Opera ve mit: Orfeus neden arkasına baktı?

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Yazı: Dr. Selda Eke
“Mit olmadan tüm kültürler, sağlıklı, yaratıcı, doğal enerjilerini kaybederler, yalnızca mitlerle çevrelenmiş bir ufuk kültürel bir hareketi kuşatır ve birleştirir.” Friedrich Nietzsche
“Mit yaşamın temelidir; yaşamın bilinçaltı bir itkiyle kendi özelliklerini yeniden üretirken içine aktığı zamandışı kalıp inanca dayalı formüldür.” Thomas Mann
Klasik müzik tarihinin çeşitli dönemlerinde opera bestecileri antik Yunan mitlerinden ilham alarak eserler bestelemişlerdir. Orfeus (Orpheus veya Orfe) ve Euridike’nin (Eurydice veya Eurydike) ölümsüz aşkını anlatan Orfeus miti de çok sayıda opera eserine konu olmuştur. Klasik müzik tarihinin üç farklı döneminde, üç önemli besteci bu miti konu alan eserleriyle opera tarihinin gelişimine olağanüstü bir katkı sağlamıştır.
Orfeus'un yeraltına yolculuğu
Antik dönemin Romalı şairi Ovidius’un (MÖ 43'ler), “Dönüşümler” adlı destansı klasik şiirinde yer alır bu trajik aşk öyküsü. Antik dönemin diğer ünlü şairi Vergillius’un (M.Ö 21’ler) “Georgikler” adlı manzum şiirinde ise öykü farklı bir şekilde anlatılır. Biz klasik anlatıya sadık kalarak Ovidius’un metni üzerinden ilerleyelim.
Müziğin efendisi, şarkıların tanrısı Orfeus, bir rivayete göre müziğin, sanatların, güneşin tanrısı Apollon’un, bir rivayete göreyse Trak kralı Oegrus’un oğludur. Annesi sanatsal faaliyetleri temsil eden dokuz periden biri olan epik şiirin ilham perisi Calliope’dir (Yunanca peri Mousai).
Antik çağın mistik ozanı Orfeus, Trakya dağlarında babası Apollo’nun ona hediye ettiği liri çalmakta, güzel müziğinin etkisiyle kainatın tümünü kendisine hayran bırakmaktadır. Bir gün Trak dağlarında gezerken güzeller güzeli orman perisi Euridike’yle karşılaşır. Âşık olan çift, görkemli bir düğünle evlenir.
Fakat onları bir felaket beklemektedir. Euridike bir Satir tarafından saldırıya uğrar. Panik hâlinde kaçmaya çalışırken attığı yardım çığlıklarını duyan Orfeus hemen ona koşar ancak sevgilisi kaçarken düştüğü kuyuda bir yılanın zehriyle hemen oracıkta ölüvermiştir. Geç kalan Orfeus, yaşadığı kaybın acısıyla feryat eder; dağ-taş feryadını duyar. Hemen sonra ise sonsuz bir yasla sessizliğe gömülür. Artık şarkı söylemeyecek, lir çalmayacaktır.
Bütün kainat da onunla birlikte yas tutar. Sonunda Apollon'a başvururlar. Apollon da oğluna yeraltı tanrısı Hades'le görüşmesini tavsiye eder. Giderken de ona yardım etmek için saçından bir tutam kopararak lirin telleri yerine kendi saç tellerini takar.
Ancak yeraltı dünyasına yolculuğun önünde engeller vardır. Kapı bekçisi üç başlı cehennem köpeği Kerberos’u aşmak zor olmaz. Köpek, Orfeus’un güzel müziğinin etkisiyle uyuyakalır. Ölenleri yeraltına götürmekle görevli Styx ırmağının meşhur kayıkçısı Kharon da müziği duyduğunda Orfeus’u yeraltı dünyasının kapılarına götürmeye ikna olur.
Sonunda yeraltı dünyasının kralı Hades ve eşi Persephone, Orfeus’u huzurlarına kabul ederler. Orfeus, Euridike'yi kendisine vermeleri için yalvarır. Aksi takdirde, kendisinin de ölüler diyarında sonsuz dek kalmaya hazır olduğunu söyler. Sonra da kralın izniyle lirini çalmaya başlar. Bir sessizlik sarar kralın huzurundaki tüm dinleyenleri. Kral ve kraliçe aşklarının ilk günlerini yâd eder, duygulanırlar. Aşk, her faninin, kralların ve hatta tanrıların bile başından geçmiştir.
Nihayet Euridike huzura çağrılır. Âşıklar hasretle birbirlerine sarılır. Hades, onları bir şartla serbest bırakacağını söyler. Yeryüzüne doğru çıkan yolda ışığı görene dek Euridike sevgilisinin arkasından yürüyecek, Orfeus ise yol boyunca arkasına bakmayacaktır.
Fakat merak güçlü bir duygudur. Orfeus son anda eşini gözden yitirme kaygısıyla dayanamayarak arkasına bakar ve Euridike bir siluete dönüşerek karanlığın içine çekilir. Orfeus arkasından koşar, ama nafile, karanlığın kapıları sonsuza dek kapanmıştır artık.
İkinci yas ve ölüm
Orfeus, Euridike'nin ardından ikinci bir yas dönemi sonrası tekrar beste yapmaya, lir çalmaya başlar. Yeryüzündeki tüm kadınlar ona âşıktır, ama o kendisini baştan çıkarmaya çalışan tüm adınları reddederek aşkının yasını tutmaya devam eder. Reddedilen Trakyalı kadınların öfkesi büyür. Sonunda onu parçalayarak öldürür, bedenini de denize atarlar.
Başı ve liri sürüklenerek Lesbos (Midilli) adasına ulaşır. Periler dağılan parçalarını toplarlar. Başını gömerler. Hemen orada adına bir tapınak inşa ederler. Lirini ise gökyüzüne, yıldızların arasına yerleştirerek onu ve müziğini taçlandırırlar. Çalgı takımyıldızı olarak bilinen Lyra'nın adı buradan gelir.
Opera tarihinde Orfeus miti
Çağlar boyunca insanlığı etkilemiş Orfeus mitinin operayla buluşması 16. yüzyıla denk gelir. 16. yüzyılda Antik Yunan mitlerini yeniden canlandırmak isteyen ve Camerata adıyla bilinen bir grup, Floransa'da din dışı müziği halkın beğenisine sunma amacıyla biraraya gelir. Yunan tragedyalarında olduğu gibi koro ve çalgının birlikte kullanıldığı, başında uvertür adı verilen bir giriş müziğinin yer aldığı, sahneye çıkan karakterlerin müzik eşliğinde duyurulduğu eserler bestelemeye başlarlar.
Madrigalleriyle tanınan Barok dönemin İtalyan bestecisi Claudio Monteverdi (1567-1643) tarihteki ilk opera olarak kabul edilen L’Orfeo'yu ilk kez 1607’de Mantova Dükü'nün sarayında sahneler.
- Ortaçağ’ın sonları, Rönesans ve Barok dönemlerini kapsayan madrigaller çok sesli, enstrüman eşliği olmaksızın söylenen, dinî olmayan vokal müzik kompozisyonlarıdır.
- Operada ise müzikle söz içiçe geçmiştir. Operada yer alan dramatik karakterler, solo veya koro şarkılarıyla orkestraya eklemlenmiştir. Sahne ve dekor operanın olmazsa olmaz nitelikleri arasına girmiştir.
L'Orfeo operasının sonuna kadar klasik metine sadık kalınmıştır. Ancak son bölümde Orfeus’un arkasına bakmasıyla, koro söze karışır. Hep bir ağızdan Orfeo'nun cehennemi yendiğini ancak kendi ihtiraslarına yenildiğini söylerler. Bu operada iki farklı son düşünülmüştür:
- İlkinde klasik metinde olduğu gibi Orfeus, Traklı kadınlar tarafından öldürülür.
- Diğer versiyonda ise Tanrı Apollon, oğlunun yardımına koşar. Oğlunu göklere çıkararak sonsuzluğa kadar aşkının hayali ile yaşamasını sağlar.
Beş perdelik L’Orfeo operasının giriş bölümü son derece etkileyicidir. Perde açılıncaya kadar aynı müzik üç kez tekrarlanır. Bu bölüm Dük'ün karşılanması için düşünülen bir hazırlık müziğidir. İkinci çalış sırasında Dük artık içeri girmiştir ve ilk perdenin açılması için hazırlık tamamlanmıştır. Günümüzdeki performanslarda bu bölüm orkestra şefinin girişini ilan eder. Özellikle İspanyol besteci ve müzisyen Jordi Savall’ın yönettiği operanın giriş bölümü oldukça etkileyicidir.
Klasik dönem Mozart, Haydn, Beethoven gibi çok tanınan bestecilerin ve operada Gluck’un dönemidir. Bu dönemde besteciler eski Yunan ve Roma klasiklerine yönelip klasik müziğe yenilik getirmeye çalışmışlardır. Müzik Aydınlanma etkisi altındadır.
Bu dönemde Viyana’da saray besteciliği yapan ve daha sonra öğrencisi Marie Antoinette’in hizmetine giren Christoph Willibald Gluck (1714-1787) operada bir reform gerçekleştirmeyi hedefler. Önceleri opera seria (ciddi opera) türü ile İtalyan operasının soylu ve ciddi tarzını ifade eden operalar ile opera comique (gülünç opera) olarak adlandırılan içinde güncel karakterler, müzikli komik oyunlar, aryalar ve diyalogların olduğu operalar bestelemiştir. Dramatik yapıyı öne çıkaran; orkestrayı, şarkıcıları ve operanın teknik unsurlarını bu amaca yönelik kullanan; birbirinden bağımsız dans bölümleri içeren bu opera, bir reform niteliğindedir.
- İlk sahneleme: Gluck'un Orfeo ed Euridice operası ilk kez 1762 yılında Viyana’daki Burgtheater’da İmparatoriçe Maria Theresa’nın huzurunda sahnelenmiştir. 1774 yılında Gluck eserde bazı değişiklikler yapmıştır. Bu revizyonu ile opera Paris'te sahnelenmiş ve Fransız sarayının beğenisine sunulmuştur.
Klasik metne sadık kalan operanın sonu, klasik metine göre bir farklılık gösterir. Orfeus’un arkasına dönüp bakma sebebi Euridike’nin söylediği sözlerdir. Tam yeryüzüne çıkacakları anda Euridike’nin aklına bir şüphe düşer ve eşine sorar. Orfeus neden yüzüne bakmıyordur? Sadakattan ayrılmış mıdır? Ölüm güzelliğini ortadan mı kaldırmıştır? Orfeus, aşkının bu yakarışına dayanamaz. Tanrıların şartına uymaz ve sevgilisinin yüzüne bakar. Euridike artık sonsuza dek karanlıkta kalmıştır. Arkasından Orfeus pişmanlık ve acı içinde yakınır. Kendi hayatına son vermek ister. Tam o sırada aşk meleği gözükür ve Orfeus’a sadakat sınavını başarıyla geçtiğini söyler. Euridike’yi canlandırıp tekrar kendisine verir. Mutlu çift yeryüzüne döner.
- Eserin açılışında diğer dönem operalarında olduğu gibi bir uvertür bölümü yer alır. Birinci perdede koro hüzünlü bir şekilde Eurdike’nin ölümü için ağıt yakmakta ve Orfeus da titreyen sesiyle sevgilisine seslenmektedir.
- Operanın en büyüleyici melodileriden biri, “Dance of the Blessed Spirits” (Kutsal Ruhların Dansı) isimli 2. perdede yer alan parçadır. Bu sahnede yeraltındaki ruhlar şarkı söyleyip mutlu bir şekilde dans etmektedirler.
- Ayrıca: Ünlü Alman sanat yönetmeni ve koreograf, Pina Bausch’un (1940-2009) 1975 yılında bu melodiyle sahneye koyduğu prodüksiyon da izlenmeye değer.
- Son olarak: Bu operadan çok sevdiğim Che puro ciel (Hangi cennette!) ve Che faro senza Euridice (Euridike'siz ne yaparım?) de dinlenebilir.
Orfeus mitini konu alan bir diğer isim de Romantik dönemin Alman bestecisi Jacques Offenbach'tır (1819-1880). Mozart ve Schubert’in müziğinin etkisinde kalan Offenbach, 30 opera eseri bestelemiştir; opera comique türündeki Orphee aux enfers (Orfeus yeraltı dünyasında) da bunlar arasındadır.
Operanın galası İmparator 3. Napolyon ve İmparatoriçe Eugenie için organize edilmiştir. Operanın konusu yukarıda bahsedilen bestecilerin temel aldığı klasik metinden oldukça farklıdır. Dönemin beklentilerine uygun olarak resmî havadan uzaklaşılarak gülünç öğeler eklenerek operet tarzında bir eser bestelenmiştir.
Burada Euridike, kocası Orfeo’dan sıkılmıştır. Yeraltı Tanrısı Pluton (Hades) bir hile ile Euridike’yi kendisine âşık eder. Euridike, Orfeo’ya bir not bırakarak yeraltı dünyasına iner. Tanrıların tanrısı Jupiter (Yunan tanrısı Zeus) bu duruma çok kızar. Orfeus’a destek olmak ister. Ölüler diyarına inerek aşk tanrısı Cupid’in (Yunan tanrısı Eros) yardımıyla kendisini bir sineğe dönüştürür. Böylece yeraltında tutuklu bulunan Euridike’ye ulaşır, fakat güzelliği karşısında Euridike’ye kendisi âşık olur. Pluton ve Jupiter, Euridike için rekabet ederlerken, Orfeus yeraltı dünyasının kapısına ulaşmıştır. Orfeus'a geriye bakmamak şartıyla karısını alabileceği ve yeryüzüne dönebilecekleri söylenir. Ancak, Jupiter bir yıldırım yollayarak Orfeo’nun geriye bakmasına sebep olur. Euridike artık sonsuza dek yeraltı dünyasında kalacaktır. Tanrılar bunu kutlamaya başlarlar. Offenbach zamanın ruhuna uygun olarak operanın finalini neşeli bir can-can dansı ile bitirmiştir.
Çağdaş operadan örnekler
Minimalist müziğin öncüsü 1937 doğumlu Amerikalı besteci ve piyanist Phillip Glass, 1991 yılında 2 perdeden ve 18 sahneden oluşan bir oda operası bestelemiştir. Fransız film yönetmeni Jean Cocteau’nun (1889-1963) yazıp yönettiği, alegorilerle çevrili Orfée filmini temel alan opera, yönetmeni anmak için yazılmıştır. Filmin konusu kısaca şöyledir:
Gözden düşen orta yaşlı modern çağ şairi olan Orfeus’un kendisini demode bulan genç rakibi, şairlerin toplandığı bir kafede taşkınlık çıkarır. Polis olaya müdahil olur. Genç şair polisten kaçarken trafik kazası geçirir ve ölür. Ölen şairin hamisi, yeraltı dünyasını temsil eden güzel prenses ölümdür. O sırada prenses ve şöförü de kafededir. Prenses ölen şairi kendi arabasıyla taşıyarak hastahaneye götürmek konusunda polisi ikna eder. Orfeus da şahit olarak arabaya biner. Hastahaneyi geçen araba prensesin evine varır. Prenses genç şairi dirilttikten sonra bir aynadan geçirerek yeraltı dünyasına götürür.
Orfeus şaşkınlık içerisindedir. Prensesin şöförü Orfeus’u evine bırakır. Ölüm meleği prenses gizlice evlerine girmekte ve sevgilileri geceleri izlemektedir. Derken Orfeus’a âşık olur. Prensesin şöförü ise Euridike’ye âşık olmuştur. Euridike’yi kıskanan prenses onu bir bisiklet kazasında öldürür. Orfeus eşini geri getirebilmek için yeraltına iner. Filmde yeraltı dünyası, bombardıman altında, yıkık dökük binaları olan bir şehir olarak gösterilmektedir.
Diğer tanrılar prensesi ve şöförünü sorgular. Euridike’nin yeraltı dünyasına kural dışı getirildiğini söyleyerek canlılar dünyasına geri göndermeye karar verirler. Tek bir şartla... Orfeus, Euridike’nin yüzüne asla bakmayacaktır. Orfeus otomobilin dikiz aynasından bir anlığına Euridike’yle göz göze gelir. Ve Euridike sonsuza dek yeraltı dünyasında kalır.
Orfeus genç şairin ölümünden sorumlu tutulur ve genç sanatçılar tarafından hücuma uğrar. Orfeus çıkan tartışmada kendi tabancasıyla vurulur ve ölür. Eşinin yanına yeraltı dünyasına götürülür. Prenses ve iki yardımcısının zamanı geri döndürme güçleri vardır. İki sevgiliyi yeryüzünde birbirlerine kavuştururlar. Orfeus, birdenbire kendisini yatak odasında eşinin yanına bulur. Prenses ve şöförü ise sevdikleri bu ikiliye yaptıkları yardım dolayısıyla tanrılar tarafından cezalandırılır.
Piyanist Paul Barnes Glass “Orphée” operasından bir bölümü “The Orphée Suite for Piano" (Piyano için Orfeus Suiti) ismiyle uyarlamıştır. Melodiyi çok tanıdık bulacaksınız.
Orfeus miti bize ne söyler?
- Orfeus insani arzulara yenik mi düştü? Sahip olma arzusu mudur onu arkasına bakmaya yönelten? Sahip olma isteği, sevdiğini yaşama kavuşturma isteğinden daha mı öndedir?
- Sabırsız olmanın talihsiz sonuçlara sebep olabileceğini, sabırsızlığın keder ve hüsran ile sona ereceğini göstermek istiyor olabilir mi?
- Orfeus, Euridike’nin "kadınsı şüpheciliğine" mi yenik düşmüştür? Bu nedenle mi iradesine karşı koyamamıştır?
- Orfeus yeraltına inerek ve hatta sevgilisi uğruna ölüler diyarında kalmayı seçerek tanrılara kafa tutmuş olabilir mi? Bu nedenle ödüllendirilmiş gibi gözükse dahi son sözün tanrılara ait olduğu dersini mi çıkarmalı?
- Kader motifi bu mitte öne çıkarılmak istenmiş olabilir mi? Kaybedilen artık geçmişte mi kalmıştır?
- Gerçek aşkın ancak kavuşamayanlar arasında olduğunu bize subliminal olarak iletiyor olabilir mi? Kavuşamayan tüm sevgililerin ortak duygular içerisinde olduğunu bize gösteren bir arketip midir Orfeus?
Hikayenin sonunda Orfeus, Trakyalı kadınlar tarafından öldürülerek yeraltı dünyasına inmektedir. Kahramanın yolculuğu kaybedilenin arayışı ile başlar. Kavuşma gerçekleşir ve yeniden kaybetme ile öykü bir kader döngüsünü izler. Ölüm ile yaşam arasında bir sınır çizgisi olduğu, ölüme karşı gelmenin bir ihlal olduğu bu öyküde gösterilmek istenmiş olabilir. Sevginin azalmadığını, sevenlerin bir gün öte dünyada birbirlerine kavuşacaklarını göstermek istemiş olabilir. Gluck’un bestelediği operanın sonunda sevgililer birbirlerine kavuşmuş gibi gözükürler. Bu sona varıncaya kadar katlanılan acı ve kahramanın yol boyunca karşılaştığı zorluklar ve bu mücadeleden alınan dersler müziğin dramatik etkisiyle katarsis yaşayan seyircileri mutlu sona hazırlamış olabilir.
Orfeus’un müziğinin etkisiyle yeraltına sızabilmesi müziğin ilahi gücünü gösteren bir anlatım biçimi olabilir. Orfeus müziğinin etkisiyle kutsalların dünyasıyla esrarengiz bir bağlantı kurmadı mı? Opera eserlerinin aradan geçen yüzyıllara rağmen bu kadar kalıcı olmasının nedeni duygularımıza doğrudan etki etmesi olabilir mi?
Kavuşamayan sevgililerin ruh hâlleri, duygu durumları kültür ve sanat dünyasında çok sayıda esere ilham vermiştir. Orfeus arkasına bakmasaydı, sevgililer birbirlerine kavuşacaklardı. Belki de bu durumda özlem, arzu ve tutku gibi zorlayıcı ve heyecan veren duygulardan yoksun bir edebiyat ve sanat kalplerimize nüfuz edemeyecekti.
Alman şiirinin büyük ismi R. M. Rilke, “Orfeus’a Soneler” adlı şiir yapıtını belki hiç yazmayacak, ünlü Fransız heykeltraş A. Rodin “Orpheus and Euridice” isimli heykelini belki hiç yontmayacaktı. J. Cocteau, aynı isimde bir senaryo yazmayacak film yönetmeyecekti. Ne dersiniz?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
YAZARLAR

Liber Kültür Sanat Derneği
Liber Kitap Kültür Sanat Derneği'nin temel hedefi toplumda okuma alışkanlığını yaygınlaştırmak, okuma fırsatından mahrum kalan kesimlere erişim imkanı sağlamak, sanatı ve sanatçıları destekleyerek yaratıcı düşünceyi teşvik etmek ve gelecek kuşakların daha aydın bireyler olarak yetişmesine katkı sağlamaktır.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Ama” bağlacı, dilimizde temel olarak karşıt anlamlı iki cümleyi veya sözcük grubunu birbirine bağlama görevini yapar. Tek başına bir anlamı olmayan bu sözcük, cümleler arasında kurduğu köprüler sayesinde cümleye çok çeşitli anlam ve işlev kazandırır. “Ama” bağlacını karşıtlık ve zıtlık ilişkisi kurmak, koşul (şart) anlamı kazandırmak, anlamı pekiştirmek ve güçlendirmek, dikkati çekmek, uyarı ve ikazda bulunmak, beklenmeyen bir durumu / istisnayı belirtmek için kullanırız.

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





