
Ocak ayı yeni yıl! Şubat ayı aşk ayı! Mart’ta kadınları unutma! Nisan’da çocukla çocuk ol! Mayıs ayı anneleri kucakla! Haziran’da babanı da hatırla! Temmuz oh bir rahat ettik. Ağustos’ta zafer bayrağı salla! Eylül ayında kendi hüznünü yaşa. Ekim’de Cumhuriyet çok yaşa! Kasım’da öğretmenim seni ben pek çok severim. Aralık’ta yılı en iyi ben bitiririm.
Evet biliyorum aralara serpiştirilmiş daha pek çok özel gün var, farklı dinlerce kutlanan başka başka günler, doğum günleri, baby shower şeklinde popüler olan bebek hoş geliyorları ve daha niceleri. Özellikle bu ay, Sevgililer Günü sebebiyle ortaya dökülenler, bu konuda biraz düşünmeye sevk etti beni. Bir tarafta sevgililer günü için, her bayram seyranda olduğu gibi, sevdicek paylaşımını aksatmaksızın yapanlar, bir tarafta kalpli paylaşımlar, bir tarafta ne anlamı var diyen huysuz şirinler, bir tarafta sessizce oturan yalnızlar, bir taraftaysa yüklüce bir çiçek alımı yapan ve umutla müşterilerini bekleyen çiçekçiler ve albenisini arttıran vitrinler. Artık hepimiz biliyoruz ki, özel günlerin piyasası, tahmin ettiğimizden çok daha kompleks bir piyasa ve hazırlığı hiç bitmiyor. Meyvesini de tek bir günde veriyor, ya da o meyve hiç çiçek açmıyor.
Şöyle bir soruyla geliyorum öncelikle; şu hayatta gerçekten “yapmış olmak için yapmadığın” neler var? Biliyorum kendi başına oldukça büyük bir soru ve öyle hemen pat diye cevap verenin, cevabının samimi olabileceğine çok ihtimal vermiyorum. O yüzden bu soru biraz içinizde demlensin. Sonra cevap verdiğinizde belki tekrar okursunuz, belki bana yazarsınız.
Bu soruyu özellikle sormamın sebebi şu; bir çok özel günün kutlamasının ve hediyesinin, kafalarımızdaki bu yapmış olmak için yapmak halinden geldiğini zannediyorum. Zannediyorum diyorum, çünkü hayatla ilgili kesin yargılara varabilecek bir noktada değilim. Bununla birlikte, özel günlerin kutlanmasının da, hızlıca akıp giden hayat döngüsünde, bir duraksama, bir hatırlama ve bir sevgi paylaşımına alan açma olarak görüyorum. Bu ikisi arasındaki farkın önemine değinmek isterim.
Pek çoğumuzun şehirlerdeki hayatı, kendimizce bir koşturmaca içinde geçiyor olabilir. Bu koşturmaca içinde bazılarımız şanslı, sürekli etrafında olan sevdikleri, huzur ve sevgi içinde büyüdükleri aileleri, birbirlerine duygularını sıklıkla ifade ettikleri ilişkileri olabilir. Esasen, harika bir durumdur bu. Bazı kişiler herhangi bir gün, sevdiklerini mutlu edecek küçük, tatlı sürprizler yapar, etrafındakileri sıklıkla arar sorar, içinden geldiği için bunları yapar ve belki kendisi de etrafında böyle insanlara sahiptir.
Biliyorum, kulağa güzel geliyor, ancak bu ilişkiler ne yazık ki azınlıkta hepimizin şahitlik ettiği üzere. O yüzden özel günler, en azından farkındalık yaratmak ve o günün neden “kutlamaya değer” olduğunu hatırlamak, özel gün bir kişiye ilişkinse, o kişinin hayatımızdaki varlığına şükretmek; ya da önemli bir olaya ilişkinse o olayın önemini fark edip “iyi ki” demek için çok da güzel zamanlar.
Özel günleri özel yapmayanlar ise, içinde bu şükran dürtüsünü hissetmeksizin, ya da özel günün ilişkin olduğu kişi ya da durumun kendinde bir ifadesi olmaksızın, sadece toplum olarak bunu “kutlamak” ve “kutladığımızı göstermek” gerekiyormuşçasına kendimizi kandırmak. Aslında yine dönüp dolaşıp, geliyoruz en sevdiğim “gerçeklik” temasına. Bir önceki sayıda "Kendimizi Kandırmak" başlıklı yazıda biraz bahsetmiştim bu durumlardan.
Yani, kendimize şunu soralım: Amacımız gerçekten o günü kutlamak mı yoksa kutladığımızı, pas geçmediğimizi göstermek mi? Bu ikisinin ayrımını yapmak zor geliyorsa, belki siz de benim gibi biraz düşünmek istersiniz bununla ilgili. Her neyse... Şubat ayı, ne olursa olsun, sevgiyle doldurmuştur umarım hepinizin içini. Hatta belki ay bitmeden, bu yazıyı okur okumaz kısa bir telefon, kısa bir sarılma, içinizden gelen bir sevgi sözcüğü, dökülmesin mi sizin için önemli olan bir insana?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

İçimdeki Dünya
İçimizdeki dünyaya yakınlaşabilir miyiz? Onu merakla keşfedebilir miyiz? Pratikler, ilhamlar, motivasyonlar ve şifa dünyasından haberler iki haftada bir posta kutunda!
İLGİLİ OKUMALAR



