederli ama bir o kadar içten gelen bir histi şiirlerinde hissettiğim. Bu kitabı anlatmaya karar verdikten sonra aslında şiirlerinden başka hiçbir şeye gerek olmadığını anladım. Ölmeye gitmeden önce bile vasiyet ettiği 30 şiiri karaladığı ajandasından çıkıp kitap olmuş ve “Nokta Durağı” ismi ile aramıza katılmış. Birisinin vasiyeti şiirleri ise varın siz düşünün değerini.
Şimdi tam da bu yazıyı yazarken kitabın sayfalarını şöyle bir karıştırıp karşıma çıkan ilk şiiri buraya yazacağım. Bizim şansımız olsun. Nefelibata’dan sizlere giden bir yolun şiiri olsun. Olsun be!
“(…)hiç kurumayarak kendini koruyan
bir tablodur sol göğsün
kırar kurtarılacak dalları
hangi günahında boğuldu bilmem
sağır ve dilsizler okulunda
kulaktan kulağa oynayan tanrısı…” (sayfa 98)
Özge Dirik genç yaşta aramızdan kendi çizdiği yolda yürümeyi seçerek ayrıldığında belki de çoğu kişi bilmiyordu şiirlerini. Gidişi ile birçok şiirini bize emanet etti. Bu da Özge Dirik’i hatırlama şeklimizdi. Onun bıraktığı genç yaşımda kaldığı yerden devam ediyorum hayatıma. Onun da elinden ve şiirinden tutarak. Ne zaman kalbim sıkışsa bir şiiri ile daha da sıkışıyor kalbim. Çivi çiviyi söker sözünün sağlamasını yapar gibiyim.
Şimdi tam da onun istediği gibi onu hatırlıyorum. Onu hiç unutmuyorum ki. Bu sayede Özge Dirik’i tanımayanlarınız için ben de size muhteşem bir insanı tanıtıyorum. Unutmamaya kaldıralım bardaklarımızı. Ya da ellerimizi. Ya da noktalarımızı. Ya da suskunluklarımızı.
“o kağıt parçasına attığın yedinci çentik
bir adamın şu dünyaya karaladığı
“aşk olsun” şiiridir.” (sayfa 18)
Kardeşim Özge, seni özledik.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş

