Şampiyonlar Ligi

Bu yazıyı yazarken henüz Şampiyonlar Ligi'nin geleceğine gölge düşmemiş, Avrupa futbolundaki taşlar yerinden oynamamıştı. Belki de Şampiyonlar Ligi formatını son kez izleyeceğimiz bu yılın geride kalan çeyrek final maçlarına birlikte bakalım.
Şampiyonlar Ligi

Bayern  - PSG (2-3) / PSG - Bayern (0-1)

Milli takımda sakatlanan ve Bayern Munih’in bu eşleşme öncesindeki en önemli eksiği olan Lewandoski’nin yokluğunda Bayern’in zorlanabileceği kağıt üstünde belliydi. Bitiricilikten ziyade takımın en önemli tehdidinin bu eşleşmede olmaması en büyük handikapken Choupo Moting’in performansı aslında Bayern’i iki maçta da tura ortak etti. Ancak tek sorun turu getirecek ismin yokluğuydu. Mauricio Pochettino'ya, Tottenham’ı finale taşırken oynattığı pragmatik oyun fazlasıyla yardımcı olmuştu. PSG macerasında da en önemli dayanağının yine bu olması pek şaşırtıcı değil. PSG’yi Ligue 1’de böyle bir oyun tercihiyle izlememiz elbette imkansız ancak büyük turnuvalarda takımları farklı oyunlara ikna etmek mümkün olabiliyor. 

Bayern’in arkadaki aksaklığı ve stoperlerin PSG hücumcularına göre yavaş olması Fransız ekibini bu oyunda güçlü kılıyordu. Topu her iki maçta da rakibine bırakan Pochetino, Mbappe ve Neymar’ın hızını kullanarak ilk maçta sonuca giderken ikinci maçta turu erken bitirme şansını defalarca elince geçirdi. Neymar’ın şanssızlığı, Mbappe’nin hakemlere takılması ve son vuruşlardaki hatalar Paris’i ikinci maçta skorsuz bıraksa da ilk maçtaki sonuç tur için yetti. Bayern ise ikinci maçta yakaladığı pozisyonları harcayarak kendi sonunu getirdi. Hansi Flick'in geleceğinin çok daha önce tartışılması ve geçtiğimiz hafta resmiyet kazanması takımı ne kadar etkiledi bilinmez ancak Flick için en iyi veda sanki geçtiğimiz sezonki zaferin sonrasındaydı.

Fransız ekibinde ise Pochettino ile PSG birlikteliği çok mantıklı durmuyor. En azından hayal ettikleri pencereden bakınca. Muhtemelen o da buraya gelirken bunu biliyordu. Sezon sonunda Lille’den lig şampiyonluğunu çalıp Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu apoletini omuzlarına takarsa tekrar yaz aylarının en gözde menajeri haline gelebilir. Aksi yaşanırsa da sonuç belli. Paris yönetimi kazanmak için sıradaki teknik direktörünü arayacak.

ntvspor.net

 Porto - Chelsea  (0-2) / Chelsea – Porto (0-1)

Çeyrek Final eşleşmelerinde görece daha kolay bir rakibe sahip olan tek takım Chelsea’ydi. Elbette Porto küçümsenecek bir rakip değil fakat yukarı doğru ivmelenen bir Chelsea için bu eşleşme kolay sayılabilirdi. Özellikle Tuchel döneminde ortaya konan performans ve bireysel anlamda artan oyuncu performansları Londra ekibini güçlü kılıyordu.

Aslında iki maçta da Portekiz ekibi güçlü rakibine diş geçirecek anları elde etti. Bayern – Paris SG eşleşmesinde olduğu gibi bu eşleşmenin de bir tarafı Şampiyonlar Ligi’nde yarı final heyecanı yaşadı. Hem de geçen sene. Tuchel, geçtiğimiz yıl finalde kaybetse de bu sezon farklı bir takımla tekrar yarı finali görmeyi başardı. PSG tecrübesi en büyük yol göstericisi olurken iki maçta da Chelsea’nin kontrollü oyunu turu getiren faktörlerden biriydi. 


football365.com

Lampard döneminde forvette kimin oynayacağı en büyük sorunlardan biriyken Tuchel ile birlikte Havertz’in sahte dokuza dönmesi birçok sorunu çözdü. Tek sorun ve aslında en büyük sorun Werner’in bu takımdaki yeri. Bu takımda merkez santrafor olamayacağı artık bir gerçek. Alman teknik adam takımının gol ve üretim sorunu çözerken bir başka sorunun şimdilik göz ardı edilmesini sağladı. Pochettino için söylediklerimi Tuchel için de söylemekte bir sakınca yok. Sezon sonundaki akıbeti elde edeceği başarıya bağlı olan bir teknik adamın elemeli maçlarda pragmatik yaklaşması son derece normal. Belki de olması gereken bu. Tıpkı F.A. Cup yarı finalinde Manchester City’e yaptığı gibi.

Real Madrid - Liverpool (3-1) / Liverpool – Real Madrid (0-0)

Ligde geçtiğimiz sezonu mumla arayan Liverpool’un gelecek sezon için Şampiyonlar Ligi bileti almasının en kısa yolu bu sene kupayı kazanmaktı. Ancak Liverpool’un devam eden problemleri bunu engelledi. 

Liverpool’un geçtiğimiz sezona göre yaşadığı üretkenlik problemini bu sene birçok nedene bağlayabiliriz ancak bu kadar yoğun bir oyun kalitesi düşüklüğü kolay açılanabilecek bir şey değil. Fabinho'nun stopere geçtiğinde takımın ritim kaybetmesi orta sahadaki motorun gücünü yitirmesi edinilmiş bir tecrübeyken özellikle ikinci maçta skoru bulmak için Fabinho'nun stopere geçmesi takımı yavaşlattı.

İlk maçtaki skorun yansıması olarak ikinci maçta Liverpool’un baskılı oynaması, rakibi boğması ve sayısız gol fırsatına girmesi şaşırılacak bir durum değil. Bu pozisyonların çoğunu Courtois çıkardı kalanları da kaleyi bulmadı. Burada bir problem yok ancak ilk maçtaki hatalar bu eşleşmenin özeti aslında. 


ntvspor.net

Van Dijk’ın yokluğunda Liverpool’un yaşadığı sorunları tekrar tekrar anlatmaya gerek yok ancak Hollandalı stoperin eksikliğinde takımın ne kadar sorun yaşadığını ilk maç bir kez daha gösterdi. Devre arası gelen Ozan Kabak ve Nathaniel Philips ikilisinin arkasına atılan her top tehlike olurken pas hataları tehlikelerin daha da artmasına yol açtı. İlk maçta Real Madrid farka gidebilecek pozisyonları elde etti ancak sadece ikisi gol oldu. Van Dijk’ın yokluğunda Liverpool’un yaşadığı sorunlar bunların temel noktası olsa da mental olarak maç içinde düşülen seviye çok daha büyük bir problem gibi duruyor. Aksi takdirde Liverpool, Barcelona maçında yaptığı geri dönüşün bir benzerini Real Madrid karşısında da çok rahat yapabilirdi.

Man. City – Dortmund (2-1) Dortmund - Man.City ( 1-2)

Avrupa’nın en formda takımı Manchester City’nin çeyrek finalde elenmesi City adına bazı şeylerin sorgulanmasına yol açacağı gibi Guardiola için de duymaktan sıkıldığı soruların yeniden gün yüzüne çıkması anlamına gelecekti. 

Fakat Katalan teknik adam City kariyerinde ilk kez Şampiyonlar Ligi’nde yarı finale kalmayı başardı. İlk maçta üstünlüğü alan City, ikinci maçta ise farklı bir reaksiyon vermek zorundaydı. Dortmund’un golü sonrasında gösterilen reaksiyon ve maçtan kopmamak City adına geçtiğimiz yıllara göre elemeli maçlarda neyin değiştiğinin en net göstergelerinden biriydi. 

Marca

Bu sezon Guardiola’nın ekibinde var olan oyun yoğunluğu ve üstünlüğü onların bu kupada neden en büyük favorilerden biri olduğunun işaretiydi. İkinci maçın ilk 15 dakikası aslında City'nin dağılabileceği ve Dortmund’un ön tarafının ilk maçta olduğu gibi savunmaya sorun yaratabileceği bir bölümdü. 

Takım halinde ilk maça göre çok daha yoğun bir hücum performansına sahip Dortmund, bulduğu gol sayısını artırabilseydi City’e karşı özellikle ikinci yarıda çok daha dirençli bir oyun ortaya koyabilirdi. Yarı finale kalan dört takım arasında geride bekleyen ve rakibi karşılayan oyun anlayışını yapamayacak tek takım şu anda City gibi  gözüküyor. Paris Saint Germain eşleşmesi bu sebeple biraz sıkıntılı olabilir. Bu eşleşmeleri oynamayı bilen Pochettino, City için yine tehdit olacak. Ancak Guardiola önceki karşılaşmalarına göre çok daha güçlü. Çünkü artık ön alanda topa sahipken savunmayı da kontrol etmeyi büyük ölçüde çözmüş durumda. Ne istediği bilen Pochettino, çok büyük bir tehdit olarak duruyor. Fakat City, geçtiğimiz yıllara göre çok daha sağlam ve ne istediğini biliyor.  

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Tematik #8

Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final

20 Nis 2021

AS

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR