
Geçen haftaki yazımızda döngüsel bir tüketici olmayı tanımladık. Daha az tüketerek, ürünlere sahip olmadan sadece ihtiyacımız olduğunda kullanacağımız şekilde kiralayarak, satın almak durumunda kaldığımızda ise uzun süre kullanım amacıyla bakım, onarım süreçlerini yürüterek sorumlu bir tüketici olunabileceğini gördük. Fakat her ürün gerçekten de uzun süre kullanılabilecek kadar dayanıklı mı? Bu soruya verilecek cevap elbette “hayır!” olacaktır. Yine de bu dayanıksızlığın sebebi üretimde kalitesiz malzeme kullanımı veya tüketimde özensiz davranışlar mı? Daha önce hiç gözünüz gibi baktığınız cep telefonunuzun yavaş yavaş kullanılmaz hâle geldiğini fark etmediniz mi? Ya da “kaliteli bir markadan satın alırsam bu t-shirt’ü uzun süre kullanırım” dedikten yalnızca birkaç ay sonra kıyafetin şeklinin kaydığına, renginin attığına şahit olmadınız mı?
Ne yazık ki bu sorulara verilecek cevapların büyük çoğunluğu “evet” olacaktır. Fakat merak etmeyin ürünlerin kullanılamaz hale olması gerektiğinden çok daha hızlı gelmesinin sebebi siz olmayabilirsiniz.
➡️ Planlı eskitme (planned obsolescence)
Planlı eskitme adında da anlaşılabileceği gibi bir ürünün üretici tarafından bilerek daha hızlı eskimesi veya “modasının geçmesi” amacıyla tasarlanmasını tanımlayan bir pazarlama stratejisidir. Buradaki amaç ekonomide “büyüme” olarak da görülebilecek olan daha fazla satış için daha fazla üretimdir. Planlı eskime amacıyla tasarlanan ürünler bir süre sonra tüketici için kullanılamaz hâle gelir ve tüketici yenisini almak ister. Bunun sonucu olarak da yine ekonomide arz-talep olarak geçen fakat farklı bir açıdan bakıldığında yapay bir talebin aslında üreticiler tarafından zorla ortaya çıkartıldığı görülebilir.
Uzun süre kullanılabilecek bir elektronik aletin, bir kıyafetin, bir ayakkabının ya da herhangi başka bir ürünün beklenmedik şekilde hızlı eskimesi sonucu tüketiciler doğal olarak yenisini alma ihtiyacı duyarlar. Bu da üreticilerin elbette bu ihtiyacı karşılamasını gerektirir (!)
Planlı eskitmenin tarihi
Planlı eskitme denilince akla hemen bazı akıllı telefon üreticileri gelse de aslında bu konseptin tarihi 1920’lere dayanıyor. 1924 yılında Phoebus Cartel isimli bir grup uluslararası ampul üreticisi üretilen ampullerin en fazla 1.000 saatlik bir yaşam süresine sahip olmasına karar verdi. Bu elbette önceden üretilen ampullerin yaşam süresinden çok daha kısa bir süre.
Takvimler 1927 yılını gösterdiğinde ise otomobil devi General Motors, “dinamik eskitme” konseptine sahip tasarım stüdyosunu duyurarak artık otomobillerin model ve renklerinin devamlı olarak güncelleneceğini açıkladı. Otomobil satışlarının o zamanlar yavaş yavaş azalması sonucu ortaya çıkan bu tasarım stüdyosunun en temel amacı aslında otomobiller için bir moda akımı yaratmaktı.
Aradan geçen yıllarda planlı eskitmeye yönelik onlarca pazarlama faaliyeti yürütüldü ve 1989 yılında The New York Times, New York’ta açılan Zara mağazasının haberini yaparken “hızlı moda/fast fashion” kavramına yer vererek hızlı tüketim çılgınlığının başlamasına ön ayak oldu.
Doksanlarda yerini iyice sağlamlaştıran hızlı tüketim çılgınlığı 2001 yılında zirve noktasına Apple iPod’lar ile erişmiş oldu. Devrim niteliğinde bir ürün olan iPod’lar yalnızca 18 ay ömre sahip olan ve “değiştirilemeyen” bataryalara sahipti. Yani 2001 yılında bir iPod aldıysanız 2002 yılının ortaları, şanslıysanız sonlarında iPod’unuzun çalışmayacağı kesindi.
➡️ Kime ne düşüyor?
Ekonomik büyüme adı altında tüm tüketim alışkanlıklarını değiştiren bu planlı eskitme konsepti bugün hâlâ aklınıza gelebilecek tüm ürünlerde aktif olarak uygulanıyor. Bu durum elbette bugün kaynakların verimsiz kullanımı sonucu oluşan atıkların ve kirliliğin de temel sebebi. Peki döngüsel ekonomi ile planlı eskitmenin önüne geçmek mümkün mü? Ekonomileri oluşturan temel paydaşlar üzerinden bu soruyu cevaplamaya çalışalım.
Tüketiciler
Tüketiciler olarak geçen haftaki “Döngüsel tüketici kim?” başlıklı yazımızdaki tüm özellikler burası için geçerli elbette. Fakat planlı eskitmenin önüne geçmek için daha spesifik tüketim alışkanlıkları da kazanmak gerekiyor.
- Satın alma kararlarında uygun fiyat her zaman ilk tercih olmamalı. Fakat bu marka logosuna binlerce TL harcamak anlamına da gelmiyor elbette. Kaliteli malzeme kullanan, sürdürülebilir ve etik tedarik zincirine ve üretim süreçlerine sahip markalardan alışveriş yapmak, ürünlerin çok daha uzun süre kullanımına olanak tanıyabilir. Bunun yanında elbette ürünün kalitesi ne olursa olsun tıpkı arabalarda olduğu gibi bakım, onarım ve tadilat süreçleri sahip olunan tüm ürünler için de geçerli olmalı. Bu süreçlerin takibi de elbette tüketicilerin inisiyatifinde.
- Daha az satın almak dayanıklı ürün satın almanın bir sonucu olarak görülebilir. Yalnızca ihtiyaç duyulduğunda, modasına veya popülerliğine aldanmadan gerçekten de sizin için hangi işlevi sağlayacaksa o işlevi sağlaması amacıyla satın alınan ürünler sayesinde tüketim çılgınlığının önüne geçilebilir. Bu da arz-talep dengesinde giriş bölümünde bahsettiğimiz yapay talebin yok olmasına, dolayısıyla da üretimin azalmasına olanak tanıyabilir.
- İşlevini yerine getiren ikinci el ürünleri tercih etmek ise döngüsel ekonomi sayesinde daha da inovatif iş modelleriyle hayatımıza girmekte olan yeniden kullanma (reuse), yenileme (refurbish) ve yeniden üretim (remanufacture) adımlarının yaygınlaşmasına olanak tanıyabilir. Bir tüketici için işlevini tamamlamış bir ürün başka bir tüketici için hâlâ yeterli işlevi sunuyor olabilir. Ya da ikinci el ürüne olan talebi gören üreticiler artık kullanılmayan ürünleri yeniden üreterek bahsi geçen “ikinci el” pazarını büyütme hevesine girebilirler.
Üreticiler
Konu iklim krizi ve döngüsel ekonomi olunca üreticiler her zaman en çok eleştirilen paydaşlardır. Mevcut ekonomik düzen üreticilerin ekonomik olarak büyümesi odağında tasarlandığı için bu eleştiriler çok da yersiz değil. Yine de sorumlu üreticilerin de özellikle planlı eskitmeye karşı atabilecekleri adımlar mevcut.
- Üreticiler kültürel dönüşümün en önemli harekete geçirici parçasıdır. Büyüyen tüketim talebini daha sürdürülebilir, etik ve olumsuz etkisi ortadan kaldırılmış ürünlerle karşılamaya çalışan üreticiler, tüketicilerin de bu doğrultuda tüketim alışkanlıklarını değiştirmesine olanak tanıyabilir.
- Üreticilerin rekabet amaçlı fiyat düşürmesi bugün serbest piyasa koşullarına ayak uydurma olarak görülse de tüketiciler nezdinde daha çok tüketimi teşvik eden bir uygulama. Fiyat düşürme yerine sorumlu bir üretici olarak kaliteli ürünleri, olması gerektiği fiyata daha az sayıda satarak tüketim çılgınlığını önlemek mümkün olabilir.
- Döngüsel iş modelleri ile yenilikçi gelir modelleri yaratmak yine üreticilerin ekonomik büyümesine katkı sağlarken tüketicilerin sıfır ürün almak yerine ikinci el piyasasına yönelmesine olanak tanıyabilir. Bu sayede kaynaklar döngü içinde kalırken değerleri de olabildiğince uzun süre korunabilir.
- Tüketici alışkanlıklarını yönlendirmede önemli bir güce sahip olan üreticilerin, müşterileri ile şeffaf, uzun soluklu, güvene dayalı bir ilişki kurması da hem sürdürülebilir finansal başarı hem de müşteri sadakatini artırmaya destek olabilir.
Yasa yapıcılar
Üreticilerin ve tüketicilerin mevcut alışkanlıklarını olumlu veya olumsuz şekilde değiştirmeleri kültürel dönüşümle mümkün. Fakat bu dönüşüm elbette uzun yıllar sürebiliyor. Bu nedenle özellikle döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde çok daha aktif bir süreç yürütmek adına yasa yapıcıların çeşitli regülasyonlarla özellikle planlı eskitme süreçlerini tamamen değiştirmeleri mümkün.
- Tüketicilerin ve üreticilerin sorumlu oldukları atık başına ödeyecekleri vergiler veya cezalar üretim ve tüketim çılgınlığının önüne geçmede önemli bir araç olarak kullanılabilir. Bu durum elbette atık oluşumunu da önleyerek iklim krizi ile mücadele konusunda da ciddi bir adım atılmasını sağlayacaktır.
- Üreticilerin, ürettikleri ürünlerin tüm yaşam döngüsü boyunca sorumluluk almasını sağlayacak regülasyonlar da planlı eskitmenin önüne geçmek için kritik bir adım olacaktır. Üreticilerin mevcut değer zinciri içerisinde eklenecek “kullanım sonrası bakım, onarım, yenileme, yeniden üretim” gibi süreçler sayesinde planlı eskitme bir yana, ürünlerin çok daha uzun süre kullanımını sağlayacak tasarımlar hayata geçirilebilir.
- “Tamir etme hakkı/Right to repair” olarak son dönemde iyice popüler olan akım temelde tüketicilerin ürünlerini kendi kendilerine tamir edebilme hakkını savunmakta. Bu hak özellikle tamir süreçlerindeki hem maddi hem de manevi efora katlanmak istemeyen tüketicilerin çok kolay bir şekilde tamir süreçlerini yürütmesini amaçlıyor. Yasa yapıcıların bu tamir etme hakkı doğrultusunda çıkartacakları yeni regülasyonlar ile bozulan ürünler atık olmayacak ve kolayca erişilebilen tamir hizmetleri ile yeniden kullanılabilecek.
- Son olarak da işçi haklarının tüm dünya genelinde insani seviyede tutulmasını sağlayacak regülasyonlarla ucuz işçi çalıştırmanın önüne geçerek üretim çılgınlığını engellemek mümkün olabilir. Ucuz işçi çalıştıramayan üreticiler, işçilerine temel insan haklarını koruyacakları bir ortam sunmak zorunda kalacak ve bu sayede seri üretimdeki çılgınlık git gide azalacak.
🔎 Döngüsel Ekonomi 101'in yorumu: Planlı eskitme elbette ne iklim krizinin ne de diğer sosyal felaketlerin tek sorumlusu değil. Fakat bu tarz üretim ve tüketim çılgınlığına neden olan basit ama etkili sistematik sorunları tamamen ortadan kaldırmak için bütünsel bir sistem dönüşümü şart.
Nasıl ki lineer ekonomi içerisindeki bazı sorunları düzeltmek, sorunları halının altına süpürmekle aynı sonucu verecekse, sadece planlı eskitmeyi önlemeye yönelik adımlar da aynı sonuçları verecektir. Bu nedenle döngüsel ekonomiye geçiş sürecini sadece sorunlara inovatif çözümler bularak değil, düşünce ve iş yapış şekillerimizi baştan aşağı değiştirerek yürütmeliyiz. Bunun için de toplumsal yapıları oluşturan tüm paydaşların, fakat en önemlisi tüm bireylerin farkındalık kazanması gerekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi
Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!
İLGİLİ OKUMALAR



