
Bu çağ dalların birbirine girdiği destek alarak, dokunarak, farklılıklarla tek vücudu geliştirerek yaşadığımız, zamanın olmadığı ve bizim onun (olmayan) eteklerinde savrulduğumuz bir dönem. Güzel olan ki başka dalların girift çalışmaları, eleştirel bakışları ve sorgulama hevesiyle üretime katılma duygusu….
Mimarlığın moda ile bağı sıklıkla işlenen konulardan. Bunun sebebi de elbette kültürü, tarihi, geçmişi ve geleceği bir sepetin içinde taşıması. Çünkü form oluşturmak ve onu işler hale getirmek tasarımcının ideallerini, geçmiş yaşantısını ve bugününü kapsayan bir eylem. Ve iyi tasarımın hayata geçebilmesi sadece tek bir bilincin varlığı ya da yalnız bir rotadan ilerlemesiyle olacak iş değil.
Kültürel ve parasal dengelerin hızla değiştiği günümüzde iş dünyası, kuşakların istek ve ihtiyaçları buna göre evrilir. Karar mekanizması daha özgürlükçü, çoklu bir yapıyla hedefini yakalar. Bu aşamada ise elbette geçmişte olduğu gibi birçok farklı etkenin tetiklemesiyle varlığını gösterir. Çoklu çalışma tarzı, disiplinlerarasılıklar da tam da bu aşamada yaratıcısının elinden hedef kitlesine erişir. Farklı düşünce tarzlarını bir arada toplama ihtiyacıysa elbette hem ticari hem de günü yakalama kaygısıyla kendini gösterir. Her şeyin üretildiği ve sonun geldiği düşüncesi zaman zaman kendini tekrar eden fikirlerle karşımıza çıksa da bu bir yapbozdur ve her zaman olmayan bir parçayı kendi çabamızla üretip yeniyi yakalama fırsatımız vardır. Materyal çerçevede değerlendirdiğimizde bu fikir gerçeklikten uzak görünür ama günümüzde sorgulama ihtiyacı ve farklıklıktardan bir şeyleri yeniden ortaya çıkarma hevesiyle realiteyi yakalar.
Dünyanın küreselliğini 90’lardan daha fazla hissettiğimiz gerçeği dijital sanatın giyilebilirliği kadar fütüristik bir yapıyla desteklenir. Dolayısıyla kurumsal ve dikeyde yerleşik yapıların yeni gelen düşüncelerle sarsılması işten değil. Yalnız buna ayak uydurmak her zaman kolay da değil. Hızlı değişikliklerin üstünü kapattığı, bilincimizin arkasında kök salmış düşünceler -doğru ya da yanlış fark etmeksizin- de üretkenliğin içinde nüfuz etmekten kendini alamaz…
Geldiğimiz nokta bizi hırslı ve daha çok üreten olmanın ötesine taşıdı. Çoğumuz hayata bir şeyler katma peşine düştük ve bu fikir dünyayı kurtaracak maddelerden biridir. Kavramları isimlerin üstünde tutmak da bir şekilde başarıyı yakalamamıza ön ayak oldu
Fiziksel kalıpların ötesine geçen, renkleri cinsiyet ve ırklara varacak şekilde sığlaştırmadan üreten zihinlerin kol gezdiği mükemmel bir çağda yaşıyoruz. Farklılıklar ve birlikteliklerle ortaya çıkan üretimler, onların içinde hareket eden vücutlarla dünyayı değiştirecekler. Tüketime dayanan dijital çağın bize kattığı da bundan öte olmasa gerek...
Görüşmek dileğiyle hoşça kal!
Bana söylemek istediğin bir şeyler varsa bu maile cevap verebilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Page
Page, tasarım ve kültür ortaklığından beslenen, toplumsal yapıyı sanat pratikleriyle eleştiren ve aktarmaya çalışan bir yayın olma hedefinde...
İLGİLİ OKUMALAR



