📷 Tuktukla tapınak turu

Kamboçya'da gün doğumu ve on buçuk saatlik bir yürüyüş.
📷 Tuktukla tapınak turu

Sabahın 4’ü. Telefonumun alarmı kulağımın dibinde adeta çığlık atıyor. Kafamdan “Acaba gitmesem mi?” diye geçiriyorum. Sabahları erken kalkmayı hiç sevmediğim için “Her sabah nasılsa gün doğuyor, birini kaçırsam ne olur ki?” diye kendi kendime bahane üretmeye çalışıyorum. Birkaç erteleme sonrası sonunda alarm kazanıyor ve kalkıp giyiniyorum.

Çantamı alıp dışarıda beni bekleyen ve bir gün önceden anlaştığım tuktuka atlıyorum. Siem Riap’ın karanlık sokaklarında ilerliyoruz. Bir süre sonra şehir bitiyor, orman başlıyor. Karanlığın içinde tuktuklarla yapılan bir kavimler göçündeyim adeta. Sağım solum içinde turistleri taşıyan tuktuklarla çevrili. Bir süre sonra bilet ofisine geliyoruz. Hemen sıraya geçip biletimi alıyorum.

Tekrar tuktuka atlıyorum. İstikamet gün doğumu için Angkor Wat! Tapınağın ana girişine vardığımda olayın ciddiyetini anlıyorum. Yüzlerce insan Holivud’un uyduruk felaket filmlerindeki tahliye görüntüleri gibi hızlı adımlarla tapınağın içine doğru ilerliyor. Hemen fırlıyorum. Ortalık zifiri karanlık, telefonun flaşını fener olarak kullanıp tapınak çevresindeki dev kanala düşmeden içeri giriyorum. Adeta bir distopik film setindeyiz. Zifiri karanlıkta yüzlerce insan 1000 senelik tapınakta yolunu bulmaya çalışıyor.

Bir süre sonra meşhur havuzun kenarına geliyorum. Ancak büyük bir sorun var. Havuzun kenarında ayak koyacak bile boş yer yok. İnsanlar ve dev tripodlar tüm kıyıyı kaplamış durumdalar. Bir şekilde bir boşluk bulup, bir Avusturalyalı çiftin önüne tripodumu kurmak için izin istiyorum. Sonrasında arkalarında duracağımı da ekliyorum. Alacakaranlıkta kameramı çalıştırmaya başlıyorum ve çiftin arkasına geçip izlemeye başlıyorum.

Fotoğrafçılar


Dakikalar geçtikçe inanılmaz bir şeye tanıklık ediyoruz. Şansımıza tapınağın üzerinden hafif bulut kümeleri geçiyor. Tapınağın arkasından doğacak olan güneş ise önce onları renkten renge sokuyor. Bu kadar fotoğraf meraklısının bulutları el birliği ile kiralamış olduğu hissine kapılıyorum. 1 saatlik bu gösteriyi nefessiz izledikten sonra sonunda güneş Angkor Wat’ın görkemli kulelerinin ardından yüzünü gösteriyor. Bense şahitlik ettiğim şeyin görkemiyle kontrolsüzce kahkaha atmaya başlıyorum. Yaşadığım keyfin tasviri çok zor.

Gün doğumu ardından saat 7.00 civarında tapınaktan çıkıyorum. Aldığım tüyolar sonucu Angkor Wat’ı öğleden sonraya bırakıp boşken rotayı Ta Prohm tapınağına çeviriyorum. Şehirden Angkor tapınaklarını görmek için turlar saat 9-10 arası çıktığı için o vakte kadar insansızlığın tadını çıkartmak istiyorum. Tuktuktan Ta Prohm’un giriş kapısının önünde iniyorum. Biraz yürüdükten sonra yüzyıllarca unutulmuşluk sonucu ağaçlar tarafından yutulmuş meşhur tapınak karşıma çıkıyor. İçine girince kendimi Indiana Jones filminde gibi hissediyorum. Sanki bir anda karşıma bir hazine çıkacak ve bir maceranın içine çekileceğim hissi oluşuyor. Doğaya karşı insanın ve eserlerinin ne kadar yetersiz olduğu bir kez daha kafama kazınıyor. Dev ağaçların içlerinden çıktığı tapınak grubunu ağzım açık geziyorum.

Ta Prohm


Ta Prohm sonrası istikamet Takeo tapınağı, saat ise yavaştan 9’a geliyor. Neyse ki Takeo’da da çok fazla insanla karşılaşmıyorum. Dik ve daracık merdivenlerle tepesine tırmanıp onbirinci yüzyıl civarında yapılmış bu muazzam yapıların görkemine hayran oluyorum. Ardındansa eski Khmer İmparatorluğu’nun başkenti ve kraliyet merkezi olan Angkor Thom bölgesine geçiyorum. Sıcak ve kalabalık yavaştan kendini göstermeye başlıyor.

Gezmeye Fil Terası'ndan başlıyorum. Bölgede kesintisiz 1,2 km uzunluğunda rölyefler bulunuyor. Bu rölyeflerde 11 binden fazla figür resmedilmiş. Kabartmaların güzelliğinden aklımı yitirmeden kendimi Tep Pranam tapınağına atıyorum. Ufak, çok bilinmeyen ama içinden çıkan ağaçlarla oldukça etkileyici bir tapınak. Sonrasında Phimeanakas ve bölgenin en önemli ve büyük tapınağı olan Bayon’u ziyaret ediyorum. Öğle vakti iyice tepeye çıkan güneş ve saatlerdir yürümenin yorgunluğu ile bünyem isyan ediyor ve 1-2 basamakta düşmekten ucuz kurtuluyorum. Aşırı sıcak, rutubet ve uykusuzluk birleşince oldukça tehlikeli olabiliyorlar. Bu nedenle Bayon sonrası yemek molası veriyorum. Tuktuk şoförüm Piri ile yemek yiyoruz. Ardından bu sefer dolaşabilmek için Angkor Wat’a geri dönüyorum.

Yol


Angkor Wat’ı öğleden sonra ziyaret etmek dünyadaki herhangi bir turistik yeri ziyaret etmek gibi. Sabah yaşanan mistizm ve etkileyicilik kalabalıkla azalıyor. Hâlâ çok güzel ve görkemli ama bir şeyler eksik. Tapınağın içini biraz dolaştıktan sonra kulelere çıkmak için sıraya giriyorum. Yaklaşık yarım saat sonunda gezilmesi için yarım saat limitli süre verilen kulelere çıkıyorum. Angkor tapınaklarında özellikle kadınlara sıkı kıyafet kuralları uygulanıyor. Budistler için hac yeri olan bölgede diz üstü etek, askılı şeyler kesinlikle yasak. 2015’te Çin ve Rusya'dan iki turistin tapınaklarda çıplak poz vermeye kalkışması büyük kriz olmuş ve iki turist de sınırdışı edilmiş. Bu önemli bilgileri sırada beklerken İngilizce anlatım yapılan bir turist grubundan öğreniyorum. Ören yeri gezerken bu tür bilgi korsanlıkları yapmak hoşuma gidiyor. Bir kitapçıya girip, rastgele bir kitap alıp işinden birkaç bilgi öğrenmek gibi bir neşe veriyor insana.

Ta Prohm


Kuleleri dolaşıp tapınak bölgesini tepeden gördükten sonra aşağı iniyorum. Koridorlarda dolaşırken dilek bileklikleri yapan çocuk Budistler görüyorum. Bir tane alıp kutuya 1 dolar bağış yapıyorum. Bilekliği bağlarken dilek tutmamı söylüyor. Attığı her düğüm için dualar edip, Budist gelenekleriyle beni selamlıyor.

Gün batarken 10,5 saat yürüyüşün yorgunluğuyla Angkor Wat’tan ayrılıyorum. Aklımda ömrüm boyunca hatırlayacağım gün batımı, tapınakların içinden büyüyüp doğanın gücünü anlatan ağaçlar var. İçimdeyse insanlık tarihinin harikalarından birine daha tanıklık etmiş olmanın huzuru.


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

RutaRuta

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

📷 Tuktukla tapınak turu

Kamboçya'da gün doğumu ve on buçuk saatlik bir yürüyüş.

30 Kas 2022

📷 Tuktukla tapınak turu

YAZARLAR

Ruta

Ruta hayatını genelde yolda geçiren ve not tutmak yerine fotoğraf çeken bir adamın seyir defteri.

İLGİLİ OKUMALAR