
Bu hafta gündemimizde sizlerle paylaşım ekonomisini tartışmak istiyoruz. Paylaşım ekonomisini keşfederken, döngüsel ekonomi ile bağlantısını ve karşılaştırmasını da inceleyeceğiz. Peki nedir bu paylaşım ekonomisi?
World Economic Forum’un Paylaşım Ekonomisinin Şehirler ile Uyumu’nu tartıştığı raporunda paylaşım ekonomisine yaklaşımının sosyolojik bir açıdan olduğunu görüyoruz. Alıntı yapılan makaleden yola çıkarak, paylaşmak ve sahip olmak arasında ters bir ilişki olduğu ve insanların tek başlarına sahip olamayacakları şeyi paylaştıklarını, güçlerinin arttıkça paylaşmaktan uzaklaşacaklarından bahsediliyor. Burada bir duralım ve üzerine düşünelim. Neyi paylaşıyoruz, neler bize tamamıyla ait? Ve bu aidiyete ihtiyacımız var mı?

Paylaşım ekonomisinin net bir tanımı olmamakla birlikte, bir organizasyon içerisinde bir ücret veya servis karşılığında fazla veya boşta olan varlıkların paylaşımı olarak özetleyebiliriz. Yukarıda bahsetmiş olduğumuz paylaşım — sahip olma ilişkisinde, paylaşım davranışına ekonominin katılması için temel unsurlara baktığımızda, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
- Satıcı ve alıcılar için dijital teknolojilerin kullanılması
- Boşta duran kapasiteden yararlanmak
- Karşılıklı alışverişin sağlanması için güven doğrulama
İlk maddeyi açacak olursak, teknolojinin gelişmesi ile birlikte ulaşılabilen ve paylaşılabilen varlıkların sayısı geçmiş ile kıyaslanamayacak derecede arttı. Düşününce, paranın icadından önce alışveriş için uygulanan değiş-tokuş sistemini internet sayesinde şu anda çoğu kişi artan nüfus, artan ürün ve hizmetlerle yapabiliyor. Bu konuya ve teknolojinin bu alandaki katkısına olan etkisine The Economist dergisinin nasıl dikkat çektiğini görebilirsiniz.

Konu boşta duran kapasiteye gelince ise, bir kaç sayıya odaklanarak ne kadar çok şeye sahip olduğumuzu ve paylaşım ekonomisinin kapasitesinin ne kadar büyük olduğunu anlayabiliriz.
- LA Times’a göre, Amerika’daki bir evde ortalama 300,000 adet parça bulunuyor
- İngiliz araştırmacılar 10 yaşındaki bir çocuğun ortalamada 238 adet oyuncağa sahip olduğunu ve genellikle 12 tanesi ile oynadığını hesapladı
- Wall Street Journal’a göre, Amerikalılar yılda $1.2 trilyonu önemsiz eşyalara harcıyor.
Paylaşımın ekonomi alanına girmesi için oluşturulan bu sistemde platform, kullanıcı ve ürün/varlıkların sayılarının artması ile oluşabilecek boşluklardan birisi de karşılıklı güven. Sistem içerisinde buna katkı sağlaması için akran değerlendirmeleri veya üçüncü parti validasyonları geliştirildi.
Bugün paylaşım ekonomisini iş modeli olarak temel alan şirketlerin başında dünyada kullanımı hızla artan girişimler yer alıyor. Aşağıdaki grafikten de anlaşılabileceği üzere, değerleri daha da artan bu şirketlere; Airbnb, Uber, Wework ve Udemy’i örnek olarak gösterebiliriz.

Bu iş modellerinin paylaşım ekonomisine katkı sağladıkları en büyük noktanın son kullanıcıların aldıkları hizmetlere sahip olmamaları ve servis sağlayıcıları üzerinden geçici bir süreliğine bu hizmetten faydalanmaları.
Madem Döngüsel Ekonomi 101 çatısı altında konuşuyoruz, paylaşım ekonomisinin döngüsel ekonomi ile bağlantısı ne olabilir?
Uber’in ulaşımı kolaylaştırdığını düşündüğümüzde araç kullanımını tetiklediği gerçeğini görmezden gelebilir miyiz? Ülkemizdeki başarılı girişimlerden biri olan Martı, bu anlamda sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi süreçlerine daha çok katkıda bulunuyor olabilir mi?
Bir şeye sahip olmamak demek, onu tüketmemek ve üretiminde arzı oluşturmamak demektir. Bir şeye sahip olmamak yerine onu bir süreliğine hizmet olarak kullanmak, arzı azaltmak demek olsa da, paylaşım ekonomisini destekleyen platformların içerisindeki rekabeti ve müşteri memnuniyeti baskısını düşünelim.
Lineer ekonominin akışındaki ( al — kullan — at ) üç ana alandaki ‘AL’ aksiyonunun paylaşım ekonomisi ile ne kadar kısıtlandığının farkında olsak da, yukarıda bahsettiğimiz güven doğrulama için alınan hizmetler ile ilgili yapılan yorumların şirketleri negatif yönde etkilememesi adına şirketlerin aldığı aksiyonlara örnek olarak; kullan at ürünlerin sistemde tutulması, müşteri memnuniyeti için farklı servis içeriklerinin oluşturulması, sistemde bulunacak tüketimden daha fazlasını teşvik etmesi.
Bu alana farklı bir yerden baktığımızda ise karşımıza özel şirketlerin yanında şehirler ve belediyeler çıkıyor. Şehirlerin ve belediyelerin içlerinde barınan çoğunlukla da insanlara sunduğu çözümler, sahip oldukları kaynakları kullanarak oluşumları içerisinde maksimum kişinin faydalanmasını sağlamak oluyor. Buna örnek olarak Uber yerine bindiğimiz otobüsleri, Udemy yerine belediyeler tarafından açılan kursları veya Airbnb yerine Öğretmenevlerini örnek verebiliriz. Bu örneklerden sonra aklınızdan, devlete bağlı bu kurumların bir rekabet ortamı olmadan temel ihtiyacı karşılamak için oluşturdukları servisleri özel şirketlerin sağladıkları ile karşılaştırdığınızı tahmin edebiliyoruz.

Bugün özellikle ulaşım, konaklama, eğitim, ofis alanları veya evlerimizde nadiren kullandığımız günlük akışımızda yer almayan ürünlerin ve hizmetlerin, şehirleşme ve altyapı ile ilgili olduğu açık. Her alanda olduğu gibi, bir sistem her ne kadar paylaşım ekonomisi barındırsa da, döngüsel ekonomi ile uygulanması için hem tüketici taleplerinin, hem üretici hedeflerinin hem de devlet kaynaklarının sisteme en iyi şekilde katkıda bulunması şart.
Yazımızı burada noktalarken, paylaşabileceklerimizin her alanda artmasını ve hafiflemeyi diliyoruz.
Sevgiler,
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş




