Prof. Dr. Ali Murat Vural röportajı: Bölüm 2.

“Gazeteci kötü şartlarda çalışıyor”
Prof. Dr. Ali Murat Vural röportajı: Bölüm 2.

Page’in konuğu İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Murat Vural. Kendisiyle yaptığımız sohbet uzun ve düşündürücüydü. Bu sebeple röportajın iki bölüme ayırdık. İlk kısmının bir önceki sayıdan okuyabilirsin :)

E.Z.A: Dil sosyal açıdan oldukça önemli, gazetecilerin haberlerinde kullandığı dili nasıl buluyorsunuz? Yerleşmiş 'doğru olmayan' kalıplar var. Ya da cinayet haberlerinde cinayeti ayrıntısıyla tarif eden haberler var. Bu dili değiştirmek ne kadar önemli, nasıl yapılabilir?

Prof. Dr. Vural: Dili kullananlara bak. O dili tercih edenlerin de kendi içinde bir sorunu olduğunu görmen lazım. Şiddeti ifade eden kavramları iştahlı bir biçimde kullananlar varsa onların çok ciddi psikolojik analize tabi tutulması gerekir. Bu bir tercihtir. Burada gösterilen şiddeti anlatma iştahı içinde olanların aslında şiddete çok eğilimli olduğunu, çok ağır sorunları olduğunu görmemiz gerekiyor. 

Öldüren hakkında ayrıntılı bilgi vermek, o adamın Televizyon’da polislerin arasında racon kesen tavırda yürümesi… Bunlar rol model olabiliyor. Eğitimli insan için önemi olmayabilir ama eğitimsiz insan için o polislerin arasında gördüğü adam, bir rol modeldir. Detayı vermek demek bir başka sorunlu olan için iştahı kabartmak demektir. Sorunsuz olan için problem yok diyebilirsin ama biz sorunsuz olana göre hareket edemeyiz.

E.Z.A: Bu dil dönüşebilir mi?

Elbette! Çok düzgün gördüğümüz kişiler bir gün şiddetin parçası ya da şiddeti üreten olabilirler. Bu tetiklenebilen bir şeydir, şiddete doğmuş çocuklar, şiddete daha fazla eğilimlidir. Mutlaka şiddete başvururlar demiyorum ama daha fazla eğilimlidirler diyebilirim. Artık ne dini değerlerimiz ne yasalarımız ne de geleneksel yaşam biçimlerimiz sosyal fren oluşturuyor. Durum dünyanın her yerinde böyle ama bizde daha çok yaşanıyor. Çünkü çeşitlilik çok fazla ve çok karışık. O nedenle şiddetin dili halledilebilir bir şeydir. Kesinlikle en kolay çözülebilecek şey o dili terk etmektir.

E.Z.A: 'Tıklanma çabası, yanlış gazetecilik refleksi, yanlış bir dil' dedik, tüm bunları birlikte değerlendirirsek gazetecilerin çalışma şartlarından da bahsedenim mi biraz. Genel anlamda bu konuya dahil edilebilir mi sizce?

Prof. Dr. Vural: Evet, bu çalışma şartlarından da doğabilir. Türkiye’de 'haberi üreten' gazeteciler hiçbir zaman güzel koşullarda yaşamadı. Hiçbir zaman emeklerinin karşılığını alamadı, ne saygınlık, ne takdir, ne de para olarak... Bugün halen sessizler ve halen onlar sayesinde bir şeyler oluyor.

Bir de 'köşe yazarları' diye bir sınıf üredi. Burası bir üst sınıf, statüko oldu ve garip bir şekilde çok zenginleşti. Hiç ekonomik sorunları olmadı. Orada yaşam koşulları zor olmadı. Hiçbiri yalan söyleyemez. Şu anda dijitaldeki köşe yazarları için bir şey söyleyemem ama geleneksel medyadaki köşe yazarları ya da televizyon yorumcuları için hayat hep mükemmeldi. Hiçbir zaman halkın içine girmediler. Orada muhabir dediğimiz gerçek gazeteci vardı. 

“Gazeteci kötü şartlarda çalışıyor”

Şu anda da gazeteciler elbette kötü şartlarda çalışıyorlar. Yetersiz maaşlar alıyorlar, üzerlerinde ağır iş yükü var ve kendilerinden beklenen çok fazla. Bu vahşileşmiş kapitalizm dünyasında yaşamanın ağır baskısı var. Bu baskılar altında elbette işlerini çok rahat ve güçlü bir şekilde yapamıyorlar, elbette mesleğin değerlerine inceliklerine odaklanmada sorun var. Bu nedenle bir yol alamıyor gazeteci. Televizyon’daki yorumcuların da eskisi gibi kazanmadıklarını biliyorum ama her şeye rağmen muhabirden çok daha üst bir gelire sahipler. Bu doğru değil.

Öte yandan diğer gazetecilerin de bu baskılar ve koşullar nedeniyle belki de öfkeye kapıldıklarını, öfke diline girebildiklerini düşünüyorum bu nedenle onlar için üzülüyorum ama haklı göremem eğer haklı görürsem şiddetin dilini haklı görmüş olurum. Ne olursa olsun şiddet dilini kullanmak doğru değil. Kişisel ilkelere mesleki duruşa sahip olup bunu hayata geçirmek en önemlisi.


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

PagePage

BÜLTEN SAYISI

Duygular ve ötesi!

Koyu yeşile, turuncu ve kahveye dönüşen yapraklara...

14 Eki 2022

Simon Berger, Unsplash

YAZARLAR

Page

Page, tasarım ve kültür ortaklığından beslenen, toplumsal yapıyı sanat pratikleriyle eleştiren ve aktarmaya çalışan bir yayın olma hedefinde...

İLGİLİ OKUMALAR