İnternetin dehlizlerinden yükselen dalga: Zulüm kültürü

İnternette gezinirken engelli bir bireyin ya da yalnız başında tatile çıkmış bir kadının gönderisinin altında insanların nefret kustuğuna rastlamak artık sıradan bir vaka. Gelinen noktada sosyal medya kamusal niteliğini kaybetmeye başlarken, arkasında bir enkaz bırakmış gibi görünüyor. Çevrimiçi zorbalık ve onun etrafında oluşan yeni profiller de bu enkazın içinden filizleniyor.
İnternetin dehlizlerinden yükselen dalga: Zulüm kültürü

16 Mart - Sneaks Up
Sneaks Up ile birlikte

Dansın büyüsü sokaklarda: Sneaks Up ile Nike Own The Floor Uzakları yakınlaştıran, bir arada olmanın büyüsünü ortaya çıkaran dans ile hayatın ritmine karışıyor, enerjimizi kendi tarzımızla dışa vuruyoruz. İçimiz dışımıza sığmazken “ben de buradayım” demenin en harika yolunu hepimizin dans pistinde, sokaklarda buluyoruz. Dans; köşeyi dönünce de sahne ışıkları ilk yandığı an da bizimle, daima içimizde ve her an sokakta. Sokak modasını şekillendiren Sneaks Up ilhamını arayan herkesi dans pistine davet ediyor. Neler oluyor? Seninle, benimle, kısacası hepimizle dans pistlerinde buluşmanın büyülü gücünü kampanya filmine taşıyan Sneaks Up , Nike ile “Own The Floor” diyor ve sokağın ritmine ayak uydurmaya çağırıyor. Sokak kültürünün vazgeçilmez parçası hâline gelen Nike Dunk ve Nike Air Force 1 ile senin sahnen nereyse stilin de rahatlığın da seninle birlikte. Dansın birlikten doğan gücünün Binbirdirek Sarnıcı’nı ele geçirdiği kampanya filmini şuradan izleyebilirsiniz. Kendi sihrini harekete geçireceğin Nike Own The Floor koleksiyonunu buradan keşfedebilir, Sneaks Up ’ın daima hareketli dünyasını şuradan ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Sosyal medya çok uzun süredir kamusal bir alana dönüşmüş durumda. Niteliği tartışmaya açık olsa da, bir şekilde toplumsal karşılaşmaların yaşandığı, arayüzlerden çeşitli paylaşımların yapıldığı ve nihayetinde iletişim temelli bir insan etkileşimine yol açan bir alandan bahsediyoruz. Bu karşılaşmalar, yoğunlukları değişmekle birlikte gündelik hayata sirayet eden ve hatta onu dönüştürebilen bir etkiye sahip olabiliyor. Dolayısıyla gerçek ve sanal dünya ayrımının eski keskinliğini kaybettiği ve sınırların bulanıklaştığı bir yapı var karşımızda. 

Her kültürün kendisiyle birlikte çeşitli davranış örüntülerini yaratması gibi sosyal medyanın da barındırdığı iletişim imkanlarıyla yeni kültürel biçimler ortaya çıkıyor. Örneğin şimdi ismi X olan eskinin Twitter’ı özellikle bir dönem "toplumsal bir forum" olarak değerlendiriyordu. Platform, Gezi eylemleri ve Arap Baharı gibi örnekler üzerinden uzunca bir süre yeni toplumsal hareketlerin etkili bir sahası olarak görülmüştü. O zamanlar günümüzdeki kadar denetim altında olmayan yapısı, alternatif kültürler için verimli bir kamusal ortama oldukça müsaitti.  

Ancak gelinen noktada sosyal medya kamusal niteliğini kaybetmeye başlarken, arkasında bir enkaz bırakmış gibi görünüyor. Çevrimiçi zorbalık ve onun etrafında oluşan yeni profiller de bu enkazın içinden filizleniyor.

Trollük çağı

Trollük sosyal medyanın ilk dönemlerinden beri bir şekilde varlığını sürdüren, kimi zaman politik tartışmaların da odağı olmuş bir kavram. Özellikle sosyal medyanın sağladığı “anonim kalma” imkanıyla hayatımıza giren bu kavram, çevrimiçi ortamda alakasız, kışkırtıcı ve saldırgan tavırlarla belirli bir topluluğa kasıtlı şekilde zarar vermek isteyen profiller için kullanılıyor. Çevrimiçi zorbalık kültürünün başlıca karakterlerinden olan bu profiller, gerçek kimlikleriyle hareket ettikleri anların aksine internette eylemlerinin sorumluluğuyla yüzleşmedikleri için geniş bir özgürlük sahasında hareket ediyorlar. 

Rebecca Solnit de buradan hareketle trollüğün bir kopuş sanatı olduğunu söylüyor: Trollük, psikolojik olarak kişinin kendi duygularından kopmasını ve felsefi anlamda ise eylemlerinin hiçbir sonucu olmamasını sağlıyor. Dolayısıyla sınırsız bir hareket imkanına yol açan troll özgürlüğü, empatiyi dışlayan, zorbalığı temel eylem biçimi hâline getirmiş nihilist bir kompozisyona yol açıyor. Joshua Citarella bu özgürlüğü “temelde kişinin eylemlerinin gerçek dünyadaki etkilerinden kopmasına olanak tanıyan siyasi bir tür nihilizm” ile ilişkilendiriyor.

Ancak bir dönem nispeten marjinal bir pozisyonda olan trollük giderek kendisine daha fazla yer bulmaya başladı. Hatta bunun da ötesinde çeşitli sosyal medya kanallarında troll toplulukları oluştu ve organize şekilde hareket eden, hedeflerine daha hızlı ilerleyen bir yapıya büründü. Bunlar arasından incel (zoraki bekar) topluluklarına göz atmak faydalı olabilir. 

Bedensel “bozukluklara” sahip oldukları, genel standartlara veya çağın bazı gerekliliklerine uygun olmadıkları için kadınlar tarafından tercih edilmediklerini ve bu yüzden cinselliğe erişimlerinin tamamen engellendiğini varsayan genç erkeklerin şiddetli bir kadın düşmanlığı etrafında toplandıkları incel hareketi, internet dünyasının son dönemde çok tartışılan konularından. Aslında Sosyal Darwinist bir perspektiften hayata bakan inceller, cinselliğin hipergami yasalarına tabi olduğuna ve geleneksel cinsiyet rollerinin giderek kaybolmasıyla tamamen dezavantajlı bir pozisyonda bırakıldıklarına inanıyorlar. 

Siyaset teorisyeni Wendy Brown, bu hareketi "intikamdan başka projesi olma­yan, vicdan, inanç ya da değerler tarafından sınırlandırılmayan, insani ya da ilahi amaçlara inanmayan nihilist bir kültürün uç ifadelerinden biri" olarak tanımlıyor. 

Zulüm kültürü

İnternette gezinirken engelli bir bireyin gönderisinin altında insanların nefret kustuğuna rastlamak artık mümkün. Veya yalnız başına tatile giden bir kadının sosyal medyada çirkin ithamlarla organize bir zorbalığa maruz kaldığına da şahit olabilirsiniz. Birçok hesap her türlü etik ve sosyal sözleşmeden sıyrılıp hiç tanımadığı kişilere sadece zarar vermek, kızdırmak, sinir uçlarına dokunmak ve sınırları zorlamak için nefret söylemine başvurabiliyor. Tekil örneklerin ötesinde giderek yaygınlaşan ve kültürel bir davranış örüntüsü hâline gelen bu gibi örneklere artık sıkça rastlıyoruz. 

Henry Giroux kültürel alanı kuşatan bu zorbalık biçimlerine Amerika örneğinden hareketle “zulüm kültürü” diyor. Ona göre sermaye odaklı ekonominin yarattığı korkunç eşitsizlik ortamı ve politik nihilizmin desteklediği bu kültür, Amerikan toplumunda giderek daha baskın hâle geliyor. Yoksullar, göçmenler ve marjinal pozisyona itilen diğer gruplar, alaycı ve soğukkanlı bir nefret dalgasının nesnelerine dönüşüyorlar.

Her türlü değer ve toplumsal hassasiyetin aşağılandığı bir egemenlik biçiminden bahsediyoruz. Wendy Brown, Neoliberalizmin Harabeleri adlı ufuk açıcı kitabının son bölümünde bu nihilist özneyi oldukça çarpıcı bir şekilde ele alıyor. Brown kendini sosyal medya gönderilerinde, bloglarda ve genel olarak trollerde kendini gösteren bu “vahşi, müstehcen, erkeksi ve son derece ahlaksızca” nihilist tavrın, düzenin sıradan değerlerine karşı çıkmadığını ve aksine bunların semptomu ya da tekrarı olduğunu belirtiyor. 

Alaycılık ve ironiyle kendini gösteren sürekli zorbalık, "meme"ler ve "edit"ler gibi kalıpsal ifade biçimlerinin sürekli sirkülasyonunda yuvarlanırken, her türlü nüansı veya şerhi silikleştiren duygusal motivasyonlarla işliyor. Ancak daha uç örneklere de rastlamak mümkün. Örneğin, The Vice’ın geçen ay yaptığı bir haberde 764 olarak bilinen çevrimiçi bir topluluğun çocukları kendilerine zarar vermeye iterek korkunç bir istismara maruz bıraktığı anlatılıyor. 

Basit alaycılık formlarından ciddi şiddet sarmallarına, bu zorbalık biçimlerinin “bireysel kötülükler” gibi, koşullardan azade soyut bir denklemde gerçekleşmediğini belirtmek gerek. Belirli bir kolektif davranış örüntüsünün yerleşmesiyle şekillenen bu kültür, çeşitli nefret söylemleriyle giderek daha fazla pekişiyor.

Çağımızın krizi geçmiştekilerin aksine daha ağır bir seyirde ilerliyor ve çöküşü de daha derinlerde hissediyoruz. Bunun getirdiği ekonomik, sosyal ve siyasal sonuçlar, empati gibi sosyal sözleşmeyi sağlayan değerleri ortadan kaldırma potansiyeline sahip. Dolayısıyla kolektif olarak nihilizmin baskın motif olduğu bir kültürel sarmala düşmemek için "başkasının acısına bakmanın" getirdiği hassasiyeti yeniden kazanmamız gerekiyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📮 Trollük çağı, dünyanın en eski ekmeği

Dünyanın bilinen en eski ekmeği Çatalhöyük'te keşfedildi. THY, Güney Amerika ülkelerine yönelik seyahat uyarısında bulundu. "Demir akciğerli adam" Paul Alexander hayata gözlerini yumdu.

16 Mar 2024

Sneaks Up ile birlikte
Behance üzerinden

YAZARLAR

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

18 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta