
Koltuğunuza sıkı tutunun, korku tüneline giriyoruz.
Fukitor

En zoru en başa koydum ki gözünüz korksun, neredeyim ben diyesiniz. Jason Karns’ın kendi yayımladığı fanzinlerinin toplaması olan Fukitor, temelinde bir pop kültür eleştirisi. Lakin Karns, zihninin en derinliklerinden çıkardığı çizimleriyle kana ve iç organa doyuruyor bizi. Kitap korkunç olduğundan daha çok komik ama okuduktan sonraki 10 gece gore kabus garantili. Manasız gore seviyorsanız hemen bulup okumanız lazım.
Afterlife with Archie

Geldik son zamanların en iyi korku kitabına. Roberto Aguirre-Sacasa ve Francesco Francavilla, Riverdale’in tatlı gençlerini rahat ve görece sakin hayatlarından alıp zombilerin arasına bırakıyor. Francavilla’nın bir şakasından doğan bu güzellik, adeta korku kitabı nasıl yapılır dersi veriyor. Jughead’in sevimli köpeği Hot Dog ölüyor, Jughead de evimizin cadısı Sabrina’dan Hot Dog’ı diriltmesini istiyor. Sabrina da diriltiyor, zombi olarak. Olaylar gelişiyor. Francavilla’nin şahane çizimleri bu kitabı 10 kat daha korkunç yapıyor. Zombi sevip sevmeyin umrumda değil, bu kitabı okumalısınız.
Johnny the Homicidal Maniac

Jhonen Vasquez yaralı çocuğu Johnny C., aslında Vasquez’in teenage angst’i. Lise gazetesinde başlayan bu yolculuk, Slave Labor Graphics’te son buluyor. JtHM’in hiç de stabil olmayan ruh hâli bize bol bol işkence, cinayet ve vahşet olarak yansıyor. Yaşadığı ufak kasabayı terörize eden Johnny, ufak bir Cennet ve Cehennem gezisinden sonra geri dönüp günlük yazmaya başlıyor. Tam bir goth rock aşk mektubu olan bu güzellik, çizgi roman formunun sınırlarını zorlayarak kendini diğer arkadaşları arasında belli ediyor ve kült mertebesine yükseliyor. Kitap rahatsız ediciliğinin yanında oldukça komik. Büyüme sancılarınızı hatırlamak isterseniz ya da hâlâ yaşıyorsanız bu kitaptan iyi kaçamak bulmak zor.
From Hell

Alan Moore hazretleri yanına Eddie Campbell’ı alıyor ve Karındeşen Jack efsanesine ışık tutmaya çalışıyor. Tüm zamanların en iyi korku kitaplarından biri olmasının dışında tarihî kaynakları kullanarak oluşturdukları hikâye bu kitabi en iyi tarihî kitaplardan biri hâline getiriyor. Alan Moore, Karındeşen Jack yazıyor işte, daha ne dememi bekliyorsunuz?
Hellboy in Hell Volume 1: The Descent

Buraya bir sürü Hellboy kitabını yazabilirdim, fakat acılar ve alevler içindeki bu bebeğin yeri kalbimde ayrı. Mike Mignola hazretleri yıllar sonra tek başına Hellboy kitabı çıkardı. Hem de Cehennem’de. Zebaniler, klasik Hellboy kötüleri, Hellboy’un kendisi… Bol bol canavar dolu bu kitap. Mignola hazretlerinin kapkara stili tüm çıplaklığıyla gözümüzün önünde duruyor. Bir Hellboy kitabından daha ne istersiniz? Ben bilmiyorum. Benim istediğim her şey bu kitapta. Siz de benim istediğim her şeyi istiyorsanız nefes almadan bu kitabı okuyun, çok da uzun değil çünkü.
Swamp Thing Vol. 1: Raise Them Bones

Yine Hellboy gibi bir sürü Swamp Thing kitabı seçebilirdim ama Scott Snyder ve Yanick Paquette ikilisine olan sevgim diğerlerine üstün geldi. Bir dönem dünyadaki bütün çizgi romanları Paquette çizsin istiyordum. Sonra vazgeçtim, yazık çünkü. Brightest Day’den sonra hayatını geri alan Alec Holland, tekrar Swamp Thing olmak istemiyor. Ben de yaşamak istemiyorum ama hayatta her istediğimiz olmuyor belli ki. Yanick Paquette’in rengârenk çizimleri, Scott Snyder’in harika hikâyesiyle birleşince ortaya şahane bir Swamp Thing kitabı çıkıyor, siz de naz yapmıyorsunuz ve okuyorsunuz değil mi sevgili SNIKT! dostları?
Mindviscosity

Komik çocuk Matt Furie, Pepe ile uğraşmaktan sıkılmış olacak ki tüm bilinçaltını kocaman bir tuğla olarak önümüze bıraktı. Furie’nin alıştığımız insansı hayvanlarından bolca var bu kitapta. Ama başka neler var biliyor musunuz sevgili okuyucular? CANAVARLAR! Rengârenk, çeşit çeşit, bazıları sinemadan, bazıları başka çizgi romanlardan, bazıları sadece Matt Furie’nin kapkaranlık ve komik zihninden. Bence çizgi romandan çok art book olan bu güzellik hemen alıp bakılması gereken şeyler listesinde en üst sıralarda.
Free Shit

Milenyumun başından beri Charles Burns hazretleri yakınlarına dağıtmak için fanzin çıkarıyormuş. Hem de 25 sayı çıkarmış. Biz bunu birkaç yıl önce cep boyu bir kitap olarak elimizde tutunca öğrendik. Olur mu öyle şey Burns hocam? Bizi yaklaşık 20 yıl niye bu güzellikten mahrum bıraktın? Bu soruların cevabını ben veremiyorum ne yazık ki size, ama en azından bu kitabın varlığını haber verebiliyorum. Burns’ün alameti farikasi grotesk çizimleri, canavarları ve bol bol neye bakıyorum ben dedirten karalamalarıyla canınızı sıkmaya çalışan bir iş. Ne bekliyorsunuz, yeni Charles Burns her zaman çıkmıyor karşınıza.
The Shaolin Cowboy: Shemp Buffet

Evet geldik hepinizin tahmin ettiği o kitaba. Shemp Buffet, Geof Darrow’un bize attığı bir tokat. Yalnız kovboyumuz 4 sayı boyunca neredeyse hiç konuşmadan zombie dövüyor. Bazen elektrikli testereyle kesiyor, bazen kafalarında sekiyor, bazen kolunu bacağını sokuyor. Biz de ağzımız açık bir şekilde Geof Darrow’un çizgilerini izliyoruz. 4 sayı ve pek konuşma yok diye kitabı kısa sürede okuyacağınızı düşünmeyin, Geof Darrow sayfanın her milimetresine bir şeyler sakladığı için her detayı görmek saatler sürüyor. Geof Darrow belli ki deli, ben de bu deliyi en çok nasıl mutlu ederiz diye düşünüyorum ve size bu kitabı gökten indiriyorum.
Wytches

Scott Snyder ve Jock’un 6 sayılık kapkara bu şaheseri, çıktığı an bütün çizgi roman dünyasının aklını aldı. Ben hâlâ arada bakıp uykusuz geceler geçiriyorum. Sailor Rook ve ailesini takip ettiğimiz bu kitap, korku şaheseri nasıl yapılır dersi veriyor. Gerçekten size daha fazla bir şey söylemek istemiyorum. Bunun bir korku kitabı olduğunu bilin ve okumaya başlayın. Sonra geceleri uyuyamadığınızda bana mesaj atarsınız. Kitabı düşündükçe tüylerim diken diken oluyor. Ayrıca kitabı da Jock çiziyor. Daha ne istiyorsunuz ki?
Wormwood: Gentleman Corpse, Vol. 1: Birds, Bees, Blood & Beer

Ben Templesmith’in şahane evreni ve harika karakterleriyle dolu Wormwood, bir polisiye korku hicvi. Wormwood, çeşitli cesetleri ele geçiren bir solucan demigod. Aynı zamanda dünyayı doğaüstü olaylardan koruyan bir dedektif. Arkadaşlarıyla gezip tozarken dünyayı kurtarıyor. Bu plot gayet heyecan vericiyken bir de Templesmith’in ismini yazar/çizer olarak görünce heyecanımız tavan yapıyor. "Niye?" diye sorduğunuzu duyabiliyorum. Ben Templesmith, 21. yüzyılın en önemli korku çizerlerinden. Şahane bir tarzı var ve bu kadar komik bir şey yazarken insanları bu kadar etkilemek her yiğidin harcı değil. Seni çok seviyorum Ben Templesmith. Bence tanışsak çok iyi anlaşırdık.
John Constantine, Hellblazer Vol. 1: Original Sins

Swamp Thing yazınca Hellblazer yazmamak olmazdı. Ben de Vertigo’nun bütün Hellblazer’larını okuyun istediğim için ilk kitabı yazdım. Üşenmeyin, 300 sayı. Çok değil. Bütün herkes yazdı, bütün herkes çizdi. Üşenmeyin. Neyse, Jamie Delano ve John Ridgway bu kitaba başladığında bu kadar önemli bir iş yapacaklarını tahmin ediyor muydu bilemem ama şunu biliyorum; benden daha fazla sigara içmeyi başaran okült dedektifimiz John Constantine, çizgi roman tarihinin en önemli figürlerinden. Siz de bu kitapta bunu göreceksiniz.
Arkham Asylum: Madness

Sam Kieth, bizi Arkham Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde 24 saat hemşire olarak çalıştırıyor. Anlamadıysanız diye tekrar ediyorum. Sam Kieth, bizi Arkham Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde 24 saat hemşire olarak çalıştırıyor. Arkham’ın boş olduğu günlerden biri de değil üstelik. Herkes hücresinde. Psikolojik gerilim nasıl yapılır bize öğreten Sam Kieth, şahsına münhasır stiliyle bu gerilimi iliklerimize işliyor ve biz de oturduğumuz yerde titremeye başlıyoruz. Hâlâ anlamadıysanız diye son bir kere daha tekrar ediyorum. Sam Kieth, bizi Arkham Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde 24 saat hemşire olarak çalıştırıyor. Saygılar.
Prison Pit

Arkham Asylum: Madness’ın gerginliğini üstümüzden biraz da olsun atalım istiyorum ve karşınıza Johnny Ryan’ın şaheseri Prison Pit ile çıkıyorum. Prison Pit, ana karakterimiz Cannibal Fuckface’in - evet gerçek adı bu - intergalaktik bir hapishane olan Prison Pit’e düşmesiyle başlıyor. Hapishane dediğime bakmayın, Superman’in Negative Zone’u gibi bir yer aslında. Bütün evrenin en tehlikeli suçluları burada ve onları kontrol edecek bir otorite de bulunmuyor. Böbreğin, bağırsağın sayfalardan fırlayıp suratımıza çarptığı bu kitap çok şükür ki renkli değil. Cannibal Fuckface diyorum, Prison Pit diyorum, daha ne diyeyim ki size? Çok komik bu arada, onu da ekleyeyim sonra da yavaş yavaş uzaklaşayım.
Uzumaki

Bu özel sayıyı bir sürprizle kapamak istedim. Durun, hemen Braderin bize niye manga öneriyor demeyin. Kızmayın hemen. Uzumaki yazılmış en iyi korku kitabı. Böyle bir sayıyı başka bir kitapla bitirmeyi düşünemezdim. Junji Ito hazretleri lütfetmiş, bu kitabı yapmış. Bir sanat dalının en önemli parçalarından birini size sunuyorum. Artık ben daha ne yapayım sizin için? Siz de hâlâ okumama gafletine düştüyseniz ben size artık bir şey demek istemiyorum. Yarasaya dönüşüp yavaşça ortamdan uzaklaşıyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


