Moda hayatın ne kadar içinde?

Pilot gözlükleri, trençkotlar, tulumlar nasıl hayatımıza girdi?
Moda hayatın ne kadar içinde?

Hepimizin bildiği gibi modern yaşam pratikleri küreselleşme ve kapitalizmle birlikte tüketim alışkanlıklarını da tamamen değiştirdi. Daha bireysel ve tüketim odaklı bir hayata yönelten bu iki kavram 1960’larla birlikte ciddi eleştiriler almaya başlasa da günümüz teknolojisiyle birleşince bambaşka tüketim davranışlarına kapılar açtı. Bugün neredeyse her disiplinden birçok düşünürün kapitalizm ve küreselleşme eleştirisi yaptığını ve buna devam ettiklerini biliyoruz. Durmaksızın hareket halinde olan ve özellikle 90’dan sonra ciddi bir etki yaratan tekstil sektörü ise hem sürdürülebilirlik açısından hem de kapitalizmin anahtar kollarından biri olmasıyla bu tarafta çok büyük bir yere sahip. Çevre kirliliğine olan etkisinin dışında bireyselliği, cinsiyet ayrımını, sınıf ayrımını fazlasıyla hissettiren bu sektörün renkli gözü de moda işte. Dot’un bu bölümünde tüm eleştirileri bir kenara bırakıp (çünkü çok fazla ve çok genişletilebilir bir tartışma alanı) moda tasarımında militarizm etkisini yazmayı planladım. Bu alana dair başka eleştiri yazıları da yazacağım ama tasarım konusunun ne denli hayatın içinde olduğunu bir kez daha tartışmak isterim.

Kıyafet, Buzul Çağı’ndan sonra iklimin de etkisiyle (hayvan postu giymek geride kalınca) insan hayatında yerini edindi. İ.Ö 1500’lü yıllarda dahi dünyanın çeşitli yerlerindeki duvar resimlerinde birbirinden incelikli, özenle hazırlanmış giysi örnekleri bulunuyor. Hatta dünyanın her yerinde bazı dönemler statü göstergesi olarak da görüldüğü biliniyor. Isınmanın ve örtünmenin dışında asillerin sınıflarını ve zenginliklerini göstermek için özenle hazırlayıp giydikleri yalnızca onların giyebileceği şekilde giyim tarzları oluştu örneğin. 1900’lerle birlikte de moda kavramı hayatımıza girdi. O yıllar aynı zamanda dünyanın çalkantılı zamanlarındandı. Elbette ki bu çalkantılar insan hayatında pek çok şeyi etkilediği gibi giyim tarzlarını da etkisi altına aldı. Yani savaşlardan ve akımlardan nasibini alan yalnızca davranışlar ve fikirler değildi...

Moda alanında militarizm etkisi de tahmin edeceğiniz gibi dünya savaşlarından ilkiyle başladı. O dönemlerde de insan hayatta kalmak için yapması gerekeni yaptı. Sneakers da dahil olmak üzere bugün üstümüze geçirdiğimiz birçok şey o yılların bize bıraktıklarından... Trençkot örneğiyle başlayacak olursak İngiliz ordusunda yağmurdan korunma amaçlı giyilmeye başlanan bu giysi, Charles Macintosh’un 19. yy.’ın başında icat ettiği kauçuklanmış pamuktan üretildi. İngiliz ordusunda subay olarak görev yapan aristokratları yağmur vd. faktörlerden koruma amacıyla tasarlandı. 1916 yılındaysa Burberry “Trench-Warm” ismiyle savaşa yönelik tasarlanmış yeni kıyafetlerini çıkardı. Bunlar tam anlamıyla savaş koşulları değerlendirilerek üretilmiş ürünlerdi. Çift göğüslü kapatma, etek arkasının uzun bir yırtmaçla ayrılmış olması (suyu bedenden uzaklaştırması amaçlandı) ve tabii ki haki renk kullanımı. 

Grinko Y, Unsplash

Tulumlar ise başlangıçta I. Dünya Savaşı’nda paraşütçülerin giymesi için tasarlanmıştı. Tek parça kıyafet 1800’lerde iç çamaşırı olarak kullanılsa da 1913 ve sonrasında ABD Ordusu’nda paraşütçülerin giydiği tulumlar kadın ve erkeklerin gözde parçaları halini aldı. Bazı fütürist tasarımcılar tulumu geleceğin eşitlikçi giysisi olarak düşünerek daha az süslemeyle ürünler ürettiler. Özellikle 60’lardan sonra tulum, kolay hareket edilebilir olduğundan da kaynaklı diskoteklerin, dizi ve filmlerin vazgeçilmez parçası haline geldi. Yılların jumpsuit’i lüks ve cazibe ifadesi olmaya başladı.

Bugün halen kullanılan havacı gözlükleriyse adından da anlaşılacağı gibi savaş pilotlarının kullanımıyla hayatımıza girdi. Bunun ilginç de bir hikayesi var… 1910 yılında ABD ordusu pilotlarının yüksek irtifaya çıktıklarında gözlerinin soğuktan korunması amacıyla ilk pilot gözlükleri üretildi. Fakat bu gözlükler belli bir yükseklik aşıldığında donuyordu. Bir defasında Rudolph William Schroeder 38,180 fit’e (11637.26 m.) ulaştığında gözlükleri buğulandı. Görebilmek için gözlüklerini Schroeder’in bu sefer de, onca yükseklikte çıplak gözleri de dondu. Schroeder, bu duruma rağmen uçağı başarılı bir şekilde indirmeyi başardı. İşte bu olay sonrasında pilotların gözlerini korumak için farklı teknolojilerle gözlükler geliştirilmeye başlandı ve başarılı sonuçlar elde edildi. Örneğin ordu ile anlaşan Bausch & Lomb bugün bildiğimiz klasik pilot gözlüklerini tasarladı ve aynı zamanda güneş ışınlarını engelleme fonksiyonu olan bu gözlüklerinin adını Ray Ban koydu. 1937 yılındaysa bu gözlükler güneş gözlüğü olarak halka satılmaya başlandı. Her ne kadar unisex olarak tasarlansalar da ordu ile olan bağından dolayı ilk zamanlar erkekler arasında daha fazla kabul gördü. Fakat, 70’lerle birlikte kadınlar tarafından da talep görmeye başladı.

Bir diğer moda ikonu ise Ernesto Che Guavera ile özdeşleştirilen berelerdi. İlk olarak Eski Yunan’da görülmeye başlanan bu bere tarzı asırlar sonra İspanya iç savaşında bir sembol haline gelmişti. Bu dönem için bere; işçi ve köylüler arasındaki bağa işaret ettiği düşünüldüğü için savaşta ve sanat alanında güçlü bir sembol haline getirildi. Dolayısıyla karşı-kültürel yakınlıkları ve isyanı işaret etmeye başladı. Örneğin 1920'lerde siyah bereler sanatçılar, aktörler ve entelektüeller arasında oldukça popülerdi. 1950'lerde, Beats ile ilişkilendirildi. Eşzamanlı olarak da Küba'nın en bilinen siyasi liderlerinden Ché Guevara ve Fidel Castro da dahil olmak üzere dünya çapında devrimcilerin başına geçmeye başladı…

Allie Derby, UnsplashBu ardı ardına sıraladığım durumlar modanın hatta onun da ötesinde tasarımın bizi ne denli çevrelediğinin göstergelerinden aslında. Yaşamın ya da ihtiyaçların doğurduğu şeylerin yeniden değerlendirilen ya da para kazanma amacıyla kullanılan ürünler olması belki de her durumda olumsuz yanları olan bir sonuç. Çünkü tüketime zorlanan ve aslında tarzı sınırlayan bir oluşum da burada mevcut. Dolayısıyla her adımda belki de çok dikkatli olmamız gereken bir dünyanın içindeyiz. Fikirlerimizin parçamız haline dönüşmesi elbette rahatsız edici değil. Hatta dünün iş kıyafetlerini bugünün ikonları haline getirmek çoğu zaman yumuşak ve tatlı bir his uyandırabiliyor. Bir sonraki konumuzda Hoodie’yi işlerken belki de bu tatlılığın garip ve tehlikeli yanlarını bir kez daha görebiliriz…

Hoşça kal!

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

PagePage

BÜLTEN SAYISI

Vazgeçmeden paylaşmak!

Yeni fikirlere ve çalışmalara dur durak bilmeden devam edebilmek…

01 Oca 2022

Yana Hurskaya, Unsplash

YAZARLAR

Page

Page, tasarım ve kültür ortaklığından beslenen, toplumsal yapıyı sanat pratikleriyle eleştiren ve aktarmaya çalışan bir yayın olma hedefinde...

İLGİLİ OKUMALAR