
Yazı: Eymen Aktel
Sözlerime adaleti sanatıyla arayan Kathe Kollwitz ile başlamayı gereklilik ve borç bilirim! Ve sizlere "Kollwitz'in sanatla sağaltımı" ile tanışmamı anlatmak isterim. Bunun, doğal afet ve siyasi çalkantı döneminde hepimize yardımcı olacağını düşünüyorum.

Kathe Kollwitz, 1935
Öncelikle onun hayatını okumaya başladığımda; imparatorluğa hizmet etmemek için avukatlığı bırakıp duvar ustası olan babasının yanına geldiğini ve burada işçi sınıfını tanımaya çalıştığını öğrendim. Daha ilk cümleyle yakalamıştı bu hikâye beni ve heyecanla devam ettim. Evlendikten sonra Berlin'in kuzey doğu tarafına, işçi sınıfının yoğun olduğu bölgeye yerleşen sanatçı bu dönemde günlüğüne şunları yazmış:
"Proletarya yaşamının derinliklerinde yatan zorluğu ve trajediyi tanıyıp öğrendikçe, tedavi olmak için eşime gelen hastalar bu arada bana da gelen kadınları tanıdıkça, proletaryan yazgısı bütün gücüyle beni etkisi altına aldı. Fuhuş, işçilik gibi çözüm bekleyen problemler bana acı veriyor ve bende huzur bırakmıyor. Bütün bunlar, halkın alt tabakasını tasvir etmeye böylesine bağlanmama neden olurken sanatsal çalışmalarımda da bu konuları işlemek için hayata katlanma imkanı sağlıyordu."
Altını çizdiğim bu son cümle tam da benim durduğum noktayı işaret ediyordu. 2018 yılında ekoloji krizi üzerine çalışmaya başladığımda tam olarak bu üzüntüyü, öfkeyi duyuyordum gezegen üzerindeki sisteme karşı ve çok geçmeden Kathe Kollwitz ile aramızda bir bağ kurmuştum bile.
O endişelerini kara kalem, gravür baskı ve figürlerle gösterirken, ben akrilikle çalışıyor, adaletsizliği imgelerle tarif ediyordum. İkimiz de hayata katlanma imkânını sanatla sağlıyorduk ve bu paydaşlık beni çok heyecanlandırıyordu.

"Dokumacıların Yürüyüşü" 1893-97
Sanatın sosyal değişim için gerektiğini savunan sanatçı hayatı boyunca sanatı aracılığıyla haksızlıklarla, eşitsizliklerle mücadele etmiş. Mücadele yöntemimiz ne kadar da benzerlik gösteriyordu 1800’lerde yaşamış bir Alman sanatçıyla.
Buraya kadar pek heyecanla ve hevesle ilerlerken Kathe Kollwitz'in aldığı haberle hayatının alt üst olduğu güne geldi sıra. 30 Ekim 1914'te oğlunu savaşta kaybetmişti. Ve artık duygu paydaşlığımız bitmişti. O artık benim tahayyül edemeyeceğim bir acı eşiğindeydi ve bir sonraki adımını tahmin edemiyordum. Dünya sorunlarına böylesine kapılan, acıyı tüm gerçekliğiyle yaşayan bir sanatçı oğlunu kaybetmiş bir anne olarak hayata nasıl devam edecekti. Bu yıkım onu sanat üretiminden alıkoyup, evin karanlık odasına mı kapatacaktı?
Hemen bu noktada bu soruya cevap olarak size o dönemde yaptığı birkaç resmi göstereceğim:

"Anneler" 1919
1919 tarihli “Anneler” resminde kara kalemi oldukça yumuşak tutan bir sanatçı görüyoruz. Kağıdın üzerinde neredeyse hiç doku bırakmadan usulca işlemiş bu hüzünlü insanları. Çocuklarına sarılan anneler içli içli acı çekiyorlar.

“Yaşayanlardan Ölülere, Karl Liebknecht’in Yasını Tutmak” 1920
1920 yılı “Yaşayanlardan Ölülere, Karl Liebknecht’in Yasını Tutmak” resmine geldiğimizde ilk kez uyguladığı metal levhadan kazıyarak (gravür) aldığı baskı resmi görüyoruz. Gravür yönteminin doğasından gelen sertlik ile keder birleşmişti bu sefer. Savaşta ölen oğlunun cenazesinde ölü bedenin başında tutulan yasa ufak ufak öfkenin de girdiğini hissettiriyor.

“Kurban” 1922
1922 yılı “Kurban” resminin ortaya çıktığı sıralarda Kathe Kollwitz artık sokaklarda varlığını göstermeye başlamıştı. Savaş karşıtı derneklere üye olup kampanyalar yürütüyor, afişler, el ilanları tasarlıyordu. “Kurban” resminde artık eleştirel bir dil vardı. Kadınların doğurdukları bebekleri hükümete teslim ederek kurban ettiğini anlatıyordu. Yine gravür tekniği ile yapılan bu resimde daha sert ve detayları azalmış bir kompozisyon görüyoruz. İnce işçilikler yerini içgüdüsel darbelere bırakmış ve söylemi ön plana almıştı.

“Bir Daha Asla Savaş!” 1924
1924 yılında Kollwitz’in kalemi gözle görülür bir şekilde özgürleşmişti. Sanki kalemini açmaya bile yeltenmeden küt ucuyla çullanmış kağıdın üstüne. Elini yüreğine koyan bir kadın “Bir Daha Asla Savaş!” diye bağırmıştı. Bir resim bağırabilir mi? İşte...
Korktuğum gibi olmamıştı, Kathe Kollwitz kendini ve binlerce insanı ayağa kaldırmıştı sanatıyla. Acılar engel olmuyormuş ne sanata ne de sanatın iyileştirme gücüne. Ben de tuvalimin başına geçtim ve kaygılarımı konuşmaya devam ettim...
Sanatsal ve düşünsel anlamda çok benzediğimizi söylerken gözünüzün önünde koyu tonlarda yapılmış, duyguların gün gibi ortada olduğu figüratif resimler canlanmış olacağını tahmin ediyorum. O zaman bu kısımda kendi resimlerimden örnekler paylaşayım:

"Earthenware" 2021

"Yaşadım! Ektiğim Fidan Şahidimdir." 2021
Alabildiğine renkli, parlak tonlar. Grafiksel bir anlatım, soyut figürler, metaforlar ve motifler. İçine baktığında hiyerarşi, sınıf çatışması, doğal kaynak kıtlığı, rant ve adaletsizlik.
Duygularımız, düşüncelerimiz bu kadar aynıyken bambaşka şekillerde tarif etmişiz derdimizi. Sadece o ve ben değil, dünya üzerinde bu duygular milyonlarca farklı şekilde kağıda dökülmüş. Kimisi boyalar dökmüş çalakaşık, kimisi yuvarlaktan kareden insanlar yapmış, kimisi sadece bir çizik atmış veya sadece bir yazı yazmış. Her birimiz tek ve eşsiziz, bu yüzden hepimiz farklı ifade ediyoruz kendimizi. Bizi aynı yapansa hepimizin acıyı, sevinci, öfkeyi, endişeyi deneyimliyor olmamız ve içimizi dökme ihtiyacımız.
Kathe Kollwitz’le söze başlamam ve hayranlıkla uzun uzun bahsetmemin bir sebebi vardı elbette; yüreklendirmek.
Önümüze bir kağıt koyup tüm benliğimizi önümüze dökmek için motive etmek. Biraz da olsa rahatlamak, derin bir nefes almak ve iyileşmek. Bunu nasıl yapacağım, nereden başlayacağım diye sorarsanız da şöyle bir yöntemle rehberlik edebilirim:
- Öncelikle bir kağıda o sırada hissettiklerinizi kendinizi yargılamadan, gelişigüzel yazın. Kelimeler, cümleler birbiri ardına gelsin, aklınıza ne geliyorsa kağıda boşalsın.
- Bir yerde durduğunu ve ilerlemediğini (bu arada kağıt karman çorman olabilir, normaldir) hissettiğinizde o sırada kağıda bakıp o an ne düşünüyor olduğunuzu gözlemleyin.
- Bu düşünce etrafında yazıların yanına ufak şekiller çizmeye başlayın. Ne olduğunun hiçbir önemi yok, sadece kelimelerin etrafında dans ettirin kalemi.
- Sonra temiz bir kağıda geçerek bu şekilleri kelimelerin yanından sıyırın ve yeni bir kağıda yerleştirin. Birbirleriyle ilişkilendirebilir veya tamamen ayrık tutabilir, kağıdın tüm alanına taşırabilir veya sadece bir bölgeye kümelenebilir, bir araya getirip bir nesne de yaratabilirsiniz. Düşünce akışından gelen şekiller boşluğun üstünde salınarak yolunu bulacaktır zaten.
- Şimdi bol bol deneme vakti. Sevgiler!
**
Bu rehberin video hâlini 20'liğin Instagram hesabından paylaşıyor olacağız. Buraya tıklayabilirsiniz.
**
Eymen Aktel, 20’liğin 8 Eylül 2022 sayısının Alıp Başını Gideni olarak sizlerle buluşmuştu. Okumak için buraya tıklayabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR



