Yalnız kadının İstanbul'da yüzme rehberi: Anadolu yakası

Yetişkin bir kadın olarak İstanbul'da yüzmeye karar verdiğinizde güzelim yalılarında kahve içenlerle bir tür eşitlenme duygusu hissediyorsunuz. Sabah-akşam kredi kartı, kira düşünenler için bu çok ilginç bir deneyim. Boğaz’da yüzen diğer insanlarla iletişim kurmak için parola cümle ise "Cidden Boğaz'ın suyu gibisi yok."
Yalnız kadının İstanbul'da yüzme rehberi: Anadolu yakası

13 Temmuz - bahs.
bahs. ile birlikte

Günü kurtaracak öğün: bahs. Öğün tozu Kendimize zaman ayıralım, kahvaltıyı atlamayalım, sağlıklı beslenelim, sporu unutmayalım derken bu denklemi çözecek bir kurtarıcıya ihtiyacımız var. Bu noktada bahs. ve onun ihtiyacımıza yetişen ürünü Öğün Tozu karşımıza çıkıyor. Nedir? Bir öğün için gerekli olan tüm besinleri bir araya getirerek sağlıklı ve dengeli beslenmemize yardımcı olan ve diyetimize lezzet katan bahs. Öğün tozu , ister kahvaltı yerine ister spor sonrası akşam yemeği yerine tüketilebiliyor. Hızlı hazırlanışı ve besleyici bir içeriğe sahip oluşuyla öne çıkarken yedi ayrı lezzet sunuyor. Neden önemli? Zamandan tasarruf etmeniz gereken her anda 30 saniyede hazırlanarak imdadınıza yetişiyor. Yorgunluğu azaltmaya ve gün içinde dinç kalmaya yardımcı olan demir gibi, içeriğinde vücudun ihtiyaç duyduğu 27 vitamin ve mineralin ideal miktarı bulunuyor. bahs. Öğün Tozu zengin protein ve yüksek lif oranına sahip. Ayrıca sadece 260 kalori olan öğünleri form korumak için oldukça yardımcı. Elbette yalnızca şehrin koşturmacasında değil, tatil ve seyahatlerde de yanınızda bulundurabileceğiniz ve istediğiniz zaman istediğiniz yerde tüketebileceğiniz sağlıklı bir öğün. Öğün başına sadece 79 TL oluşuyla ekonomik avantaj sağlıyor. Bir paket sayesinde tam 10 öğününüzü bahs. Öğün Tozu ile geçirebilirsiniz. Tamamlayıcı beslenmeyi mümkün kılan Öğün Tozu; kilo verme, kas kazanma veya sağlıklı beslenme gibi hedeflerinize ulaşmanız için yardımcı oluyor. bahs. ’taki size en uygun kampanya paketlerini buradan keşfedebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İllüstrasyon: Vardal Caniş

Başlamadan önce: Okumaya başlamadan önce Didem Gençtürk'ün bu yazıya özel hazırladığı çalma listesinin Play tuşuna basabilirsiniz.


Moda iskelesinin yanındaki betondan yüzüyorum her gün. Biliyorsunuz bazı mekanların toplumsal isimleri vardır. Mehmet Ayvalıtaş meydanına biz Kadıköy’lüler hâlâ havuz deriz. Bir gün her gün yüzdüğüm betonumun adının da “beton” kalma ihtimali beni çok güldürüyor. 

Marmara Denizi'nde yüzmeye giriş: Boğaz'da yüzmek

Ben dünyanın en güzel suyunun Boğaz suyu olduğu düşüncesiyle büyütüldüm. Hele gece yakamoz varsa, "Haydi denize giriyoruz" diye panik hâlinde denize giderdik annemle. 

Birkaç sene Sarıyer’de rıhtımı olan bir balıkçı apartmanında yaşadım. Dışarıdan gördüğünüzde yıkık, dökük, boyası olmayan bu betonarme apartmanın diğer cephesinde deniz, dünyayı değiştiriyordu. Evimin rıhtımından yüzdüğüm, düşük bütçeli bir yalı tecrübesi yaşadım. 

Ama çocukken boğaz (Bebek, Kilyos, Sarıyer) hattında yüzmek daha cinsiyetsiz bir şeydi gibi hatırlıyorum. Hele iyi yüzen bir kız çocuğuysanız yanında yüzmeye çekineceğiniz amcalar, dayılar "Helal olsun kız" diye seni koruyup kolluyorlar. Bir anda mahallenin yaramaz oğlan çocuğu ekibinin bir parçası oluyorsunuz. 

Şu anda 37 yaşındayım. Bu yaşlarda bir kadın olarak kentte yüzmeye karar verdiğinizde artık yaşça büyük teyzeler ve ablalar varlıklarıyla, bikini ve mayolarıyla güç veriyor size. Bir de yüzerken güzelim yalılarında kahve içenlerle bir tür eşitlenme duygusu hissediyorsunuz. Sabah akşam kredi kartı giderlerini, kirayı düşünmek zorunda kalanlar için bu çok ilginç bir deneyim.  

Boğaz’da yüzen diğer insanlarla iletişim kurmak için parola cümle ise "Cidden Boğaz'ın suyu gibisi yok."

Dolunay akşamları: Caddebostan Sahil

Boğaz deneyimime rağmen geçen seneye kadar Anadolu yakasında hiç yüzmemiştim. O sınıf kalkanının koruyuculuğunun olmamasından çekiniyordum belki de. Ama bir yandan Anadolu yakasında gördüğüm her su birikintisine “Buradan yüzülür mü?” incelemesiyle alıcı gözle bakıyordum. 

Geçen yaz arkadaşım Elif ile Moda sahilde gün batımında bir yürüyüşe çıktık. Yine su ile temas eden her bölgeyi tartıp biçtiğim bu yürüyüşün sonunda Caddebostan sahilde kendimizi şezlonglarda dolunayı izlerken bulduk. 

Girelim mi? Hadi girelim? Mayo mu bulsak? Yakınlarda nereden mayo alabiliriz? Mayo almaya gidip gelene kadar gazımız geçer mi? 

gibi soruların ardından üstümüzdeki giysilerle ilginç bir kombinasyon yapıp, haberlere çıkmayacak bir şekilde denize girmeyi başardık. Yandaki kulüpten gelen romantik şarkılar, üstümüzden geçen martılar ve doğan kıpkırmızı bir dolunay ile hayatımızın en romantik anlarını geçirdik birlikte. 

O noktada benim hayatım değişti, keza artık denize girmek için yol yapmak zorunda olmadığımı keşfettim. 

Caddebostan Plajı'nda akşam üstü

İstanbul’da yüzme konusunda şöyle bir avantajım olduğunu da not edeyim. Çocukluğum İzmit’te yüzerek geçti. Yazlarımı 17 Ağustos depreminde hiç yıkım olmamasıyla meşhur Tavşancıl’da geçirerek büyüdüm. Dönemin Belediye Başkanı Salih Gün, sık sık katılım toplantıları yapardı. 6 yaşındayken bir toplantıda molozların neden denize döküldüğünü sorduğumda bana bir çam hediye edeceğini söylemişti. Birkaç gün sonra o mavi çam fidesi geldi, üzerinde “Küçük çevreci Cansu’ya” yazıyordu. O çam şu anda kocaman, hâlâ Tavşancıl’da. Ama o molozlara ilişkin cevap alamadık. Deniz de gitgide uzaklaştı bizden dolgularla. 

Lafı uzattım ama Tavşancıl’da yüzmenin avantajı şu: Tüm bu dolgular, molozlar ve endüstriyel atıklar arasında yüzdüğüm için denizden gelen her şeye karşı bağışıklık sistemimin çok erken geliştiğini düşünüyorum. Denizde petrol vb. atık olduğunda “Aaaa bugün yağ varmış” diye oynayarak büyüdük. Denizden çıktığımızda ayaklarımızdan deniz kestanesi ayıklardık. İğne, zeytinyağı ve pamuk üçlüsü hep cebimizde gezerdik. Bu nedenle İstanbul’da yüzme süreci çocukluğunu temiz denizlerde geçirmişler için biraz alıştırma gerektirebilir. 

Ev kira, deniz bizim: Moda'dan yüzmek

Caddebostan’dan başladığım Anadolu yakası yüzme rotam yavaş yavaş yaklaştı ve yalnız bir kadın olarak, evime yürüyerek 5 dakikadaki Moda sahilden her gün denize girmeye başladım. 

Moda’dan yüzme deneyimini biraz anlatmak isterim. Ben gözümde lens olduğu için deniz gözlüğü ile yüzüyorum. Betonuma terliğim, deniz gözlüğüm ve havlum ile gidiyorum. Başlarda “mutaassıp” yüzücü mayom ile yüzmeye başladım, ancak betonumdaki iktidarımı sağlamlaştırdığımdan beri bikini ile de yüzüyorum canım istediğinde. 

Moda Sahili

Deniz anası ve rüzgar durumuna göre iki rotam oluyor: Moda İskelesi'ne paralel ya da Yoğurtçu Parkı’na doğru kıyıya paralel yüzüyorum. Genellikle akşamüstleri yüzmeyi tercih ediyorum. O günbatımının kızılında Kalamış’a ve Adalar’a bakarak yüzmeyi seviyorum. Kayalıklardan ya da iskeleden gelen “Su güzel mi?” sorularına arada “Mükemmel” diye cevap veriyorum. Pencerelerin yanar döner parlamalarını gördüğünüz o saat, bir nevi Vakt-i Kerahat

Daha sonra “yaşça büyük” çeşitli abilerim ile karşılaşmaya ve birlikte yüzmeye başladım. Moda’da yüzenlerin kendi arasındaki parola: "Bugün poyraz var, su çok güzel."

Mahalleliler köpeklerini genelde betondan sokuyorlar denize. Max, Portakal, Buddy, Lulu gibi birçok arkadaşım oldu birlikte yüzdüğüm. Denize düşen tenis topları ve kaybolan oyuncakları kıyıya atarak mahallelimin takdirini de kazanıyorum. 

Moda'da Zafer abinin kayığı

Betonumda sandallarıyla bekleyen iki sandalcı abim var: Hüseyin abi ve Zafer abi. Yanlarında yüzerken ikisiyle de muhabbet etmek günün en güzel anları benim için. Hüseyin abinin kürek çekmediği ülke yok. Tüm denizleri avucunun içi gibi biliyor. Nükleere karşı Sinop’a kürek çekmiş, İtalya’yı 122 günde geçmiş müthiş biri. Gelecek ile ilgili projelerinin de ardı arkası kesilmiyor. 

Zafer abi ise 83 yaşında, değme delikanlılara taş çıkarır. Sandalında amuda bile kalkıyor. Yanında hep bir martısı da var. Zafer abi, zamanında Çakıl Gazinosu’nda Ajda Pekkan ile çalışmış ve mükemmel hikayeler anlatıyor. Denk gelirseniz bu iki şahane mahalleliyle muhabbet etmenizi öneririm. 

Bu sene Büyükada’nın ardından Moda’da sezonu Nisan ayında Hüseyin abinin sandalından atlayarak açtım. Geçen sene sezonu 29 Ekim gecesi kapattım. Cumhuriyet bayramı kutlamalarının bir parçası sayıldığım bu gecede iskelenin yanından yüzerken bayraklarla karşılandım. En azından kırmızı bir mayo giyebilirmişim, daha çok heyecan yaratırdım belki diye düşündüm.

Uzun süredir beni en çok mutlu eden günü de anlatıp bu yüzme rehberinin ilk yazısını bitirmek isterim. Moda’daki “beton”umda iki senedir gün batımında ve akşamları tek yüzen kadın bendim. Betonda romantik anlar geçiren çiftlere ya da tek başına oturan gençlere “Buradaysanız çantama bakabilir misiniz, ben hızlıca bir yüzüp geleceğim de” diyip yüzüyordum. 

8 Haziran 2024’te (hem doğum günüm, hem de Marmara Denizi gününde) şahane bir şey oldu. Betonda üç kadın denize girmeye hazırlanıyordu. Arada beni yüzerken gördüklerini, denemeye karar verdiklerini söylediler. Sonra birlikte yüzdük, mahallenin köpekleri de bize katıldı. Muhtarlıktan “betonumuza” merdiven istemeye karar verdik. Kayalıklardan bize deniz nasıl diye soranlara prova etmiş gibi tek bir ağızdan cevap verdik: “Mükemmel.” Ben sonra kendimi tutamayarak ekledim: “Ne de olsa poyraz var!”

Ufak yüzme notları

Burada ufak bir not düşmek isterim. Tüm Türkiye kıyılarının su değerlerini bu adresten inceleyebilirsiniz. İstanbul’un yüzülemeyecek bir denizi olmadığını verilerle desteklemek isterseniz, siteniz bu. 

  • Florya’nın değeri geçen sene kötüydü örneğin, bu sene epey iyileşti. Ofisimin olduğu Florya’da öğle tatillerinde Seyfi Arkan’ın mimarlık harikası Florya Deniz Köşkü’nün yanından yüzme hayalimi tekrar ateşledi bu harita.

Moda yosun sevmeyenleri, deniz anası gördüklerinde irkilenleri zorlayabilir. En şahane zamanı poyraz estiğinde oluyor ama lodos yaklaştığında girilecek gibi değil. Ancak poyraz eşliğinde sakin denizi yakaladığınızda demeyin keyfinize. 

  • Yüzdükten sonra Moda sahildeki Beltur’dan aldığınız ucuz kahveniz, limonatanız ve altın çöreğiniz eşliğinde kitap okuyup kuruyabilir, kamusal tuvaletlerde üstünüzü değiştirebilirsiniz.  

Sakin bir deniz ve özellikle kum isteyenler Caddebostan sahilde Beltur Plajı'nı tercih edebilirler. Gün içerisinde kalabalık oluyor ancak özellikle gün batımında ve geceleri (hele dolunay varsa) çok keyifli bir şekilde yüzebilirsiniz. 

  • Fenerbahçe’deki Khalkedon tesislerine giderseniz yandaki otoparka dönüşmüş kumsaldan da yüzmek pek keyifli oluyor.

Caddebostan plajının yanındaki Dalyan bölgesinde de yüzmek oldukça eğlenceli, orada merdivenlerden denize girip çıkabiliyorsunuz. 

  • Sonrasında kurulan masalara dadanıp mahallelilerle güzel şarkılar söyleyip, muhabbet edebilir, yemeklerinden yiyebilirsiniz. 
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📮 9. Yargı Paketi, ‘kapıda vize’nin iptali

Kadınların evlendikten sonra sadece bekarlık soyadlarını kullanmasını engelleyen düzenleme, 9. Yargı Paketi ile Meclis'te kabul edildi. Yerli turizm işletmecileri, Yunan adalarına kapıda vize uygulamasının iptali için harekete geçti.

13 Tem 2024

bahs. ile birlikte
AZURE

YAZARLAR

Cansu Yapıcı

Mimar ve İstanbul araştırmacısı. İPA İstanbul dergisinin yazı işlerini yürütüyor. SALT Araştırma'da İstanbul Ansiklopedisi Arşivi Projesi’ni yönetti. "Başka Kayda Rastlanmadı" sergisinin programcılarından olma şansını ve keyfini yakaladı. Birgün, Financial Times ve Guardian gibi yayınlarda yazıyor. Mekan politikaları, hafıza mekanları ve kentin gündelik pratikleri üzerine çalışıyor. Kentlerin az bilinen hikayelerini bulmayı ve anlatmayı seviyor. Jane Jacobs ve Reşad Ekrem Koçu'nun izinden gidiyor.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta