Türler arası bir elçi: Anna Meredith


Montlar, kabanlar, yelekler, gömlekler: Germirli Kış Koleksiyonu Kasım ayının sonlarına yaklaşırken yazlıkların ve mevsimliklerin yerini kışlık giysiler almaya başladı. Kışlık giysiler denince bizim aklımıza başlıktakiler geliyor: Hem sıcak tutan hem de bütünlüklü bir tarz oluşturmayı mümkün kılan montlar, kabanlar, yelekler, gömlekler… Bugünün bülteninde dünyaca ünlü markaların lüks, şık, konforlu ve özel ürünlerini ve kendi markasıyla ürettiği kaliteli gömlekleri Aposto! okurlarına özel avantajlı fiyatlarla sunan Germirli’nin kış mevsimi için erkek giyim önerilerine yer veriyoruz. Germirli: İyi kumaşa tutkulu bir marka olan Germirli, 1974'ten bu yana lüks erkek modasında trendleri belirliyor. İstanbul'da Nişantaşı, Teşvikiye ve Palladium Alışveriş Merkezi'ndeki mağazalarıyla hem kendi markasıyla ısmarlama kalitesindeki gömlekleri hem de dünyaca ünlü markaların yeni sezon ürünlerini müşterileriyle buluşturan Germirli; gerek üretimde gerek mağazacılıkta yılların deneyimi ve ustalığıyla sunduğu hizmetiyle müşteri memnuniyetini en üst düzeyde tutuyor. Saf, ince, çift kat doğal elyaflardan dokunan kumaşların tercih edildiği gömlek koleksiyonunun yanı sıra lüks ve premium markaların koleksiyonlarıyla Germirli iş seyahatinden akşam yemeğine, günlük kullanımdan hafta sonu aktivitesine; erkek şıklığı için hizmet veriyor. Germirli Mont / Kaban Koleksiyonu: Germirli'nin mont ve kaban koleksiyonunda öne çıkan markalardan biri olan Schneiders , Germirli'nin mont ve kaban koleksiyonunda öne çıkan markalardan biri olan Salzburg merkezli Schneiders, yün, harris tweed ve kaliteli kaşmirden ürettiği kabanlarıyla ve kaz tüyü su tutmaz yelekleriyle öne çıkıyor. 1946’dan bu yana doğru kumaşları, kaliteli işçiliği ve estetik tasarımları bir araya getiren Schneiders’in kaban ve montları; su ve rüzgâr geçirmez özellikleriyle hem outdoor hem de şehir yaşantısı için uygun alternatifler sunuyor. Germirli kış koleksiyonunda öne çıkan bir diğer marka olan Carl Gross ise çağdaş tasarımları, kaliteli kumaşları ve geleneksel işçiliği bugünün gereksinimlerine uygun yeni bir klasiğe dönüştürüyor. Avusturya Alpleri’nin ruhunu taşıyan yün, kaşmir, kaz tüyü gibi malzemelerin kullanıldığı birinci sınıf montlar, kabanlar, pardesüler ve şişme yelekler Germirli sayesinde Türkiye'deki kullanıcılarla buluşuyor. Germirli Traveller Koleksiyonu: Germirli'nin kendi markasıyla, ısmarlama kalitesinde ürettiği gömlek koleksiyonlarından olan Traveller koleksiyonu; Non-Iron özellikleriyle her daim şık ve ütülü görünmeyi başarıyor. Yoğun iş ve seyahat temposuna uygun, özel kumaşlardan özenle üretilen Traveller koleksiyonu; bakım gerektirmeyen, ütüsüz giyilmeye imkân tanıyan, zor kırışan ve her saat ve ortamda giyilebilen bir alternatif vadediyor. Saf mısır pamuğu ve nadir bulunan Normandiya keteni kull ki anılarak üretilmiş Journey kumaşlardan, İtalya merkezli kumaş üreticisi Albini’nin ekstra uzun pamuk liflerinden dokuduğu buruşmaz Zero-24 kumaşlardan ve en zorlu şartlarda dahi kuru kalmanın ferahlığını yaşatan termoregülasyonlu X-Thermotech kumaşlardan üretilen Traveller koleksiyonu; kış ayları için de oldukça kullanışlı bir gömlek deneyimi sunuyor. Germirli, kış koleksiyonun öne çıkan parçalarını Aposto! okurlarına özel tüm indirimlere ek %10 indirim avantajıyla sunuyor. Koleksiyonları yakından incelemek ve Aposto10 kodunu sepette kullanarak indirimden yararlanmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz .
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Bir süredir ara verdiğim podcast kanalım Beni Bana Anlat’a ne zaman ve nasıl geri döneceğimi düşünüyorum. Hayatta öncelikler yerinden oynadı mı, tamir etmek mümkün değil. Yıkıp baştan dizmek gerekiyor. Zihnimde bu düşünceler dolanırken ve Keşif Sahnesi yeni konuğunu ararken Anna Meredith ile tanıştım ve bir röportajında yaptığı “Her zaman işim gereği beste yapıyor, bir sürü proje üstleniyorum. Bu dönemde beni en çok yoran süreç albüm kaydetmek oldu. Çünkü albüm dışında diğer tüm işler dışarıdan geliyor ve hepsi değişmeyen teslim tarihlerine sahip. Albüm üretimi ise tamamen bana bağlı. Bu yüzden de bir tarih koymak ve ona zaman ayırmaya çalışmak en zor şey.” itirafını okur okumaz da hemen kendisiyle yakınlaştım.
Benim içerden kurduğum bağlanmaları bir kenara koyarsak; ki söz konusu Anna Meredith olduğu için bu neredeyse şart. Neden mi? Çünkü karşınızda 20'li ve 30'lu yaşlarını ülkenin en çok aranan klasik bestecilerinden biri olarak geçirmiş, Birleşik Krallık geleneği olan BBC Proms’un açılış ve kapanış konserlerinde sahne alan ilk kadın besteci unvanını kazanmış, Somerset House Studios’un ev sahiplerinden biri olan, klasik müziğe olan hizmetleri için bizzat kraliçenin elinden Britanya İmparatorluk Nişanı alan ve son albümüyle 2020 Mercury Prize’a aday gösterilen en yenilikçi sanatçılardan biri var. Hazırsanız, klasik ve elektronik müzik bestecisi, prodüktörü ve icracısı olan, Keşif Sahnesi’nin 25'inci konuğu Anna Meredith’in peşine düşme vakti geldi.

Night Reveler: Takvim yapraklarını bir hayli geri sarıp Anna Meredith’in çocukluk yıllarına doğru yol aldığımda ilk durağım Firth of Forth haliçi kıyısındaki pitoresk şehir South Queensferry oldu. Hemen ardından da yarım saat uzaklıktaki Edinburgh’a uğradım. Ülkenin en büyük şehirlerinden biri bu kadar yakın olunca hâliyle Meredith’in tüm okul yaşantısı Edinburgh’ta geçirmesine şaşırmamak lazım. Çoğu zaman okul sonrası orkestraların ve müzik gruplarının performanslarını takip ettiğinden bahseden Meredith, gençlik yıllarının çoğunu Edinburgh’da yaşamayı dileyerek geçirdiğini itiraf ediyor. Nedeni ise; o dönem adı Night Reveler olan ve çok seyrek saatlerde çalışan gece otobüsünde hayatının yarısını geçirdiğine inanması. Zihnim bir şekilde Meredith ile aynı otobüse bindi. Işıltılı şehir merkezinden ayrıldı ve çoğumuzun hayallerini süsleyen İskoçya kırsalında köy köy uğrayarak ilerdi ve üstünden geçen köprüler sayesinde kara ve deniz; tarih ve endüstri arasında bağlantılar kuran South Queensferry’e vardı. Bugüne döndüm. Anna Meredith, ömrünün yarısından çoğunu Londra’da geçirdi. Eserleriyle çağdaş klasikten art pop’a, elektronik müzikten deneysel rock'a kadar türler arasında kusursuzca dolaştı. Bir bakıma onları birbirine bağladı. Peki merkezde, hayatın akışının içinde yaşamayı dileyen kimdi? Ya da köprülerin geçtiği şehirde her gün aynı köprü manzarasına uyanan?
Türlerin bilinmezliğine doğru: Klasik, elektronik ve pop müziği aynı cümlede geçirmemiz için öznede muhakkak Anna Meredith’in adı olmalı. Zira karşımızda üretim sürecini bir oyuna dönüştüren, müziği şekiller hâlinde duyan, kompozisyonlarını haritalar çizerek oluşturan ve her seferinde oyuncakları; yani sesleri farklı şekillerde kullanarak türünlerin bilinmezliğine doğru gitmekten korkmayan birisi var. Bugüne kadar Hong Kong parklarındaki banklardan, Singapur’daki uyku bölmelerine, M6 servis istasyonlarından Suffolk MRI tarayıcılarına kadar pek çok farklı alan ve ortam için müzik besteleyen Meredith’in yaratım sürecine daha yakından bakmakta fayda var. Müzik hakkında çoğu insandan farklı düşünen Meredith’in “Mesele her zaman parçaların dengesini birlikte çalışan iyi bir karışımda tutmakla ilgiliydi.” ve “Yaptığım tüm çalışmaları, aynı yelpazenin bir parçası olarak görüyorum. Orkestra ya da çocuklar için yazdığım parçalar, ne olursa olsun hepsi aynı müzik bileşenlerini içeriyor. Bu yüzden hep benzer üretim sürecinden geçiyorum.” sözlerini peşi sıra koyunca amacıma ulaştım.
Kusursuz karışım: Neredeyse 20’li ve 30’lu yaşlarının tamamını besteler yaparak sahne arkasında geçiren Anna Meredith, müzik türlerinin sınırlarında dans eden eşsiz formlar yaratabildiğini fark ettiği anda kendi tuhaf senfonisini üretmeye başladı. 2016 yılında yayımlanan Varmints isimli ilk albümü, klasik ve pop müzik elementleriyle yarattığı karışımla sadece dikkat çekmekle kalmadı, aynı zamanda Franz Ferdinand, Chvrches ve Young Fathers gibi kuvvetli adayların arasından İskoçya’da Yılın Albümü Ödülü’nü de kazandı. 2018 yılında Bo Burnham’ın yönetmenliğini yaptığı Eighth Grade’in soundtrack’lerini üstlenerek üretim çizelgesinde yeni bir alan daha açan Meredith, aynı yıl Scottish Ensemble ile birlikte Vivaldi’nin Four Seasons’ından yola çıkarak eski ile yeniyi, "klasik" ve "popüler"i kusursuzca harmanlayan ANNO adını verdiği bir albüm yayımladı.

Tutarlılık çizgisi: Son olarak Anne Meredith, “Erişilebilir olması için müzik yazıyorum. İnsanların eserlerimin bir yabancılaşma egzersizi olduğunu düşünmesini istemiyorum. Her zaman fiziksel olarak hareketli bulduğum müzikler bestelemeye çalışıyorum. Müziğin beni götürdüğü yörüngeyi takip ediyorum.” sözleriyle FIBS adını verdiği bir albüm paylaştı. Tutarlılık çizgisinin üreticisinde saklı kaldığı, her biri ayrı dünyalar vadeden 11 şarkılık bir albüm. Üstelik başta da söylediğim gibi Mercury Prize adaylığı etiketine de sahip. Anna Meredith’in klasik ve elektronik müzik arasındaki uçurumu doldurarak iki türü birleştirmeye çalışan bir elçi ya da öncelik sıralamasını yapmakta zorlanan birisi olduğunu düşünebiliriz. Benim tercihim ilkinden yana. Ya sizin?
Bu yazı 27 Kasım 2020 tarihinde Duende'de yayımlanmıştır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye'de futbolun gayriresmî tarihi neler anlatıyor? Sokak yemekleri, geçirdiği dönüşümü kime borçlu? Hızlı modanın topluma maliyeti nedir?
28 Kas 2020

YAZARLAR

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.




