Sosyal Duygusal Öğrenme Kazanımlarına Ağırlık Verilmeli

Çocukların empati duygusunu desteklemek, ötekini gözetmeyi bir alışkanlık haline getirmelerini sağlamak önemli
Sosyal Duygusal Öğrenme Kazanımlarına Ağırlık Verilmeli

Bireyin duygularının varlığını kabul etmesi, yaşadığı sosyal çevrede ilişkilerini yönetebiliyor olmasının başlıca gerekliliklerinden biri. Eğitim ortamları, bu duyguların kabul edilmesi ve sosyal duygusal gelişimi geleceğe hazırlamanın ana unsurlarından. Çocukların ailelerinden sonra sosyal ilişkiler kurmayı denediği ilk ortam eğitim ortamları.

Depremlerin ardından, öğrencilerin bu sosyal ilişkileri kurabiliyor olması ve sosyal rutinlerini yeniden oluşturması gerekiyor. Öğrencinin önce kendi duygusunu tanıması ve yönetmesi, daha sonrasında çevresindeki kişilerin duygularını fark etmesi, olumlu ilişkiler kurabilmesi ve bu ilişkileri sürdürebilmesi kritik. Çocukların empati duygusunu desteklemek, ötekini gözetmeyi bir alışkanlık haline getirmelerini sağlamak, kapsayıcı sınıf iklimleri oluşturmak için de oldukça önemli. Bir deneyim paylaşımı etkinliği katılımcısının paylaştığı bir olay, durumun önemini gözler önüne seriyor; “3. derste öğretmen gelip yoklama alıyor, “Eksik var mı?” diye sorduğunda, çocuklardan biri “Eksik yok, fazla var.” diyerek afetten etkilenen çocuğu işaret ediyor.”

Gündemin ve yardım çalışmalarının bir parçası olarak depremden doğrudan ve dolaylı olarak etkilenen öğretmenler ve öğrencilerin okula uyumu ve iyi olma haline ilişkin destekleyici çalışmalar yapma ihtiyacı artıyor. Bu süreçte, öğretmenin ve öğrencinin iyi olma halinin gözetilmesi, akademik kaygılar bir tarafa bırakılarak sosyal duygusal öğrenme kazanımlarına ağırlık verilmesi ve bu kapsamda rutinler oluşturulması oldukça önemli.

Akademik gelişimin dışındaki alanlarda sistematik uygulamaların gelişmesinin önemi tüm dünyada da kabul görmeye başlayan bir düşünce. Bu durumu PISA’nın 2015 yılında yaptığı değerlendirmelere öğrencinin sosyal ve duygusal gelişimini tespit etmeye dair eklediği sorulardan görebiliyoruz. Bu dönemde de okulun, yalnızca akademik başarı odaklı bir ortam olmadığı; öğrencinin soysal, duygusal ve fiziksel gelişiminin sağlandığı bir alan olduğunu kendimize ve çevremize hatırlatmamız gerekiyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Öğretmenin Sesi #4: sosyal duygusal öğrenme

Akademik kaygıların bir tarafa bırakılarak sosyal duygusal öğrenme kazanımlarına ağırlık verilmesi ve bu kapsamda rutinler oluşturulmasının önemine değiniyoruz.

31 Mar 2023

Öğretmenin Sesi #4: sosyal duygusal öğrenme

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR