COP31: Sözden Sahaya
Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31'in gündeminde yeni hedeflerden çok mevcut taahhütlerin uygulanması var.
Paris Anlaşması'ndan bu yana ülkeler ulusal iklim planlarını, şirketler net sıfır tarihlerini birer birer açıkladı. Şimdi sorulan soru, bu sözlerin fabrikada, yolda, rafta ve tarlada nasıl karşılık bulduğu.
Sürdürülebilirlik artık bir büyüme meselesi
Unilever'in 2025 Yıllık Raporu'ndaki ana mesaj, sürdürülebilirliğin ayrı bir kurumsal sorumluluk programı olmaktan çıkması.
Unilever sürdürülebilirliği büyüme, inovasyon, operasyonel verimlilik ve uzun vadeli dayanıklılığın temel unsuru olarak ele alıyor. Şirkete göre iklim değişikliği, doğa kaybı, kaynak baskısı ve sosyal eşitsizlikler yalnızca toplumsal sorunlar olarak görülmüyor. Bunlar iş modelini, tedarik zinciri güvenliğini ve uzun vadeli büyümeyi doğrudan etkileyen stratejik riskler.
Şirket bu yaklaşımı dört öncelik etrafında şekillendiriyor: iklim, doğa, plastik ve yaşam koşulları. Her birinin 2030'a uzanan hedefleri ve 2025 sonu itibarıyla ölçülen bir ilerlemesi var.
Uyumla riski yönetmek, dönüşümle fırsat yaratmak
Zararı azaltmaktan doğayı onarmaya geçmek
Daha az plastik, daha fazla geri dönüştürülmüş içerik, döngüsel ambalaj
Değer zincirindeki insanların yaşam standartlarını yükseltmek
Dört önceliğin 2025 sonu itibarıyla ölçülen ilerlemesi. Her birinin 2030'a uzanan hedefleri bir sonraki bölümde.
2039'a giden yol
Unilever'in iklim, doğa ve plastik hedefleri, her biri kendi teslim tarihiyle.
Aşağıdaki takvim her hedefi ve 2025 sonu itibarıyla gelinen noktayı gösteriyor. Bazı hedefler şimdiden tamamlandı, bazılarında yolun henüz başında olunduğu görülüyor. Hedeflerin çoğu 2030'da toplandığı için önümüzdeki dört yıl belirleyici.
"Döngüsel" ifadesi yeniden kullanılabilir, geri dönüştürülebilir ya da kompostlanabilir ambalaj anlamında kullanılmıştır.
Unilever'den son gelişmeler
Beş gelişme, tek bir yön: hedeflerden uygulamaya.
Beş gelişmenin ortak noktası: İklim ve sürdürülebilirlik artık çevresel bir yan gündem olarak görülmüyor. Büyüme, rekabetçilik, enerji güvenliği, inovasyon ve ekonomik dayanıklılığın merkezine yerleşiyor.
İklim eylemi bir rekabet meselesi
Unilever iklim eylemini hem riskin yönetimi hem de bir iş fırsatı olarak görüyor.
Unilever iklim değişikliğini işi için en büyük uzun vadeli risk olarak tanımlıyor. Hammaddelerin nasıl yetiştirildiğinden tüketicinin ürünü kullanmak için temiz suya erişimine kadar değer zincirinin her halkası bu riskin içinde. Şirket bu yüzden iklim eylemini maliyetleri düşürmenin, operasyonları daha dayanıklı kılmanın ve büyümenin bir yolu olarak görüyor.
Kendi operasyonlarında ilerleme belirgin. Emisyonlar 2015'e göre yüzde 77 azaldı, kullanılan elektriğin yüzde 88'i yenilenebilir kaynaklardan geliyor. Şirket üretimin karbonsuzlaştırılması için üç yılda 150 milyon avroluk yatırım planlıyor.
Asıl sınav tedarik zincirinde. Toplam emisyonların yüzde 63'ünden fazlası hammadde, bileşen ve ambalajdan geliyor. Unilever bu yüzden yaklaşık 200 tedarikçiyle bir iklim programı yürütüyor, kimya sektörü ve tarımdaki dönüşüme odaklanıyor.
FABRİKANIN İÇİ VE DIŞI
Dünya 1,5°C sınırını korumak için emisyonları 2030'a kadar yaklaşık yarıya indirmeli. UNEP'e göre mevcut ulusal taahhütler tam uygulansa bile ısınma 2,3-2,5°C'ye gidiyor. Bu açığı kapatmak için özel sektörün de emisyonlarını hızla azaltması gerekiyor.
Doğa kaybı bir tedarik riski
Unilever'in hammaddeleri verimli toprağa, temiz suya ve istikrarlı bir iklime bağlı.
Doğa hızla geriliyor. Yaklaşık bir milyon bitki ve hayvan türü yok olma riskiyle karşı karşıya. Arazi kullanımındaki değişim, iklim değişikliği ve kirlilik ekosistem kaybını ve su stresini artırıyor.
Unilever'in tarımsal tedarik ayak izi yaklaşık dört milyon hektar. Doğa kaybı şirket için düşen mahsul verimi, tedarik kesintisi, su kıtlığı ve artan hammadde fiyatları demek. Doğayı korumak ise tedarik güvenliğini, verimliliği ve çiftçilerin geçimini güçlendiriyor. Unilever bu yüzden zararı azaltmaktan doğayı onarmaya geçiyor.
2025 sonunda 17 ülkede 34 yenileyici tarım projesi aktif, bunların 12'si geçen yıl başladı. Türkiye dahil 14 ülkede, su stresi yaşayan bölgelerde 29 su yönetimi programı sürüyor.
2030'A DOĞRU · 2025 SONU VE 2030 HEDEFİ
Korumaya giden 1 dolara karşı zarar veren 33 dolar
1 dolar korumaya
33 dolar doğaya zarar veren faaliyetlere
Doğa krizi sistemik olduğu için çözüm de kolektif olmalı. Politika, finansman, standartlar ve tedarik zinciri ortaklıkları bu geçişin koşullarını oluşturuyor.
Geri dönüşüm kutuda bitmiyor
Unilever 2025 plastik hedeflerini tamamladı. Önündeki en zor iki konu kaliteli geri dönüştürülmüş plastik ve esnek ambalaj.
Ambalaj, ürünlerin güvenli ve verimli dağıtımı için vazgeçilmez. Kötü yönetilen plastik ambalaj ise bugün en büyük çevresel sorunlardan biri ve tek kullanımlık plastiklerin yaklaşık yüzde 98'i fosil yakıtlardan üretildiği için iklim krizine de bağlanıyor. Unilever sorunun bir parçası olduğunu kabul ediyor ve yaklaşımını üç adım üzerine kuruyor: daha az plastik, daha fazla geri dönüştürülmüş içerik, döngüsel ambalaj.
2025'te ambalajlarda yüzde 25 geri dönüştürülmüş plastik kullanıldı ve satılandan fazla plastik ambalaj toplandı. Yine de yüksek kaliteli geri dönüştürülmüş plastik arzı hâlâ sınırlı. Atığın ayrıştırılması, standartlaştırılması ve yeniden ambalaja dönmesi altyapı yatırımı gerektiriyor. Unilever bu yüzden çözümün yalnızca ürün inovasyonundan gelmeyeceğini, sistemsel dönüşüm ve politika değişiklikleri gerektiğini vurguluyor.
Esnek ambalaj ise en zor alan. Saşe ve poşet gibi ambalajların yalnızca yüzde 15'i döngüsel. Unilever 2026'dan itibaren bu ambalajlarda kâğıt bazlı alternatiflere öncelik veriyor ve PaperFlex Konsorsiyumu'nda sektörün diğer şirketleriyle birlikte çalışıyor.
100 AMBALAJDAN KAÇI GERİ DÖNER?
SERT VE ESNEK · DÖNGÜSEL AMBALAJ PAYI
Sert plastik
%75 döngüsel · Hedef %100, 2030
Esnek plastik
%15 döngüsel · Hedef %100, 2035
Plastik ambalajın değerinin yüzde 95'i kısa bir kullanımın ardından ekonomiden kayboluyor. Önlem alınmazsa küresel plastik atık 2060'a kadar neredeyse üç katına çıkacak. Ters yönde bir fırsat da var: Ellen MacArthur Vakfı'na göre ambalajların yüzde 20'sinin yeniden kullanım modellerine taşınması 10 milyar dolarlık bir iş fırsatı yaratıyor.
Hedeflerden uygulamaya: Türkiye'den iki örnek
Küresel hedefler Türkiye'de iki somut projeye dönüşüyor: yolda elektrikli TIR'lar, rafta geri dönüştürülmüş plastik.
Tuzla'dan yola çıkan elektrikli TIR'lar
Unilever Türkiye, İstanbul Tuzla'daki fabrikasının depo hattında kullanılan dizel TIR çekicilerin yerine Türkiye'nin ilk elektrikli tırlarını devreye aldı. Araçlar fabrikanın sertifikalı yenilenebilir elektrikle çalışan şarj altyapısından besleniyor. Böylece satın alınan lojistik hizmetlerinden kaynaklanan emisyonlar azalıyor, dizel araçlardan gelen doğrudan emisyonlar neredeyse sıfıra iniyor.
Projeyi ölçeklenebilir kılan, araç üreticisi, distribütör, finans kuruluşu ve lojistik operatörünü aynı yapıda biraraya getiren model. Teknoloji, servis, finansman ve operasyon birlikte ele alınıyor. Türkiye'de elektrikli ağır ticari araçlar için bir zorunluluk bulunmuyor, proje gönüllü olarak başladı. Sırada modelin yeni rota ve depolara, iş ortaklarının filolarına taşınması var.
Beş yılda sekiz kat
Unilever Türkiye, 2021'de başlattığı programla ambalajlarındaki tüketim sonrası geri dönüştürülmüş plastik kullanımını beş yılda yaklaşık sekiz katına çıkardı. Ambalajlardaki geri dönüştürülmüş içerik oranı 2025 itibarıyla yüzde 11'e ulaştı. Dönüşüm ambalaj tasarımından tedarik zincirine, kalite doğrulamadan tedarikçi geliştirmeye uzanıyor.
Modelin merkezinde geri dönüşüm şirketleriyle kurulan ilişki var. Unilever Türkiye bu şirketleri tedarikçi yerine gelişim ortağı olarak konumlandırıyor ve sektöre uzun vadeli, öngörülebilir talep yaratıyor. 2026 hedefi, plastik ayak izinin yüzde 14'ünü geri dönüştürülmüş plastikten karşılamak. Bu, yaklaşık 78 milyon şişeye eşdeğer döngüsel hammadde demek.
İki örneğin ortak noktası
Her iki proje de özel sektörün iklim dönüşümündeki rolüne işaret ediyor. İkisi de dönüşümü tek bir şirketin sınırlarının ötesine taşıyan ortaklıklara dayanıyor ve Türkiye'den başka pazarlara taşınabilecek modeller sunuyor.
Plastik aynı zamanda bir ihracat meselesi
AB'nin geri dönüştürülmüş içerik kuralları, Türkiye'nin ihracatını ve üretim yapısını doğrudan etkileyecek.
AB, geri dönüştürülmüş içerik kullanımını bir pazara giriş şartına dönüştürüyor. 2025'te yürürlüğe giren Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Yönetmeliği (PPWR), 12 Ağustos 2026'da uygulanmaya başlıyor ve AB pazarına sunulan plastik ambalajlı ürünlerde 2030 ve 2040 için asgari geri dönüştürülmüş içerik oranları getiriyor. Benzer kurallar pillerden otomotive, tekstilden elektroniğe kadar geniş bir ürün yelpazesine yayılıyor.
Uluslararası Yatırımcılar Derneği'nin (YASED) Kasım 2025 tarihli raporuna göre bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye'nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 16'sına denk gelen 43,2 milyar dolarlık ürün grubu rekabet gücü ve pazar erişimi açısından risk altında. Türkiye, bu kurallardan en çok etkilenecek beşinci AB dışı ülke. Ambalajlı hızlı tüketim ürünlerinde 9,2 milyar dolarlık ihracatla AB'nin birlik dışındaki en büyük altıncı ticaret ortağı.
Sorun hammaddede düğümleniyor. Türkiye 630 bin tonla dünyanın en büyük plastik atık ithalatçısı ve bu ithalatın yarıya yakını AB'den geliyor. AB ise plastik atık ihracatını OECD dışı ülkelere yasaklıyor, OECD ülkelerine de daha sıkı koşullar getiriyor. Rapora göre geri dönüştürülebilir atık, önümüzdeki beş yılda giderek daha değerli ve tedariki kısıtlı bir kaynak haline gelecek.
YASED'in önceliği, Türkiye'de piyasaya sürülen ürünlerin atıklarının en az kayıpla ayrıştırılarak toplanması ve geri dönüştürülmesi. Rapor bunun en etkili yolunun, ürünleri piyasaya süren şirketlerin Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) mekanizmalarıyla sürece aktif biçimde dahil edilmesi olduğunu söylüyor.
AB'NİN YENİ KURALLARI: PLASTİK AMBALAJDA ASGARİ GERİ DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ İÇERİK
Şampuan ve deterjan şişeleri gibi gıdayla temas etmeyen ambalajlar, en yüksek oranların arandığı grupta yer alıyor.
SIRA DİĞER SEKTÖRLERDE
| DÜZENLEME | SEKTÖR | GERİ DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ İÇERİK ŞARTI |
|---|---|---|
| Tek Kullanımlık Plastikler Direktifi | Plastik içecek şişeleri | 2025'te PET şişelerde %25, 2030'da tüm plastik şişelerde %30 |
| Batarya Tüzüğü | Piller | 2031'den itibaren kobalt %16, kurşun %85, lityum %6, nikel %6 |
| Sürdürülebilir Ürünler için Eko-Tasarım Tüzüğü | Tekstil, elektronik, mobilya, metaller | Ürün bazında asgari oranlar hazırlanıyor |
| Ömrünü Tamamlamış Araçlar düzenlemesi (taslak) | Otomotiv | Yeni araçlarda plastiğin en az %25'i |
TOPLAMADA TÜRKİYE VE AVRUPA
Ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanma oranı
Pil toplama oranı (2023)
YASED'İN ÖNERİLERİ
- Toplama yükümlülüğünü belgeleyen şirketlerin, bu oranda Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) ve Depozito Katılım Bedeli ödemelerinden mahsup edebilmesi
- Bağımsız, akredite kuruluşlarca üçüncü taraf denetimi
- Geri dönüştürülmüş hammadde için bağlayıcı bir ulusal kalite standardı ve şeffaf, dijital bir ticaret platformu
- AB standartlarıyla uyumlu bir dijital izlenebilirlik altyapısı
- Mekanik geri dönüştürülmüş PET'in (rPET) gıdayla temas eden ambalajlarda kullanımına izin verilmesi
- Depozito iade makinelerinin yaygınlaştırılması
- GEKAP toplama istatistiklerinin ürün bazında kamuoyuyla paylaşılması
- GEKAP'ın orta ve uzun vadede geri dönüştürülmüş içerik oranına göre farklılaştırılması
- AB kurumlarıyla düzenli eşgüdüm, ortak pilot projeler ve teknik işbirlikleri
YASED, GEKAP'ın kaldırılmasını önermiyor. Sorumluluğunu yerine getirdiğini kanıtlayan şirketlerin mahsup edebilmesini, diğerlerinin ise ödemeye devam etmesini öneriyor. Rapora göre bunun için kanun değişikliği gerekmiyor, yönetmelik düzeyindeki düzenlemeler yeterli.
Bu tablo, Unilever Türkiye'nin geri dönüştürülmüş plastik programının taşıdığı anlamı da gösteriyor. Şirketin geri dönüşüm şirketlerini gelişim ortağı olarak konumlandıran modeli, yerel toplama altyapısının gelişmesini ve toplanan atığın daha kaliteli hammaddeye dönüşmesini destekliyor. Geri dönüştürülmüş hammaddenin bir rekabet unsuruna dönüştüğü bir dönemde, bu kapasite çevrenin yanı sıra ihracat için de belirleyici.
Antalya'dan sonra
COP31'le birlikte iklim gündeminin ağırlığı uygulamaya kayıyor. Fabrikadaki enerji, yoldaki TIR, raftaki şişe ve tarladaki toprak, bu dönüşümün bir şirket ölçeğinde nasıl ilerlediğini gösteriyor. Rakamlar hem alınan yolu hem de en zor kısmın hâlâ önde olduğunu ortaya koyuyor.
Bundan sonraki ölçüt yayılma hızı. Tuzla'daki model yeni rotalara, geri dönüştürülmüş plastikteki ilerleme yeni kategorilere, kâğıt bazlı ambalaj da saşelere ne kadar hızlı ulaşacak?
Kaynaklar: Unilever 2025 Yıllık Raporu ve Unilever açıklamaları (Mayıs 2025 – Eylül 2026), YASED "AB Geri Dönüştürülmüş İçerik Düzenlemeleri" raporu (Kasım 2025), UNEP, Ellen MacArthur Vakfı.
