
Günümüzde 20’liklerin pek sık duyduğu “Senin tuzun kuru! “ söylemini benim merceğimden dinleyin istedim. Sahi tuzumuz kuru mu? Değilse bu kırılganlığı hangi köşeye koymalı?
Tuzu kuru olmak, TDK’ya göre ‘herhangi bir sıkıntı ya da derdi olmayan, maddi kaygısı bulunmayan’ şeklinde tanımlanır. Herhalde tanım kısmında Gen Z olarak tuzu kuru olmaktan elendiğimizi söylemek mümkün çünkü döviz kuru yaşımızı geçer olmuş.
Etrafımda çoğu zaman ben de şu cümlelerle rastlaşıyorum:
- ‘Bizim zamanımızda üniversiteden mezun olan mı vardı?’
- ‘Ben sizin yaşınızda evlenmiştim’
- ‘Siz bir eliniz yağda bir eliniz balda yetişiyorsunuz’
Hepsinin de sonu 'tuzunuz kuru' demeye geliyor. Teknoloji devrinde doğmanın pek çok avantajı olabilir, daha hızlı bir yaşam ve daha az uğraşla kazanılabilecek imkanlar olduğunu bize söyleyebilir ama bunlar tuzu kuru olmak için bence yetersiz. Gen Z olarak fırsatlar dünyasına doğduğumuz bu devirde bir şeyin yokluğundan ziyade, olup da erişilemediğini gördük. Mesela fırsatlar bizi sadece birkaç saatte okyanus ötesine taşıyabilirken, maddi yetersizliklerle buna her zaman erişemediğimizi görebiliyoruz. Gen Y’ler birer 20’lik iken euro 3 olduğunda onların yaptıkları Avrupa, Amerika gezilerine ait anılarını dinliyor ama çoğumuz günümüzde buna erişemiyoruz. Zihinlerimizi pandemiyle, yetersizliklerle bir odaya hapsetmek zorunda kaldık.
Sevgili kuşak araştırmacısı Evrim Kuran şöyle söylüyor, “Kendinden önceki kuşaktan daha az alım gücü olacak ilk nesil.” Şu an alım gücünün düşmesi, istihdamın yetersiz ve yetkin olmayan temellere dayanması ile binlerce üniversite mezunu genç, işsiz. Ekonomik ve sosyokültürel sorunların bu kadar göz ardı edilemeyecek noktaya geldiği durumda bizim de tuzumuzun kuru olma ihtimali maalesef imkânsız gibi bir şey.
Her nesil kendisinden sonra gelen nesle yaşadığı zorluklarla mücadele biçimini olanca mükemmel biçimde anlatarak ‘Biz şimdi bu koşullarda yetişsek ohoo’ diyerek yaşayamadıklarına bir nebze olsun su serpme çabasında oluyor. Şu an Gen Z’ye aktarılan bu söylemler ilerde bizlerin de daha sonraki nesillere aktarabileceğini gösteriyor. Peki biz her seferinde ‘tuzumuz kuruymuş ama…’ diyerek başladığımız ve şikâyet ettiğimiz dertlerimizi paylaştığımız kırılganlıklar mı yaşayacağız? Eminiz ki bizim olmadığı gibi bizden önceki kuşakların da tuzu kuru değildi, her nesil ve her coğrafya tarih boyunca belli zorlukları aşmak zorunda mutlaka kaldı. Biz de Gen Z olarak bu zorluklara kolektif ve onarıcı çözümler aramaya devam etsek de keyfimiz gıcır sanıldığında biraz, her nesil gibi, kırılıyoruz. Peki kırıldığını söylemek ayıp mı?
Kırılganlık, hassaslık veya bir şeye alınmış olmak hep olumsuz kavramlar gibi tanımlansa da aslında doğru ifade edildiğinde bizi büyüten duygular ve bize kendimizi başka aynalardan görme fırsatı tanır. Duyguları en saf haliyle yaşamak sanıldığı gibi zayıflık göstergesi değil, aksine bize güç verir. Aşık olmak, toplum içinde ağlamak, kahkaha atmak, duyguları en yoğun haliyle paylaşabilmek bizi besleyen, büyüten ve zihnimizi birikmiş travmalardan da uzak tutan bir eylemdir. İşte bu nedenle kitlesel ya da bireysel duygularımızı ifade etmemiz gerekiyor.
Gen Z olarak üzerimize gelindiyse kırıldık diyebilmeli, kırdıysak gönül alabilmeli ve duyguları bu denli paylaşmaktan çekinmemeliyiz. Duygular bizi yaşama bağlarken kuşaklar arasındaki anlaşmazlıkları çatışmalarla değil, sağlıklı ifade biçimleriyle çözmeliyiz. Duygu ve düşüncelerimizi ifade etmekten kaçınan ve çoğunlukla kriz anlarında don-kaç psikolojisine bürünmeye yatkın bir toplumuz. Bu durumu ise birbirimize ifade biçimlerimizi güçlendirecek köprüler inşa ederek çözebileceğimize inanıyorum. İşte bu köprüleri kurarken biz 20lik olarak hep söylüyoruz: ‘20likler ve hep 20lik kalanlar’ diye. Çünkü kuşakların ötesinde, duyguların su gibi berrak paylaşıldığı, hiçbirimizin de tuzunun yeterince kuru olmadığı ama kalplerimizin bir attığı 20likleriz!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Gözde Ataç
20lerinde 20lik, yazar, çizer, kodlar

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




