The Face of Another, 1966

Kişilik mi görünüşü oluşturur, görünüş mü kişiliği?
The Face of Another, 1966

Onu izledim ben. ile iki haftada bir konuk yazarları ağırlamaya, sözü film izlemeyi de filmler hakkında konuşmayı da en az benim kadar sevenlere bırakmaya devam ediyorum. Bu haftaki konuğum, Deniz Özdağ.

Geçmişte, yazdığım birkaç mecrada yollarımın kesiştiği Deniz, bugün bana en çok ilham veren, bana çok şey katan arkadaşlarımdan biri. Bir mühendis, bir pasta şefi, bir yazar, bir izleyici, bir okur, bir kent gezgini ve daha fazlası olduğundan, bugüne kadar ondan çok şey öğrendim, öğrenmeye de devam ediyorum. Deniz'i Twitter'da ve Letterboxd'da takip edebilirsiniz.

Deniz ne izlemiş?

Deniz'in en iyisi: The Face of Another, 1966

Bir süredir sinemayla olan bağımı sorguluyor ve kendimi bu alanda eğitmeye çalışıyorum. Bu süreçte rutinleşen izleme süreçlerimi kıracak bir duyguya ihtiyacım vardı: Bir cevheri keşfetme heyecanı. Şehirlerin az bilinen sokaklarını keşfetmeyi sevdiğim gibi sinemada da perdenin arkasında kalmışları ortaya çıkarmayı seviyorum. Geçtiğimiz günlerde izlediğim The Face of Another / Tanin no kao bende tam olarak bu hissi bıraktı. Diplerden, eskilerden gelen bir cevheri bulmanın ve sinemanın güzelliğini hissetmenin heyecanı. Üzerine günler boyu düşündüm. Düşünmeye de devam ediyorum. Yönetmen Hiroshi Teshigahara imzalı 1966 yapımı bu film aslında Nūberu bāgu – Japon Yeni Dalgası – kavramının peşinden giderken karşıma çıktı. II. Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan ve etkisini 70’li yıllara dek sürdüren bu akım gelenekselin dışındaki çizgisi ve deneysel yaklaşımlarıyla beni cezbetti.

Kendi hatası sonucu yüzü büyük ölçüde yanan Bay Okuyama’nın kimlik bunalımını izliyoruz bu filmde. Saygın bir yaşam sürerken yüzünü tamamen bandajlamadan insan içine çıkmayı reddeden, toplumla ilişkisi zedelenen, eşiyle günden güne uzaklaşan bir adama dönüşür Okuyama. Bir gün psikiyatristinin teklifiyle ona özel yapılan bir maske takmaya başlar. Maskeyi taktığında bambaşka bir yüze bürünen Okuyama’nın kıyafetleri, tavırları ve karakteri de değişmeye başlar. Değişim kendine yabancılaşmayı da getirir, bir noktada “ben kimse değilim” demeye başlar. Ve film bize şunu sorar: “Kişilik mi görünüşü oluşturur, görünüş mü kişiliği?” Günden güne kimliksizleşen bu adamın hikâyesi, savaş sonrası Japonya’nın değişiminin de hikâyesidir aynı zamanda. 

Film 1966 yılı yapımı olmasına rağmen incelikli sinematografisi bugün bile çok çarpıcı. Teshigahara’nın sanatsal geçmişinden gelen usta gözü, Tōru Takemitsu’nun enfes müzikleri ve filmin uyarlandığı kitabın yazarı Kōbō Abe’nin varoluşçuluk dersleriyle dolu senaryosu filmi kült mertebesine çıkarmış. Bu üçlünün birlikteliğinden doğan başka filmler de var. Henüz izlemedim ama onlara da şimdiden kefilim. - DÖ

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

🧭 Keşifler ve umutlar.

Post-Oscar hüznüne inanır mısınız? Geçmişe dönük keşifler ve "bir cevheri keşfetme heyecanı" bu sayıda...

02 May 2021

🧭 Keşifler ve umutlar.

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR