Türk kütüphaneciliğinin öncüsü: Adnan Ötüken

Cumhuriyet Dönemi Türk kütüphaneciliğinin öncüsü, Türkiye’deki ilk Kütüphanecilik Bölümü'nün Kurucusu Adnan Ötüken'i Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Yılmaz ile konuştuk.
Türk kütüphaneciliğinin öncüsü: Adnan Ötüken

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Kütüphanecilik, arşivcilik, bilgi yönetimi nedir ve arşivler bir toplum için neden önemlidir?

Tarihsel adıyla kütüphanecilik ve şimdiki adıyla bilgi yönetimi, yaklaşık 4 bin yıllık bir mesleğin, bilim ve uğraş alanının adıdır. Bu meslek ve bilim alanının başlıca kurumları olan kütüphaneler, bilgi ile toplumu buluşturan, toplumsal hayatın bilgiye dayalı olarak sürdürülmesini sağlayan, doğru ve güvenilir bilgiyi sunan kuruluşlardır; toplumsal belleklerdir. 

Bir belleğin insan fizyolojisi ve yaşamı için işlevi, önemi neyse toplumsal belleklerin işlevi de aynısıdır. Güçlü kütüphaneleri olmayan hiçbir uygarlık yoktur. Tarihle yaşıt çok az kuruluştan birisi olan kütüphaneler-arşivler aynı zamanda uygarlıklar ve toplumlar arası bilimsel ve kültürel rekabetin en önemli kuruluşlarındandır. 

Antik dönem tarihindeki İskenderiye Kütüphanesi ile Bergama Kütüphanesi’nin savaşa kadar uzanan koleksiyon geliştirme rekabetini biliriz. Antik Yunan ve Roma arasında en değerli hediyenin kütüphaneci köle olduğu da söylenir. Ve tarihte önemli kütüphanelerin bilgin-filozoflar tarafından yönetildiği, kütüphanecinin üst düzey meslek grupları arasında olduğu da bilinir. Kütüphaneler, antik Mısır ve Grek uygarlıklarında giriş kapılarının üzerinde “Ruhun şifa bulduğu yer” yazısının yazıldığı önemli mekanlardır.

Bilgiye erişimin bu denli eşitsiz hâle geldiği, bilgiye erişenler ile erişemeyenlerin arasında büyük dijital uçurumların oluştuğu, yalan/yanlış bilginin yeni bilgi teknolojileri sayesinde hızla ve çok geniş çapta arttığı bir dünyada kütüphaneler “doğru bilgi sunma” işlevleri ile rollerini sürdürmektedir. Kısaca, tarihle birlikte ortaya çıkan ve bilgi olduğu sürece varlıklarını biçim değiştirerek (elektronik kütüphane, dijital kütüphane, sanal kütüphane vb.) işlevlerini koruyacak kurumlardır. Bilgiyi ayrım gözetmeksizin ve parasız sundukları için de dünyanın en demokratik ve insani kuruluşları arasındalardır.

Türkiye’de kütüphaneciliğin tarihinde önemli aşamalar nelerdir?

Cumhuriyet öncesi yakın tarih kökleri Anadolu Selçuklu Devleti, Anadolu Beylikleri ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde görülen kütüphanelerin genellikle dinî kurum (tekke, zaviye, dergah, cami vb.) kitaplıkları, medrese kütüphaneleri, dar-ül şifa, kervansaray benzeri toplumsal hizmet kurumlarının kütüphaneleri gibi türleri görülmekle birlikte öne çıkan ana türünün medrese kütüphaneleri olduğu söylenebilir. Tanzimat, Islahat ve İttihat ve Terakki dönemlerinin batılılaşma, modernleşme ve uluslaşma süreçlerinde ortaya halk kütüphaneleri, millî kütüphaneler, Türk Ocakları kütüphaneleri gibi yeni türler de çıkmıştır. 

Kütüphaneciliğin modern bir meslek ve bilim alanı haline gelmesi Cumhuriyet dönemiyle başlamıştır. Cumhuriyet’in aydınlanmacı yapılanması ve ulus devlet inşa sürecinde kütüphaneler özellikle eğitim-kültür bağlamında önemli roller üstlenmiştir. 

  • Ulus/vatandaşlık bilinci ve kimliği geliştirme, aydınlanma değerlerini topluma anlatma ve halkın bilgi ile yaşamasına sunduğu bilgi kaynakları ve kültür-sanat etkinlikleri ile katkıda bulunan çağdaş halk kütüphanesi nitelikleriyle önce Türk Ocağı Kütüphaneleri sonrasında da Halkevi Kütüphaneleri,
  • Aydınlanmacı yapılanmaya eğitim, Cumhuriyet’in kırsal kesiminde yaşayan köylülere yönelik aydınlanma hareketine özellikle okuma alışkanlığı temelinde katkıda bulunan eğitim ve kültür kurumlarının bileşeni olarak Köy Enstitüsü Kütüphaneleri,
  • Parçası olduğu TBMM’nin ulus-devlet inşasındaki rolünü gerçekleştirmesinde bilimsel araştırma süreçlerine destek veren bir araştırma kütüphanesi niteliği ile bilgi altyapısı sunma işlevi üstlenen TBMM Kütüphanesi,
  • Cumhuriyet’in Aydınlanmacı ulus-devlet inşası sürecinin temel kavramları olan ulus kimliği ve bilinci oluşturma çabasını, ulusal araştırma kütüphanesi olması düşüncesini, ulusal bellek anlayışını, ulusal bibliyografik denetim yaklaşımını ve bilgiyi toplumsallaştırma ilkesini hayata geçiren bir kurum olarak Millî Kütüphane,
  • Cumhuriyet’in Aydınlanma kavramları temelindeki geliştirilme sürecinde tarih ve dil alanlarının bilimsel bilgi altyapısını sağlama işlevi yüklenmiş olan Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi ile Türk Dil Kurumu Kütüphanesi genç Cumhuriyet’in önemli kütüphaneleri olmuştur. 

Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde yurt dışından davet edilen uzmanların kütüphanecilik alanıyla ilgili değerlendirme ve önerileri, bu öneriler doğrultusunda yurt dışına kütüphanecilik eğitimi için seçilmiş kişilerin gönderilmesi, bu kişilerin dönüşlerinde mesleki kurslar vermesi, Ankara Üniversitesi'nde üniversite düzeyinde bilimsel kütüphanecilik eğitiminin başlatılması kuşkusuz ilk ve en önemli adımlardır. 

Ardından Millî Kütüphane’nin kurulması, Kültür Bakanlığı’na bağlı olarak Kütüphaneler Genel Müdürlüğü’nün oluşturulması, çok sayıda halk, üniversite, çocuk, okul kütüphanesinin açılması, Bilgi Yönetimi (Kütüphanecilik) bölümlerinin sayısının 14’e ulaşması, yüksek lisans-doktora programlarının açılması ve sürdürülmesi gibi gelişmeler Cumhuriyet Türkiyesi'nin kütüphanecilik alanındaki büyük başarılarıdır.

Erken Cumhuriyet döneminde bu konu üzerinde eğitim alması için yurt dışına öğrenci gönderilmesini nasıl yorumlayabiliriz?

Bu uygulama o dönemde birçok alanda uygulanmıştır. Çünkü Türkiye’nin neredeyse hiçbir alanda yetişmiş uzmanı ve bilgi birikimi yoktur. Cumhuriyet’in Osmanlı döneminden devraldığı nitelikli insan gücü yok denecek kadar azdır. Bu nedenle bu yaklaşım son derece akılcı bir yoldur. İşin başarılı olması için uzmanına yaptırmak, bunun için önce uzman yetiştirmek, yetiştirme sürecini başlangıçta yurt dışında gerçekleştirmek gibi bir yol izlenmiştir. 

Kütüphanecilik alanında da çağrılan uzmanların (örneğin, ünlü eğitim bilimci Prof. Dr. John Dewey) verdiği raporlarda yer alan öneriler doğrultusunda Almanya ve ABD’ye bu alanda eğitim almaları için uygun kişiler seçilmiş ve gönderilmiştir. Bu kişiler oralarda aldıkları eğitimler ile Türkiye’de modern kütüphaneciliğin temellerini atmışlardır. 

Önce kütüphanecilik kursları açmışlar, oralarda gördükleri uygulamaları Türkiye’de uygulamaya çalışmışlar, üniversite düzeyinde eğitim veren Kütüphanecilik Bölümü'nün kurulmasına öncülük etmişlerdir. Modern Türk Kütüphaneciliği için kilometre taşı saydığımız Millî Kütüphane’nin kuruluşu da yurt dışına gönderilen Adnan Ötüken sayesinde olmuştur. Kısaca, diğer alanlar gibi kütüphanecilik alanında da yurt dışına doğru seçilmiş adayların gönderilmesi, Türk kütüphaneciliğinin gelişiminde belirleyici olmuştur. 

Adnan Cahit Ötüken (1911-1972)

Adnan Ötüken’in biyografisi/yaşamı hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Türkiye Cumhuriyeti’nin kütüphanecilik eğitimi için yurt dışına gönderdiği kişilerden birisi olan ve modern Türk kütüphaneciliğinin kurucusu ve öncüsü sayılan Adnan Cahit Ötüken, 1911 yılında Manastır’da doğmuştur. Babası bir askerî (binbaşı) doktordur. Adnan Ötüken 7 yaşındayken babası Kafkas Cephesi’nde hayatını kaybetmiştir, Ötüken soyadı bu acı olaya dayanıyor olabilir. Adnan Ötüken sırasıyla Kadıköy Osmangazi Numune Mektebi'ni, yılında Kadıköy Orta Mektebi'ni ve İstanbul Lisesi'ni bitirmiştir. 1935 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji ve Fransızca Bölümlerinden mezun olmuştur. Gençlik yıllarında İstanbul'da bazı özel liselerde edebiyat öğretmenliği yapmıştır. 1936 yılında da Yozgat Lisesi'ne edebiyat öğretmeni olarak görev yapmıştır.

Prof. Helmut Ritter'in başkanlığında kurulan Kütüphaneler Tasnif Komisyonu'ndaki 9 aylık çalışma ve tezini hazırlama sürecinde kütüphaneleri ve sorunlarını yakından görme ve inceleme fırsatını bulmuştur. Yine Prof. Ritter’in önerisi ile çağdaş kütüphanecilik uygulamalarını yerinde görmek, onlardan yararlanmak ve kütüphanecilik eğitimi almak üzere seçilmiş ve 1936 yılında Almanya'ya gönderilmiştir. Eğitimini Berlin Devlet Kütüphanesi'nde almıştır. Berlin Üniversite Kütüphanesi'nde, Leipzig'de ve diğer çeşitli Alman kütüphanelerinde stajlar yapmıştır. 

4 yıl kaldığı Berlin’den 1939 yılında dönmüş, kısa bir süre İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Asistanlığı yapmıştır. 1941'de Millî Eğitim Bakanlığı’na Yayım İşleri Müdürü olarak atanmıştır. 1946 yılında kuruluş çalışmalarını başlattığı Millî Kütüphane 1948 yılında resmi olarak açılmış ve hizmet vermeye başlamıştır. Ötüken, 1949 yılında Türk Kütüphaneciler Derneği’nin ve 1954 yılında Ankara Üniversitesi DTCF’de Türkiye’deki ilk Kütüphanecilik Bölümü'nün kuruluşuna öncülük etmiş, bir süre burada öğretime katkıda bulunmuştur. 1957 yılında Almanya'ya Kültür Ataşesi ve Öğrenci Müfettişi olarak atanmıştır. 1960 yılında Türkiye'ye döndüğünde Millî Kütüphane Müdürlüğü'ne getirilmiş, 1965 yılında da Kültür Müsteşarı olmuştur. Daha sonraki süreçte çeşitli okullarda edebiyat ve Almanca öğretmenliği yapmıştır. 1972 yılında İstanbul’da yaşamını yitirmiştir. 

9 Nisan 1936, Cumhuriyet gazetesi

Adnan Ötüken’in meslek yaşamında hangi özellikleri/yönleri öne çıkıyor?

Adnan Ötüken çokyönlü bir mesleki yapıya ve geçmişe sahiptir. Biz onu her ne kadar kütüphaneci yanıyla öne çıkarsak ve kütüphaneciliğin öncüsü desek de o, kültür müsteşarlığı, kültür ateşeliği ve öğrenci müfettişliği, MEB Yayım İşleri Müdürlüğü, Millî Kütüphane Yöneticiliği, Yüksek Öğrenim Genel Müdür Vekilliği, Güzel Sanatlar Genel Müdür Vekilliği gibi üst düzey yöneticilikler yapmıştır. Kısa süreli üniversite asistanlığı ve öğretmenlik görevlerinde bulunmuştur. 

Ötüken’in çokboyutlu meslek ve uğraş alanlarını başlıklar hâlinde şöyle sıralayabiliriz: Kütüphaneci, kamu yöneticisi, akademisyen, eğitimci-öğretmen, yayıncı, yazar, sivil toplumcu. 

Örgütleyici, düzenleyici, yenilikçi, projeci, mücadeleci, eylemci bir kişiliğe sahipti. Dünyadaki Soğuk Savaş döneminin de etkisiyle milliyetçi çizgide politik ve ideolojik bir kimliği ve mücadelesi olduğu da söylenebilir. Bu bağlamda, gençlik yıllarında Edebiyat Fakültesi Öğrenci Derneği Başkanlığı, Millî Türk Talebe Birliği'nde Yönetim Kurulu Üyeliği ve daha birçok gençlik kuruluşunda politik mücadelenin içinde yer almıştır. Türk Kütüphaneciler Derneği ve Millî Kütüphaneye Yardım Derneği gibi mesleki derneklerin kurucusudur. 

Adnan Ötüken’in kütüphanecilik kursları

Adnan Ötüken'in Türkiye’deki kütüphaneciliğe etkisi hangi başlıklar altında ele alınabilir?

Adnan Ötüken’in her şeyden önce Türk kütüphaneciliği için bir öncü ve liderdir. Bir başka deyişle, Cumhuriyet dönemi Türk kütüphaneciliğine çeşitli açılardan öncülük ve liderlik etmiştir. Kanımca en önemli katkısı Millî Kütüphane’nin kurulmasını sağlamasıdır. Millî kütüphaneler bir ülkenin/ulusun ana ve lider kütüphanesidir. Millî kütüphanesi olmayan bir ülke düşünülemez. 

Onun kütüphaneciliğe diğer çok önemli katkısı, Türkiye’de modern kütüphanecilik eğitimini önce kurslarla (1942-1952 yılları arasında) sonra da üniversite düzeyindeki lisans eğitimi ile başlatması olmuştur. Diğer yandan, Türk Kütüphaneciler Derneği’nin (TKD) kuruluşuna öncülük etmesi de çok anlamlı ve önemlidir. Herhangi bir mesleğin meslek olarak kabul edilmesinin temel koşullarından biri, o alanın mesleki-sivil toplum kuruluşunun olmasıdır. 1949 yılında kurulan TKD bugüne dek meslek savunuculuğunu ve mesleki haklarla ilgili çalışmalarını aralıksız sürdürmüştür. Söz konusu derneğin yine Adnan Ötüken öncülüğünde 1952 yılında çıkarmaya başladığı Türk Kütüphaneciliği dergisi hâlâ çıkarılmakta olup, Türkiye’de en uzun süreli yayın yaşamına sahip bilimsel dergilerden birisidir. 

Genel olarak yayıncılık yanı güçlü olan Adnan Ötüken’in Türk (İnönü) Ansiklopedisi, İslam Ansiklopedisi ve Dünya Edebi Tercümeler Dizisi'nin yayınlanmasındaki önemli rolü bilinmektedir. Ayrıca kendisinin yazdığı Bibliyotek Bilgisi ve Bibliyografi (1940), Bibliyotekçinin El Kitabı (1947), Kütüphaneciliğimiz için (1949), Millî Kütüphane Nasıl Kuruldu? (1955) ve Basma Eserler Alfabetik Katalog Kaideleri. Enstrüksiyon (1957) adlı kitapları Türkiye’de mesleki bilimsel literatürün başlangıcı olmuştur. Kendi yazdıklarının dışında kütüphanecilik alanında çok sayıda bilimsel kitabın çeviri ve yayınını da sağlamıştır. Ayrıca Ötüken, kütüphanecilik mesleği için yasal dayanaklar oluşturmaya, ilgili mevzuatı kabul ettirerek yayımlatmaya da çalışmıştır. Bir başka deyişle, o, kütüphanecilikle ilgili çeşitli yönetmelik, yönerge, yasa çalışmalarında etkin olarak rol oynamış, mesleğin yasal boyutunu sağlamlaştırmaya çalışmıştır. Kütüphanecilik ve yayıncılık ile ilgili konuştuğu radyo programları da toplumda kütüphanecilik konusunda dikkate değer etkiler yaratmıştır.

Elbette, Adnan Ötüken’in yukarıda sıralanan ve ona Türk kütüphaneciliğinin lideri/öncüsü niteliğini kazandıran tüm çalışma ve başarılarının başlangıcında onun Atatürk tarafından eğitim için yurt dışına gönderilmesi vardır. Böyle bir süreç başlamasaydı, büyük olasılıkla Adnan Ötüken’in kütüphanecilikle ilişkisi olmayacak ya da çok sınırlı kalacaktı. Diğer yandan, o da kendisine sunulan bu fırsat ve olanakları çok iyi değerlendirmiş, edindiği bilgi ve deneyimler ile Türkiye’nin modern kütüphaneciliği gerçekleştirmesinde başrolü oynamıştır.

Millî Kütüphane, Ankara

Ankara'da Ötüken'in ismini yaşatan Ankara Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi’nin Ankara için önemi nedir?

Ankara’da Adnan Ötüken’in adını yaşatacak en önemli kuruluş kuşkusuz Ankara Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi’dir. Hâlâ Türkiye’nin en büyük ve etkin kütüphanesi olan bu kütüphanemiz 1922 yılında Maarif Umumi Kütüphanesi adıyla kurulmuştur. Söz konusu kütüphanemiz uzun yıllar Türkiye’de yayımlanan tüm yayınların Derleme Yasası gereği gönderilmek zorunda olduğu 6 kütüphaneden birisi olmuştur. Kütüphane 2017 yılında derleme kütüphanesi olmaktan çıkarılmış, bu görevi Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi’ne devredilmiştir. Ankara Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi hâlâ Türkiye’de en büyük koleksiyona sahip ve modern halk kütüphaneciliği hizmet ve etkinlikleriyle örnek kabul edilen kütüphanedir. Ankara’da halkın ücretsiz ödünç kitap aldığı, düzenlenen eğitici ve kültürel etkinliklerine ücretsiz olarak katıldığı, araştırmaları için kullandığı ve halk için sosyal bir buluşma, iletişim ortamı işlevi gören çok önemli bir kütüphanedir.

Ankara’da Bahçelievler’deki Millî Kütüphane binası karşısında bulunan Adnan Ötüken Parkı da onun adını yaşatan bir başka açık alan mekanıdır.

Ankara Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi

Türkiye'de Adnan Ötüken sonrasında kütüphanecilik alanındaki gelişmeler hakkında bilgi verir misiniz?

Kuşkusuz, Adnan Ötüken sonrasında Türkiye’nin değişen toplumsal, ekonomik, kültürel ve siyasal koşullarına bağlı olarak kütüphanecilik alanında da gelişmeler ve değişmeler olmuştur. Millî Kütüphane’nin yeni modern binasına taşınması, kütüphaneler için merkezi bir yönetim birimi olarak Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü’nün kurulması, Kütüphanecilik (Bilgi ve Belge Yönetimi) bölümlerinin sayısının 14’e ulaşması, çok sayıda halk, çocuk, okul, üniversite ve belediye kütüphanesinin açılması, ulusal ve uluslararası kütüphanecilik projelerinin hayata geçirilmesi, çok sayıda uzman kütüphanecinin/öğrencinin yetişmesi, kütüphanecilik alanında sürekli olarak bilimsel-mesleki toplantıların yapılması, mesleki-bilimsel yayınların artarak sürmesi gibi gelişmeler Türk kütüphaneciliğinin Adnan Ötüken’den sonra ciddi ve uzun bir yol aldığını ortaya koymaktadır.

Bütün bunlara ek olarak dijitalleştirme projelerinin ve çalışmalarının kütüphaneciler öncülüğünde yapılması, kütüphaneciliğin mühendislik yanının giderek güçlenmesi, kütüphanelerde elektronik bilgi kaynakları ve hizmetlerinin yaygınlaşması, uluslararası kütüphanecilik kuruluşlarında Türk kütüphanecilerinin önemli görevlere gelmesi, mesleki sivil toplum kuruluşu ve dernek sayısının artması, Kütüphanecilik Bölümlerinin adının Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü olarak değiştirilmesi ve yeni bir yapılanmaya gitmeleri, arşivlerin Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi arşivleri olarak ayrılarak merkezi bir birim altında (öncesinde Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü ve şimdi T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı adıyla) örgütlenmeleri de kayda değer adımlar arasındadır.

Kütüphanecilik alanında dünyada ve Türkiye'deki farklılıklar nelerdir ve Türkiye’de bu alanda ne gibi güncel sorunlar bulunmaktadır?

Bildiğimiz üzere küreselleşmenin en önemli boyutlarından birisi teknolojidir. Özellikle bilgisayar ve internette somutlaşan teknolojik devrimin etkilemediği alan yoktur. Yapay zeka, robotiks, derin öğrenme, kuantum bilgisayarları, dijital medya gibi güncel teknolojik araçlar dünyayı kütüphaneler alanında da bütünleştirmiştir. Kütüphanelerde basılı kaynaklar azınlığa düşmüştür. Örneğin, kütüphanelerdeki dergilerin %95’i artık elektroniktir. E-kitap ve e-dergiler, elektronik veri tabanları, çevrimiçi hizmetler giderek ağırlık kazanmaya başlamıştır. Kütüphaneler dijital kütüphaneler, elektronik kütüphaneler, sanal kütüphaneler hâline gelmeye başlamıştır. 

Bu konuda elbette her ülke aynı aşamada değildir. Doğal olarak kuzey ve güney farklılığı dünyada kütüphaneler alanında da vardır. Ancak yine de kütüphaneler dünyadaki sistemin dışında kalamamaktadır. Türkiye'de kütüphanecilik alanında, özellikle üniversite kütüphaneleri tarafında iyi sayılabilecek durumdadır. Ancak okul ve halk kütüphaneleri açısından geri olduğumuz konular vardır. 

Her şeyden önce Türkiye’nin yol gösterici ulusal bir kütüphane-arşiv politikası/stratejisi yoktur. Buna bağlı olarak ulusal bir kütüphane ya da bilgi hizmetleri yasası bulunmamaktadır. Toplumun genel olarak bilgiye dayalı olmayan yaşama biçimi, kültürü ve okuma kültürünün zayıflığı Türkiye’de kütüphane algısını olumsuz yönde etkilemekte, kütüphaneler araştırma ve bilgilenme merkezleri olarak değil de çoğunlukla öğrencilerin ders çalışma mekanları olarak kullanılmaktadır. Okumayan bir toplum kütüphaneyi yeterince ve doğru amaçlarla kullanamaz. Bu, Türkiye için de geçerlidir. 

Türkiye’de toplam nüfusun sadece %5-6’sı kütüphanelere üyedir. Bu oran AB’de en az %30-40’lar düzeyindedir. Yine AB’de 20.000 kişiye bir halk kütüphanesi düşerken Türkiye’de bu sayı 65.000-70.000 kişiye 1 kütüphane civarındadır. Bir başka deyişle, Türkiye’de kütüphane sayısı son derece düşüktür. Bunun dışında, kütüphanelerde yeterince profesyonel kütüphaneci çalışmamaktadır. Kütüphanelerin büyük bölümünün yöneticisi kütüphaneci değildir, bu da hizmetlerin niteliğini doğrudan ve olumsuz yönde etkilemektedir. 

Kütüphane binalarının çoğu mekansal olarak estetik ve çekici değildir. Kütüphanelerin finansal olanakları giderek azalmaktadır. Tüm bu sorunlara karşın, kütüphaneciler toplumsal sorumluluk duygusu ve profesyonellik anlayışıyla ve Mustafa Kemal Atatürk’ün “çağdaş uygarlık” ilkesi doğrultusunda Türk halkının bilgiyle yaşaması, okuması ve kütüphane kullanması için elinden gelen çabayı göstermektedir. Kütüphaneler ve arşivler 100 yıllık Cumhuriyetimizin armağanı ve onun yaşatıcısı kurumlarımızdır. 

Ankara Adnan Ötüken Parkı, Bahçelievler

Kütüphanelerin ve kütüphanecilik mesleğinin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Daha önce de belirttiğim gibi hem dünyada hem de Türkiye’de yazı ve bilgi olduğu sürece arşivler de olacaktır. Bu kurumların varlıklarını yaklaşık 4.500 yıldır sürdürüyor oluşu, günümüzdeki “artık internet var, kütüphanelere gerek yok!” söylemini çürütmektedir. Kütüphanelere ilişkin gereksinim bundan sonra da artarak devam edecektir. İçinde bulunduğumuz gerçekötesi olarak adlandırılan, yalan/yanlış bilgi yayımının giderek arttığı ve bundan dolayı doğru ve güvenilir bilgiye olan ihtiyacın yükseldiği günümüz dünyasında kütüphaneler varlıklarını koruyacaklardır. Evet, onlar biçim değiştireceklerdir ama özlerini oluşturan doğru ve güvenilir bilgi sunma işlevleri değişmeyeceklerdir. 

Sanallaşan dünyada yalnızlaşan insan için kütüphaneler bir sosyalleşme mekanı olma işlevlerini de sürdürecektir. Bir eşitsizlikler sistemi olan kapitalizmde kütüphaneleri eşitleyici kurumlar olarak demokratik nitelikleriyle varolmaya devam edeceklerdir. Onlar demokrasilerin bilen, düşünen, eleştirel bakabilen birey ve toplumlarını yaratmada bilginin vazgeçilmez işlevini bilen ve bilgiyi insanların yaşamına dahil eden kurumlar olarak demokrasilerin zorunlu kurumları arasında olacaklardır. Umarım ülkeler kütüphanelerin, bilginin ve okumanın; eşitlik ve demokrasi için öneminin farkında olan yöneticilere daha çok sahip olur ve onlar tarafından yönetilir. Gelecek tıpkı geçmişte olduğu gibi yine akıl, bilim, teknoloji, bilgi üzerine inşa edilecektir. Bir de etik üzerine. Bunlar üzerinde kurulamayacak gelecek, insanlığın sonunu hazırlayacaktır.

  • Sonsöz: Kütüphaneler insanlığın geçmişine gelecek hakkını sağlayan demokratik kuruluşlardır.

Prof. Dr. Bülent Yılmaz kimdir?

1963 Manisa, Akhisar doğumlu olan Bülent Yılmaz Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirdikten sonra Gazi Üniversitesi Kütüphanesinde uzman olarak çalıştı. Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nde yüksek lisans ve doktora yaptı. 1998 yılında yardımcı doçent, 2000 yılında doçent ve 2005 yılında üniversitenin en genç profesörlerinden birisi oldu. 

Yayımlanmış 25 kitabı ve 200’ü aşkın makalesi bulunuyor. Bazı bilimsel çalışmaları İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça, Kazakça, Azerice ve Çinceye çevrilmiştir. Çeşitli uluslararası ve ulusal bilimsel dergilerin hakem kurulu üyesidir. Avrupa Birliği kapsamında uluslararası proje ve araştırmaların koordinatörlüklerini yapmıştır. ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya, Çin, İtalya, Hollanda, Belçika, Norveç, Finlandiya, Lüksemburg, Avusturya, Macaristan, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, Moldova, İsrail, Hindistan, Azerbaycan, Özbekistan ve Ürdün gibi ülkelere bilimsel amaçlı ziyaretler gerçekleştirmiştir.

Türk Kütüphaneciler Derneği Başkan Yardımcılığı ve Türk Kütüphaneciliği dergisi editörlüğü, Bilgi Dünyası dergisi editör yardımcılığı ve her iki dergide de hakemlik görevlerini yürütmüştür. 2006-2017 yılları arasında Türkiye Halk Kütüphaneleri Bölge Seminerlerini gerçekleştirmiş, 2019 yılından bu yana da koordinatör olarak Türkiye Belediye Kütüphaneleri Bölge Seminerleri dizisini sürdürmektedir. 2015-2017 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Başkanlığını yürüten Prof. Yılmaz, Okuma Kültürü Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği ve Başkan Yardımcılığı yapmıştır. 

Halen Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü öğretim üyesi olan Prof. Dr. Yılmaz, kültür, iletişim, etik, sosyoloji, Anadolu uygarlıkları, bilgi toplumu, bilgi politikası, düşünce özgürlüğü, halk kütüphaneleri ve okuma kültürü konularında araştırmalarını sürdürmektedir. 

  • Daha fazla bilgi için: 

🔖 Cumhuriyetin Aydınlanma Öncüleri projesi

🔖 Bi’ Dünya Kıvılcım Derneği

  • 24 Kasım'da başlattığımız "Cumhuriyetin Aydınlanma Öncüleri" dizisinin ilk röportajında Prof. Dr. Selçuk Şirin cumhuriyetin eğitim vizyonunu, yurt dışına gönderilen öğrencileri ve dönüşlerinde Türkiye'nin her alanda büyük bir atılımlara imza atmasına nasıl yardımcı olduklarını anlatmıştı.
  • Prof. Dr. Dursun Koçer'in hocası Nüzhet Gökdoğan'ın Türkiye'de astronomiye katkısını anlattığı röportaja buradan,
  • Dr. Orhan Veli Özbayrak'ın "Türk Beşleri"ni anlattığı söyleşiye buradan,
  • Dünyanın ilk doktoralı bilim tarihçisi Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı'nın hikayesine buradan,
  • Bülent Eczacıbaşı'nın babası Nejat Eczacıbaşı'nı anlattığı röportaja buradan,
  • Prof. Dr. Nilüfer Öndin'in Türkiye'nin ilk kadın heykeltıraşı Sabiha Bengütaş üzerine anlattıklarına buradan,
  • Celal Şengör'ün Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın yapısını ortaya koyan jeoloji profesörü İhsan Ketin'i anlattığı söyleşiye buradan,
  • Türkiye’de arkeoloji denildiğinde akla gelen ilk isimlerden Ekrem Akurgal'ın oğlu Ali Akurgal'dan dinlediğimiz hikayesine buradan,
  • Türkiye Cumhuriyeti'nin 17. başbakanı ve tıp profesörü Sadi Irmak'ın tıptan siyasete uzanan hayatını, kızı Prof. Dr. Yakut Irmak Özden anlatıyor. Irmak'ın hikayesine buradan,
  • Erken Cumhuriyet resim sanatının başarılı temsilcisi Hale Asaf'ın hayatını ve Türkiye sanat tarihindeki etkisini Prof. Dr. Nilüfer Öndin ile konuştuğumuz söyleşiye buradan,
  • 1933 yılında Alexander von Humboldt’un ilk bursiyerlerinden biri olarak eğitim almaya Almanya'ya giden, Türkiye'nin ilk kadın arkeoloğu Jale İnan'ı öğrencisi Nezih Başgelen'den dinlediğimiz söyleşiye buradan ulaşabilirsiniz.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Ekin Altan (Cumhuriyetin Aydınlanma Öncüleri)

Cumhuriyetin Aydınlanma Öncüleri projesinden Ekin Altan.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta