Transhümanizme Açılan Yeni Bir Kapı: Neuralink

Çalışmamızda genel olarak beyin-makine arayüzlerinin ve Neurolink’e ait cerrahi müdahaleye dayalı elektrotların işleyiş prensibini, bu tür bir yeniliğin getireceği etik ve hukuki problemleri inceleyeceğiz.
Transhümanizme Açılan Yeni Bir Kapı: Neuralink

Yazan: Avukat Suna Akbaş (İstanbul Barosu)


Giriş
İnsanlık, tarih boyunca bilinmeze karşı aşkın bir merak duyagelmişir. Antik çağdan günümüze dek gerek üzerimizde uzanan uçsuz bucaksız evreni araştırmak, gerekse de ayaklarımızın altında çekim ivmesiyle bizi kendine bağlayan yeryüzünü incelemek şeklinde olsun bu merak kendini göstermiştir. Ancak insanın bilinmezi bu kadar uzakta aramasına gerek yoktur zira temel güdülerimizi, yaşamımızı, seçimlerimizi, düşüncelerimizi ve hatta sınırlarımızı belirleyen bir bilinmezle doğumdan ölüme dek birlikte yaşamaktayız. Görmezden gelemeyeceğimiz kadar bize yakın ancak tam olarak çözümleyemediği- miz kadar da bizden uzak olan bir bilinmezliğin içindeyiz. Bahsettiğim bu bilinmezliği meydana getiren varlık; fiziksel varlığımızın içinde taşıdığımız ve hatta fiziksel varlığımızın hareketine olanak tanıyan beynimizdir.

Tarihsel süreç içerisinde, nöral ağlarla çevrili yaklaşık 1400 gramlık jöle kıvamlı bu varlığın, bizi biz yapan bilinmezlerini çözmek için birçok farklı araştırma yapılmıştır. Aristotales’ten Spinoza’ya, Aquinas‘dan Leibniz’e kadar felsefeciler bilinçdışı ve özgür irade üzerine düşünmüş; ilk insan EEG’sinin çekilmesinden maymunlar üzerinde denenen BBA1’lara kadar nörologlar beynin çalışma prensibini araştırmıştır. Bu araştırmalar halen daha süre gelmektedir. Beyin araştırmalarının bizi getirdiği son gelişmelerden biri de beyin-makine arayüzlerinin geliştiricilerinden birisi olan Neuralink isimli şirketin bünyesindeki birçok uzman ile geliştirdiği yeni bir “BBA prototipi”dir.

Çalışmamızda genel olarak beyin-makine arayüzlerinin ve Neurolink’e ait cerrahi müdahaleye dayalı elektrotların işleyiş prensibini, bu tür bir yeniliğin getireceği etik ve hukuki problemleri, Neuralink’in geliştirdiği aygıtı incelemeden önce ise daha iyi anlaşılabilmesi için ilk olarak beyin-makine arayüzlerinin nasıl işlediğini inceleyeceğiz.

Beyin-Makine/Beyin-Bilgisayar Arayüzlerinin Çalışma Prensibi
Beyin-makine arayüzlerinin beyinle bağlantılı hale gelebilmesi için iki yöntem öngörülmüştür. Bunlardan ilki beyin içine yerleştirilen çipler ya da elektrotlarla  

işleyen cerrahi müdahale gerektiren “invazif”teknikler, diğeri ise beyine cerrahi bir müdahale olmaksızın kafa derisi üzerine yerleştirilen aygıtlarla beyinden gelen sinyalleri toplamaya yarayan “invazif olmayan, cerrahi müdahale gerektirmeyen” tekniklerdir. Kurulum prensipleri farklı olsa da, her iki teknikte de benzer bir veri alma ve dönüt oluşturma sistemi işlemektedir. Beyinden alınan sinyaller/ dalgalar/veriler öncelikle işlenerek belli kodlara dönüştürülmekte ve bu kodlar beynin bağlı bulunduğu makineye/bilgisayara anlayabileceği bir yazılım diliyle aktarılmaktadır. Kendi içerisinde gelen bu dijital veriyi işleyen bilgisayar/makine bu veriyi anlamlandırarak harici aygıtın hareket etmesini yani gelen verinin eyleme dönüşmesini sağlamaktadır. Böylece beyinden gelen veri işlenerek dönüte dönüştürülmüş olur. Bu dönütün konusu harici aygıt da; tekerlekli sandalye de, robotik kol da, koklearprotezler de, felçli kullanıcılar için sözcük yazıcı ve seslendiriciler de olabilmektedir. Böylece BBA’lar sayesinde beyne eklenen eklentilerle/implantlarla nöroprotezlerin hareket etmesi sağlanmış olur.

Ancak bu işleyişin devam edebilmesi için bu protezlerin ve arayüzlerin beyinle uyumlanması gerekmektedir. Bu noktada beynin uyumlama sürecinde görev alan plastisite3 denilen beyin bölümü devreye girer. Beynimiz kendine özgü canlı donanım sisteminin evrimsel süreçte nasıl işleyeceğini, girdilerini nasıl değerlendireceğini bilir. Ancak yapay bir eklentiden alınan sinyalleri nasıl yorumlayacağını ve anlamlı bir sinyale dönüş eklentiden alınan sinyalleri nasıl yorumlayacağını ve anlamlı bir sinyale dönüş- türeceğini öğrenmesi gerekir. Bu öğrenim süreci beynin devrelerini yeniden düzenleyen ve beynimizin teknolojik gelişmeleri kanıksayarak insanın cyborg/yarı robota dönüşmesi yolculuğunda bizi transhümanizme ulaştıracak devrimci parçamız plastisite sayesinde olacaktır. Zira beyin bilgiyi (veriyi) aldığı müddetçe işlemeye devam edecektir, hangi araçla aldığının bir önemi olmaksızın örüntü oluşturma kabiliyeti sayesinde yabancısı olduğu BBA teknolojisine de alışacaktır.

Neuralink

Silikon Vadisi’nin yerlilerinden, Space X, TESLA Motors ve The Boring Company’nin kurucusu teknoloji yatırımcısı Elon Musk 2016 yılında BBA araştırmaları için yeni bir tesis kurmuş ve bu teknoloji üssüne de Neuralink adını vermiştir. Temelde BBA teknolojisi ile tanımlanacak yeni bir sistem kurmayı amaçlayan bu şirketin temel hedefleri arasında beyin-makine arayüzlerini oluşturmak, insanın doğuştan ya da sonradan yitirdiği belli duyusal ve motor fonksiyonlarını yeniden işlevsel hale getirmek gibi gayeleri bulunmaktadır.

Şirketin kurucusu Elon Musk yapay zekanın zaman içerisinde insan zekasını geride bırakabilecek kadar donanımını artıracağını, bu yüzden de insan beyninin kapasitesinin artırılması gerektiğini söylemektedir4. Yapay zekanın gelişimi- ne dayalı bu senaryolar da yine şirketin kuruluşundaki temel güdüleyicilerden olmuştur. Musk’ın yapay zekaya ilişkin karamsar öngörüsünün somut gerçekliği henüz belirsiz olmakla birlikte, şirket de bu argümandan ziyade işlev bozukluğu olan hastalara yardımcı olma gayesini ön planda tutmaktadır.

Neuralink henüz hayvanlar üzerindeki deneylerini tamamlamamış olsa da, yakın bir gelecekte insanlar üzerinde deney yapmaya başlayacağını açıklamıştır. Gelecekte de Neuralink’in vaat ettiği amaçların gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ortaya çıkacaktır.

Neuralink'in Çalışma Prensibi

Beyinde gördüğümüz, hissettiğimiz, dokunduğumuz veya düşündüğümüz her şey hakkında bilgi taşıyan nöronlar vardır5. Neuralink’in yapmayı hedeflediği BBA eklenti modelinde ise bu nöronlarda taşınan bilginin okunması hedeflenmektedir. Bu nöronların ne düşündüğünü anlamlandırmamız için, nöronlarda taşınan veriyi alacak olan ise elektrotlardır.

Bu elektrotlar saç telinden çok daha ince, elastik polimer yapıda tasarlanmıştır. Bu ipliklerin her biri 32’şer elektrot içermektedir. Elektrotların işleyişini gerçekleştirerek nöral ağlardan bilgi toplayabilmesi için cerrahi bir robot tarafından herhangi bir anestezi işlemi olmaksızın kafatasında 8 mm’lik bir yarık açılarak her bir elektrot taşıyan iplik ve elektrotlara bağlı sensörler beynin iç kısmına yerleştirilecektir.

Bahsi geçen bu cerrahi robotun haritalama sistemi sayesinde beyinde herhangi bir doku, damar ya da yapıya denk gelmeden elektrotların yerleştirilebileceği öngörülmektedir.

Bu elektrotların bağlı bulunduğu ve Neuralink tarafından “The Link” olarak adlandıran sinir sinyallerini alacak ve işleyecek olan eklenti ise kafatasının üst kısmında konumlandırılmaktadır. Böylelikle beyinden gelen veriler elektronotlar aracılığıyla alınarak işlenecek ve anlamlı verilere dönüştürülebilecek, bu veriler ise bilgisayara/makinelere aktarılabilecektir. Buna bağlı olarak beyinden gelen sinyaller yorumlanarak sorunun çözümü daha iyi kavranabilecektir. Protezlere bağlı bir BBA tipi modelde ise beyin sinyalleri ile bedenin ne yönde tepki vermek istediği anlaşılabilecek ve bu yönde hareket sağlanabilecektir.

Yine bu teknolojiye bağlı olarak kulağın arkasına yerleştirilen, bluetoothlu giyilebilir bir bobin sayesinde de bağlantı kurulması sağlanacaktır. Neuralink tarafından geliştirilen bu BBA'nın IOA'a bağlı bir uygulaması da bulunmakta olup doğrudan düşünerek cihazın, klavyenin ve farenin kontrol edilmesi sağlanacaktır.

Etik ve Hukuki Problemler                

Beynin işleyişini değiştiren ve kontrol eden mekanizmaların getireceği etik kaygılar üzerine gerek filozoflar, gerek bilim-kurgu yazarları gerek hukukçular gerekse de bireyler tarafından sıkça düşünülmüştür.

BBA sistemleri üzerine sorulan etik sorular genellikle sosyal davranışların değiştirilip değiştirilemeyeceği, duyguların ve düşüncelerin kontrol edilip edilemeyeceği gibi fütüristik tahminler üzerine yoğunlaşmıştır.

Örneğin, dürtülerimizi bir kenara bırakarak yüksek kalorili bir yemek yerine sağlıklı bir yemek yemeyi seçtiğimizde dorsolateralpfrontal korteks6 etkinleşir. Beynimizde kararlarımızı etkileyen ya da karar verdiğimizde tetiklenen bazı bölümler vardır.

Peki bu prototiplerin, insan seçimlerine tesirinin olup olmayacağı, dopamın seviyesini artırıp artırmayacağı ya da cinsellik gibi dürtülerini tetikleyip tetiklemeceği, daha çok ya da daha az yemeye teşvik edip etmeyeceği, beyin algısallığını sanal bir gerçeklik ağına sokarak yapay bir gerçeklik deneyimini VR gibi eklentiler olmadan değiştirip değiştirmeyeceği ve şiddete eğilimli ya da homofobik birinin daha çok empati yapmasını sağlayıp sağlamayacağı gibi tartışmalar gündeme gelmektedir.

Bu tartışma konuların etik açıdan değerlendirilmesi ve analiz edilmesi gerekmektedir. Zira, beyin duygusal konularda belli nöronal örüntülerle hareket etmekte ve bu ağları etkileyerek farklı kararlar verebilmektedir. Beynin, farklı seçimler yapılabileceği yani dürtülerin kontrol edilmesinin sağlanabileceği de bilimsel olarak bilinen bir gerçektir.

Bu noktada, etik ve hukuki açıdan bazı soruların da gündeme gelmesi kaçınılmazdır. Bu tip cihazların kullanılmasında aydınlatılmış onamın aranıp aranmayacağı ve ilgililerin rızasının gerekip gerekmeyeceği de tartışılmalıdır. Özellikle söz konusu prototipin beyne yerleştirilmesi, kişinin vücut bütünlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğundan, bu noktada tıbbi müdahale aranan şartların bu uygulama bakımından da aranıp aranmayacağı sorunu masaya yatırılmalıdır. Bir yanda bireyin temel haklarına yönelik bir müdahale söz konusu iken, diğer yanda uygulamanın yapılmasıyla beklenen bazı faydalar bulunmaktadır. Bu durumda, bu uygulamaların kim tarafından, nasıl, hangi kapsamda yapılabileceği ve bunun sınırlarının ne olacağı hususlarının belirlenmesi gerekecektir.

Beynimizin işleyiş mekanizmasını etkileyen BBA sistemleri, işlerliğini sürdürebilmek için beynimizden veri toplamak zorundadır. Bu verilerin kişisel veri niteliğinde olacağında tereddüt yoktur. Bu noktada ne tür verilerimizin alınacağı, bu verilerin nasıl saklanacağı, kimlerin bu verilere erişebileceği gibi sorunlar da karşımıza çıkmaktadır. O halde uygulama, yalnızca vücut bütünlüğü değil, kişisel verilerin korunması hakkı ve kişisel veri gizliliği ile de yakından irtibatlıdır.

Bundan dolayı BBA işlemlerinin ne tür teknik ve hukuki sonuçlar doğuracağı BBA sistemi kullanıcılarına çok açık bir şekilde anlatılarak, bu kullanıcıların aydınlatışmış onamlarının alınması gerekmektedir. Böylece kişisel veri ihlallerinin önüne de kısıtlı bir noktaya kadar geçilmiş olabilecektir.

Ancak hem kişisel verilerimizin rızamız dışında elde edilmesine hem de sağlığımızın etkilenmesine sebep olacak başkaca tehditler de mevcuttur; Biohackerların varlığı, BBA sistemlerinin hacklenebilme potansiyeli ve elde edilen verilerin hukuka aykırı yollarla ele geçirilebilme ihtimalinden söz etmek mümkündür.

Türk Hukuku bazında değerlendirdiğimizde kişisel veriler Anayasa, KVKK ve TCK, FSEK, EİK gibi mevzuatlar kapsamında korunmuş ve kişisel verilerin rıza dışı elde edilmesi, kopyalanması, çoğaltılması, elde tutulması yaptırımlara bağlanmışsa da, BBA tipi sistemlerden elde edilecek kişisel verilere yönelik spesifik düzenlemeler henüz mevcut değildir. Daha çok bilişim sistemlerinden elde edilen kişisel veri hırsızlığına yönelik düzenlemeler mevcut olsa da BBA tipi sistemlerin teknik işlerliği baz alınarak konulmuş herhangi bir yaptırım sistemi henüz Türk Hukuku’nda mevcut değildir.

Yine bahsi geçen bir diğer tehdit olan BBA sistemlerinin içerisindeki elektronik aygıtların hacklenebilmesi problemi de spesifik olarak düzenleme alanı olmayan bir hukuk açığıdır. Yine teknik ve hukuki ayrıntıları da içererek bir düzenleme yapılması gerektiği gibi, bu düzenlemeler, öngörülen sistemin insanın hayatını ve vücut bütünlüğünü de etkileyecek hukuki ihlallere açık olmasından dolayı ceza hukuku alanında da öngörülmesi gereken yaptırımları içermelidir.

Sistemin çalışmasına dışarıdan müdahale eden üçüncü bir kişinin cezai sorumluluğu dışında yine cerrahi müdahalede doğabilecek sorumlulukların ya da BBA sisteminin çökebileceği ihtimalinin de vücut bütünlüğünü ihlal edebileceği göz önüne alınmalıdır. Yine bu durumda da cerrahi müdahaleye konu kişinin aydınlatılmış onamının mutlaka alınarak, cerrahi müdahalenin ve sistemin teknik kısımlarının ve risklerinin de kişiye belirtilmesi gerekmektedir.                          

Uluslararası düzlemde gelişen teknolojinin getirdiği yeniliklere uyum sağlayarak, insan onuruna yaraşır tıbbi müdahalelerin düzenlenmesi için sözleşmeler yapıl- maktadır. Örneğin, Türkiye’de 2004 yılında yürürlüğe giren Biyotıp Sözleşmesi bunlardan biridir.

Bu sözleşmenin 15. maddesinde "Biyoloji ve tıp alanında bilimsel araştırma, bu Sözleşme hükümlerine ve insan varlığının korunmasını güvence altına alan diğer yasal hükümlere bağlı kalmak kaydıyla serbestçe yapılabilir" denilerek etik kaygılara çare olunmaya çalışılmıştır. Yine bu sözleşme kapsamında kişinin rızasının ve aydınlaştılmış onamının bulunması gerekliliğinden de söz edilmektedir.           

Her ne kadar bu tür sözleşmeler, mevcut durumda birtakım sorunlara çare üretebilmekte ise de, gelişen teknolojilerin hukuk düzlemini geride bıraktığı ve kültürel bir gecikmeye sebebiyet verdiği tartışmasızdır. Hukuk sisteminin BBA teknolojileriyle donatılmış bir yarı robot olma yolunda adımlar atan ve insan vücudunun sınırlarını zorlayacak bir gele- cek karşısında daha hızlı aksiyon alması gerekmektedir.

Nörolojik Tartışmalar                    

Beyin bir komutan gibi üstten emir verip de eylemlerimizi, düşüncelerimizi harekete geçirmez. Bedenden sinyalleri alır, onları yorumlar ve değerlendirir. Beden ve beyin birlikte sinyalleşerek çalışır. Ancak “Link” bir üst komutan gibi çalıştığında beynin işleyişine uzun vadede nasıl bir etkisi olacağı ya da çıkarıldıktan sonra beynin çalışma dinamiğinin etkilenip etkilenmeyeceği nöroloji alanının tartışma konusudur.

Cerrahi robotlarla takılması öngörülen bu BBA prototipi üzerine düşünülmesi gere- ken bazı problemli taraflar bulunmaktadır. Her beynin kendine özgü bir haritası, işleyişi ve ağları vardır. Beyin sürekli işleyiş halinde olan, yaşlanan, ölen, uyku esnasında dahi değişen nöral ağlara sahiptir. Bu kadar karmaşık yapıda olan bir yapıya hiçbir hasar vermeden ve travmaya yol açmadan elektrot yerleştirmenin nasıl yapılacağı tartışılmalıdır. Zira, mikroelektrotların etrafındaki dokuların BBA sinyallerini bozabilen bazı çizikler diğer BBA tipi modellerde görülmüş durumdadır.

Yine bu teknolojinin, insanın evrimsel sürecine etki edebilecek bir adım olduğu ve evrimsel süreçte insanın kapasitesini maksimize edemeyen ve sınırları bulunan insan bedeninin sınırlarını artıran bir uygulama olduğu da açıktır. Bu sürecin yapay evrimsel bir ilerlemeye sebep olup olmayacağı ya da gelecek kuşaklar için ne gibi yan etkileri olacağı tartışma konusu yapılmalıdır.

Bu tür elektrotlarda kullanılan malzemelerin ömrü, sıcak ya da soğuk ortamlara verdiği tepki, performanslarındaki düşüşler de uzmanlar tarafından değerlendirilmesi gereken bir başka konudur ve yine hukuki sorumluluk noktasında kimin sorumlu tutulacağı hususunda da dikkate alınması gereken verilerden birini oluşturacaktır.

Diğer BBA sistemlerine göre çok daha fazla elektrot yerleşmesine müsaade eden ve direkt olarak beyinden bilgi alınmasını sağlayan Neuralink ile ilgili olarak birçok iyimser ve kötümser öngörü mevcut durumda olsa da bu yeni teknoloji ve muadilleri ile sınırlı biyolojik kapasiteleri ya da genetik kodları yüzünden acı çeken ALS, omurilik felci, Parkinson, depresyon, epilepsi, demans gibi hastalıklardan muzdarip birçok kişinin tedavisi de mümkün görünmektedir.

Ve avantajlı konumlarına bakarak yapılan kötümser öngörüleri ve bu avantajlı konumlardan ne yönde faydalanacaklarına yönelik tartışmaları bir kenara bırakırsak, bu tür bir teknolojinin bilinçli ellerde insanlık adına yararlı bir çözüm aracına dönüşeceği açıkça ortadadır.

Sonuç                     

Homo Sapiensin tarih boyunca kendi tü- rüyle ve yabancı türlerle işbirliği kurarak, alet kullanarak geliştiğini ve baskın bir tür haline geldiğini biliyoruz7. Ancak gelinen yüzyılda Homo Sapiense özgülenen yeni bir gelişme daha ortaya çıkmış durumdadır. Bu gelişme bilim ve teknolojinin Homo Sapiense bahşettiği kendi beynini ve nöral ağlarını kontrol edebilme yetisidir. Ancak insan türünün gelişimini yapay bir kontrol mekanizmasına bağladığımızda, insanın kendi kendini kontrol etmesinin yanında, kendisi dışında başkaca güçler tarafından da kontrol edilmesi olasılığı doğmaktadır. Sadece insanın dış varlığından kaynaklanan kötü senaryolar değil; BBA gibi nörolojik gelişimini destekleyen aygıtların da yaratabileceği tıbbi sorunlar oluşmaktadır. Bu da nörolojik, etik ve hukuki problemlerin gün yüzüne çıkmasına sebebiyet vermektedir.     

Yaklaşımlarını sinir mühendisliğinin sınırlarını zorlayan bir yenilik olarak tanıtan Neuralink’in ve muadili diğer BBA sistemlerinin geleceği nasıl şekillendireceği henüz bir muamma oluşturmaktadır. Ancak geleceği hayaller, tahminler ve gören gözlerin ışığında yorumlamak; muammaları etiğin ve hukukun bakış açısıyla kötümser senaryolardan kurtarmaksa her zaman insanlığın elinde olacaktır.      

İnsan özel hafızası sayesinde bir birey olur. Hafızanın ne olduğu tanımlanamaz, ama hafıza insanlığın ne olduğunu tanımlar8. Yaptığımız her atılım, yarattığımız her sistem, geliştirdiğimiz her teknoloji ise gelecekte kim olacağımızı ve nasıl bir insanlık mirası bırakacağımızı belirleyecektir. Bu yüzden eylemlerimizin bizim aynamız olduğunu bilerek bizi karşılamak üzere olan biyonik çağın temellerini en bilinçli şekilde atmak herkesin en büyük uğraşlarından birisi olmalıdır.


Notlar                 

1 (Ing) Brain Computer Interface. Beyin Bilgisayar Arayüzleri (BBA), insanların motor sinir sistemlerini kullan- maksızın bir bilgisayarı, elektromekanik bir kolu ya da çeşitli nöroprotezleri kullanmalarını olanaklıhale getiren sistemlerdir. (ARGUNŞAH)
2 Cerrahi müdahale gerektiren tıbbi tekniklere verilen genel isim.
3 Beyin plastisitesi veya nöral plastisite olarak da bilinen nöroplastisite, beynin yapısal veya fizyolojik değişik- liklere uğrama yeteneğidir. (Wikipedia 2021)
(Neuralink Tanıtım Konferansı 2020) 2 (https:/neuralink.com/approach/)
5 (https:/neuralink.com/approach/)
6 Beynin son evrimleşen kısmı olup, erken yetişkinliğe kadar gelişmeye devam etmektedir. Başlıca görevleri çalışma hafızası, karar verme, planlama gibi idari işlevleri yönetmek olup motor hareketlerin planlanması ve organizasyonunda da görev alır. (Sinir Bilim 2021)
(Harari Ekim, 2017)
8 (Oshii 1995)


Kaynakça                                             

ARGUNŞAH, Ali Özgür. «Beyinden Bilgisayara Bir Yol: Beyin Bilgisayar Arayüzü.» 2016.
Harari, Yuval Noah. Homo Deus. İstanbul: Kolektif, Ekim, 2017.                       https:/neuralink.com/approach/. https:/neuralink.com/approach/.
Neuralink Tanıtım Konferansı (2020).
Kôkaku Kidôtai . Yöneten Mamoru Oshii. 1995.
Sinir Bilim. 2021. https:/sinirbilim.org/dorso-lateral-prefrontal-korteks/ (2021 tarihinde erişilmiştir).
Wikipedia. 2021. https:/tr.wikipedia.org/ wiki/N%C3%B6roplastisite#cite_note-Lawes2004-1 (09 21, 2021 tarihinde erişilmiştir).

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Üstad DergiÜstad Dergi

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Yıkıcı Teknolojiler ve Hukuk

Transhümanizm ve Metaverse'ün etik ve hukuki boyutları.

27 Nis 2023

Hukukta Tasarım

YAZARLAR

Üstad Dergi

Herkes için avukatlık dergisi.

İLGİLİ OKUMALAR