
En sevdiğim yıl hangisi bilmiyorum ama kendimle en çok mutlu olduğum yıl açık ara 2019’du. Hadi beraber bakalım nasılmış 2019’um.
Hollanda’da yüksek lisansımın ikinci senesindeyim ve artık ders almıyorum; sadece veri topluyorum. İnsanların manipüle edilmesinden hiç hoşlanmam ama deney yaparken tam bir villain’ım. Bana ihtiyaç oldukça iki çocuğa bakıcılık yapmaya gidiyorum. Fıstık ezmesi yiyip çizgi film izleyerek para kazanıyorum resmen! Çocuklara bayılıyorum; bir tanesi okullarındaki bir kızın kültüründeki, yemekli bayramdan bahsediyor. Mümkün değil bilemezsin, diyor. Aklımın ucundan bile geçmezmiş ne olduğu. Ramazan Bayramı’nı anlatıyor bana… Çocukların bütün yargılardan uzak o heyecanına bir kez daha hayran kalıyorum o gün. Bir de kurslarım var, hem yazıyorum hem çiziyorum. Bütün bunlara ulaşmak için günde 20 km bisiklete biniyorum neredeyse ve hayatımda ilk kez kendimi fiziken tembel hissetmiyorum.
Tuvalete gitmeye bile yer yer üşenen ben, bütün dünyayı gerekirse kucaklayabilirim (selam dopamin). Her hafta sonu dans etmeye gidiyorum ve insanları ayık olduğuma inandıramıyorum. Okuldan mezun oluyorum sonra ve bari çizimlerimi paylaşacağım bir Instagram hesabı açayım diyorum. Tam o sıralar da çizgi romanlarını bilişsel açıdan inceleyen bir doktora programı buluyorum, gözlerime inanamıyorum. Bu aynı zamanda Hollanda’da kalabilmem demek. Gözlerimi ovuşturuyorum, gerçek çıkıyor…
***
2019 böyleydi işte. Neden kendimle en mutlu olduğum yıldı? Çünkü ilk kez fiziksel olarak tembel hissetmiyordum. Üşenmiyordum. Beni mutlu edecek şeyleri yapıyordum: çocuklar, çizgi filmler, çizmek, yazmak… Üretken olmak bir kaygı ya da zorunluluk değildi, 5 saniyede bir çöp adam çizmek beni mutlu ediyordu. Kabul etmeliyim ki o dönem için para kazanma kaygısının olmaması da büyük bir etken ve hatta lükstü. Ardından hepimizin bildiği korona zamanı geldi. Yukarıda söz ettiğim her şey elimden bir bir uçup gitti sanki. Yine tembel ben, yine dopamin yok. Birkaç yıl sonra her şey açılıp ‘eskiye’ dönse de ben o zamanki hâlime hâlâ dönemedim. Bir ünlü düşünürün dediği gibi: o eski hayata dönülür de o eski ben artık var mı ki…
Not: Size neyin iyi geldiğini bilmeniz çok önemli. Ben benimkini biliyorum ama yapamıyor oluşum yine benle ilgili. Siz ertelemeyin, e mi?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Irmak Hacımusaoğlu
Beyine bakar, tespit yapar, yazar, çizer ve günün sonunda “ben ne yapıyorum yaa” der 🫠

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




