
Son yıllarda deneyimlediğim sergilerin ele aldığı konulara bir adım geriden bakıp, tabiri caizse “büyük resme” odaklandığım bir perspektifi ararken görüyorum ki, sanat ve hayat arasındaki o pek meşhur “çizgi”, birbirinden hayli farklı alanları içine alan iki ucu açık bir “doğru”ya dönüşmüş durumda. Yönünü kapsamını genişletmeye ve sınırlarını zorlamaya çeviren bu doğru, engin ve pek çetrefilli bir sahada efor harcamaya devam ediyor: “Gerçekliklerin dünyası”.
Gerçekliklerin dünyasına ait sanat anlayışını bir tanım etrafında kuşatmak veya maddelere indirgemek hayli zor. Sanat tarihinin tozlu sayfalarında çoktan yerini almış Rönesans’ın bugün bile hayranlıkla seyre daldığımız denge-simetri-uyum gözeten yapıtlarından veya Barok üslubun abartılı ve dramatik göz alıcılığından haliyle daha farklı bir yerde konumlanıyor. Yine de geçmiş ve bugün arasındaki ortak noktayı, zamanının gerçeği neyse sanatın da o gerçekliğin bir başka boyutu haline gelmesi oluşturuyor. Yaşadığımız yüzyılda ise, adına sanat dediğimiz kavramın çok katmanlı düşünsel yolculuklara davet çıkaran, izleyiciyi pasif konumdan aktif konuma alan ve ona sunulandan daha fazlasını araştırmaya teşvik eden hatta onu “rahatsız etmeye” çabalayan bir yanı var, en azından bunu biliyoruz. Sergiler de bu rahatsızlık hissini sürdürmeye paralel olarak neredeyse toplumsal araştırma sahalarını andırır vaziyette kurgulanıyor. Dolayısıyla deneyimlenen sergilerin ana motifini hayatın içinden konuların oluşturması artık genel bir kanıya dönüşmüş durumda.
Malumunuz ve mağduru olduğumuz üzere ülke gündemimizi oluşturan ana motiflerse, kendisini günaşırı yenilemeye programlı. Karşımıza çıkan manzara hep farklı başlıklarla boyanıyor gibi görünse de size de her gün aynı resme bakıyor ve hep aynı konuları konuşuyormuşuz gibi hissettirmiyor mu? Bütün bu “rüya içinde rüya” atmosferinden delik açıp bedenimi ve zihnimi arındırmak istediğim zamanlarda benim için sanat, yaşanabilir ikinci gezegen konumunda yer alıyor. Fakat bu gezegende de, gerçekliklerin dünyasına ait meselelerden kopmuyor, aksine onları daha önce görmediğim şekilde görmenin, düşünmediğim şekilde düşünmenin yollarını öğreniyorum. Zira güncele ve gündeme kayıtsız kalabilmek artık fantastik bir süper kahraman özelliği olsa gerek.
Bütün bu sebeplerden ötürü bu sayıda, ülke gündeminin bugünlerdeki başrollerinden biri olan “ekonomik krizlerin”, kişisel ve profesyonel hayatlarımıza tesirini psikolojik ve sosyolojik yönlerden irdelemeye alan sağlayan bir sergiden bahsetmek istiyorum size: Vizyon, Misyon, Değerler.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Unagi.
Okuyucularına çağdaş ve güncel sanatı yalın anlatımlarla sunmayı hedefleyen sanat bülteni. Her ayın birinci ve üçüncü pazar günü yayımda.
İLGİLİ OKUMALAR



