aposto-logo
TR
TREN

Bahçeden otele

Bahçeden otele

İnşası beş yıl süren Taksim Bahçesi 1869’da açılmıştı. Osmanlı’nın ilk millet bahçelerinden biri olan bu bahçe İngiliz üslubuyla inşa edilmişti. İlk başta Katolik ve Protestan Mezarlığı’nın olduğu yere yapılması düşünülmüş, daha sonra Ermeni Mezarlığı da plana dahil edilmişti. 

Pangaltı Caddesi üzerinde bulunan kapıdan giriş yaptığınızda sol tarafta bir havuz, onun arkasında set üzerinde ahşap bir gazino dikkati çekiyordu. Tam karşıda iki katlı, ahşap bir büfe, hafif sağda yine ahşaptan, etrafı açık, üstü sekizgen bir çatıyla örtülmüş, nispeten yüksek bir orkestra yeri vardı. Hepsinin ilerisinde ise manzaralı bir başka gazino yer alıyordu.

Taksim Bahçesi'ndeki orkestra yeri

Açıldığı günden itibaren müsamereler, güzellik yarışmaları, sergiler, balolar, sirk gösterileri gibi pek çok farklı etkinliğe ev sahipliği yapan ve zaman içerisinde İstanbul’un önemli eğlence mekânlarından biri haline gelen bahçe o kadar rağbet görünce Tozkoparan’daki Müslüman mezarlığının bir kısmının olduğu yere de  Tepebaşı Bahçesi açıldı. “Paşa, bey, efendi, ecnebi kırması, Tatlısu Frenk’i, komisyoncu yamakları, berber kalfaları, vandözler, modistralar…” Her çeşit insanı burada görmek mümkündü. 

Dönemin favori eğlence mekânı olan Taksim Bahçesi’ne yolu düşenmeyen yok gibiydi. Bu kişilerden biri de Atatürk’tü. 1904 yılının sıcak bir ağustos gününde Mustafa Kemal, Harp Akademisi’nden okul arkadaşı -ve Milli Mücadele’de dava arkadaşlığı da yaptığı- Ali Fuat (Cebesoy) ile Taksim Bahçesi’ne gider. Bir Macar orkestrasının çaldığı müzik eşliğinde eğlenen kalabalığı görünce biraz burada vakit geçirip birer kadeh içki içmeye karar verirler. Ancak o zamanlar subayların alenen içki içmesi yasak olduğu için Ali Fuat’ın aklına gelen bir fikirle viski sodayı limonata ile karıştırmaya karar verirler. Tatlı tatlı limonatalarını (!) içerken birden mekâna okul komutanları ile dönemin padişahı II. Abdülhamid’in baş hafiyesi gelir ve olaylar gelişir. (Hikâyenin geri kalanını buradan öğrenebilirsiniz.)

Bu tür mekânlar kiralama usulüyle işletilirdi. Taksim Bahçesi’nin en ünlü işletmecisi ise Jean Lehman’dı. 1904’ten 1933’e kadar Taksim Bahçesi’nin yanı sıra pek çok eğlence mekânını işletmişti. Lehman’ın işletmeciliği döneminde sinema olarak da hizmet veren bahçeyi belediye Tepebaşı Bahçesi ile birlikte 1931 yılında geri almak istedi. Ancak henüz kira sözleşmesinin bitmesine iki yıl olduğu için Lehman önce kira bedeli geri verilirse bahçeleri işletme hakkından vazgeçeceğini söyledi. Belediye bunu kabul etti. Daha sonra inşa ettirdiği binaların parasını da isteyince Lehman tepki çekti. Girişin ücretli olduğu bahçeden halkın yeterince yararlanamadığı şikayetleri dillendirildi. Gazetelere göre Lehman sözleşmesinin bitiş tarihi yaklaşınca belediyenin bu mekânlarıyla rekabet etmek için Maksim Bar’ı açtı.  

Ertesi yıl bir yabancı şirket bahçeyi 25 yıllığına kiralamak ve bahçenin altından Dolmabahçe sırtlarına kadar olan alanı da alarak bir lunapark yapmak için girişimlerde bulundu. Sermayenin bir kısmının Türk sermayedarlar tarafından karşılanacağı söyleniyordu. Lehman’ın sözleşmesi bitince bahçenin bu şirkete kiralanacağına kesin gözüyle bakılsa da bu gerçekleşemedi.

Taksim Bahçesi’nin 1930 ve 1932 yıllarındaki programlarından

Jean Lehman tam da 1933 yılı sonunda Taksim Bahçesi’nin kira sözleşmesi sona erecekken öldü. 1934’te bahçe tekrar kiraya verilmek istense de talip çıkmadı ve atıl vaziyette kaldı. Yaz aylarının bu vazgeçilmez eğlence yerinin daha fazla bu şekilde kalmasını istemeyen Belediye burayı yeni düzenlemeler yaparak kendisi işletmeye karar verdi. Hatta bir ara tenis kortu yapılması dahi düşünüldüyse de daha sonra bundan vazgeçildi.

1936 yılında Taksim Bahçesi’ni Lehman’ın yeğeni Koço Petridis işletmeye başladı. Ancak bu macera kısa sürdü. 1939 yılına gelindiğinde imar faaliyetleri kapsamında Topçu Kışlası yıkılarak İnönü Gezisi (bugünkü Gezi Parkı) adıyla park yapılırken zamanla önemini kaybeden Taksim Bahçesi de yeniden düzenlenerek halka açık bir hale getirildi. Bahçenin kuzeybatı ucundaki ahşap gazino binası yıkılarak yerine Taksim Belediye Gazinosu yapıldı. 1949’da ise bir yaya köprüsü inşa edildi ve böylece Taksim Bahçesi ile 2 No’lu Park birbirine bağlanmış oldu.

1960’larda önce gazino yıkıldı, ardından Taksim Bahçesi yerine (bugünkü Intercontinental) otel yapıldı. Bahçe, her ne kadar artık var olmasa da kitaplara dahi konu olmuştu. Halid Ziya Uşaklıgil’in meşhur romanı Mai ve Siyah’tan yakın zamanlarda çıkan Murat Arda’nın bizzat mekânın adını taşıyan Taksim Bahçesi isimli kitabına dek, yüzyıldan daha fazla bir zamana yayılan bir hafızaya sahipti.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

limonata

Taksim Bahçesi

Katolik

Ermeni Mezarlığı

Pangaltı

İstanbul

Tozkoparan

Atatürk

Mustafa Kemal

NEREDE YAYIMLANDI?

Beyoğlu’nun hayaletleri arasında #27

Taksim Bahçesi, şehrin hafızası

26 Nis 2022

https://librakons.com/taksim-bahcesi/

YAZARLAR

Göktuğ İpek

https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.

İLGİLİ OKUMALAR

;