
Çalıştayın ilk bölümünde imece’den Buğra Çelik, depremin ilk gününden beri bulunduğu Hatay’dan deneyimlerini ve gözlemlerini aktardı:
- Atık: Hatay ve çevresinde moloz toplama bölgeleri bulunuyor. İhale edilerek verilen bu alanlarda demirler betondan ayrıştırılıyor ve eşzamanlı sürdürülen bu ayrıştırma sürecinden kaynaklı olarak yoğun toz bulutları oluşuyor.
- Hizmet: Eğitim ve sağlık hizmetlerinde eksiklikler sürüyor. Binaların yıkılmasıyla sağlık ve eğitim personelleri kalacak yer sorunu yaşıyor.
- Barınma: Hatay’ın üçte biri konteyner kentte, kalan üçte ikisi okullarda, ücra mahallelerde veya otoparklarda öbekleşmiş şekilde kalıyor. Resmi çadır kentlerin dışında şehrin genel fotoğrafını çekebileceğimiz ve kamuoyuna açık istatistikler bulunmuyor.
Bunlarla birlikte Hatay’ı kapsayan ve depremden etkilenen bölgedeki temel eksiklikleri ise Buğra şöyle sıraladı: Farklı aktörlerin ve kurumların koordinasyon ve iletişim eksikliği, insani yardım ve psikososyal destek alanlarında uzmanlaşmış gönüllü sayısında yetersizlik, erişilebilir ve kapsayıcı verinin sağlanmaması, iyileşme ve onarma süreçlerine katkı sağlayacak kamusal alan eksikliği.
SAHA ve YUVA
Buğra, 6 Şubat depremlerinin beşinci ayını geride bırakırken acil müdahale ve insani ilk yardım süreçlerinin sona ermesiyle birlikte kentsel ve sosyal yeniden inşada uzmanların aktif rol ve sorumluluk üstlendiği döneme girdiğimizi ifade etti. Bundan harekette gönüllüler ve afetten etkilenen kişilerle bir araya “sivil bir ağ” oluşturdukları aktardı.
Sivil Alan Hareketi (SAHA) adını verdikleri bu ağ ile birlikte; psikososyal destek, barınma ve sanitasyon alanlarında çalışmalar yürütüyorlar ve Sınır Tanımayan Doktorlar, Hayata Destek, Bilgi Üniversitesi Travma ve Afet Çalışmaları Merkezi ve Maya Vakfı gibi ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları ve akademik kurumlarla iş birliği yapıyorlar.
SAHA’nın içinden çıkan, Hayata Destek ve Topluluk Etkisi arasında imzalanan protokolle hayata geçen YUVA projesi, deprem bölgesinde orta-uzun vadeli barınma ve dirençli yaşam alanı ihtiyacı olan kişiler için pratik, akılcı, sağlıklı ve tasarruflu bir çözüm olarak tasarlandı. Ayrıca YUVA; konteynerların ve konteynır kentlerin iklimlendirme, erişim ve lojistik sorunlarını da alternatif çözümler üretiyor.
İlk YUVA, mayıs sonu üretime geçti ve ilk aşamada konut olarak değil derslik veya koordinasyon merkezi gibi ortak alanlar için kullanılacak. Kazıkla yapılacak olan YUVA’nın yapım aşamasında beton kullanılmıyor. Ayrıca YUVA, yağmur hasadı mekanizması ve doğal havalandırmaya sahip. Geçici barınma ve alan çözümüne odaklanan YUVA’nın her biri, ortalama 10 yıl kullanım ömrüne sahip. Şu anda iki günde bir YUVA üretebilen ekibin hedefi kısa zamanda üretim kapasitesini yükselterek günde bir YUVA üretmek.
YUVA projesi nelere odaklanıyor?
- Yerel Üretim: Lojistik sorunların önüne geçebilmek için, hammadde teminiyle birlikte yerel atölyelerde üretim imkânı.
- Yerel İstihdam: Yerel ölçekte üretim yapılabildiğinden, bölge halkına istihdam sağlayabilecek üretim yaklaşımı.
- Çevreye Duvarlı Yaklaşım: İnsan sağlığına zararsız olmasının yanı sıra, ömrünü tamamladığında doğaya güvenle geri dönebilen malzemelerle üretim.
- Ekolojik ve Döngüsel Tasarım: Su tedariği, atık yönetimi ve iklimlendirme gibi ihtiyaçları yenilenebilir kaynaklardan ve ekoloji ilkeleri doğrultusunda karşılayan, böylece olası bir kesintide teknik ve sosyal direnç sağlayan yaklaşım.
YUVA projesini ve teknik özelliklerini incelemek için bu bağlantıya, SAHA ekibiyle tanışmak içinse bu bağlantıya gidebilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
6 Şubat depremlerinin 5. ayında depremi konuşmak için tekrar bir araya geldik.
01 Ağu 2023

YAZARLAR

Aposto P.S.
Aposto'dan gelişmeler, ürün güncellemeleri, yazar ve yayın topluluğumuzdan hikâyeler, röportajlar, medya sektörüne ve entelektüel üretime dair perspektifler ve daha fazlası.
İLGİLİ OKUMALAR


