Çekirdek.

Ay çekirdeği, dünyanın merkezi ve aile bağları.
Çekirdek.

Paket servis. bölümünde her hafta, sizden gelen bir temada üç film önerisinde bulunuyorum. Önerdiğiniz temanın ne olduğunda hiçbir sınır yok: Somut ya da soyut herhangi bir sözcük, bir kavram ya da bir his, bir ülke ya da bir mekan, bir yönetmen ya da oyuncu... Bu e-postaya cevap vererek, siz de tema önerinizi paylaşabilirsiniz. 

Tanıdık diye torpil geçtiğim sanılmasın, Paket servis.'in ilk siparişini sevgili arkadaşım Deniz Özdağ'dan aldım: "Çekirdek. Niye bilmiyorum aklıma bu kelime geldi. Hangi anlamıyla düşünürsün, sana neyi çağrıştırır merak ediyorum."

Birden çok anlamı olan, birden fazla çağrışımı bulunan sözcükleri çokça sevdiğimden, çekirdek" üzerine düşünmeyi de çok sevdim ve herhangi bir anlamıyla düşünmek yerine, her film seçimini farklı bir anlamıyla, çağrışımıyla ele almak istedim.

Ay çekirdeği. Çekirdek sözcüğünü okur okumaz, aklıma çekirdek çitlenen bir sahnenin var olduğuna emin olduğum Vizontele (2001) gelse de, sonrasında Yılmaz Erdoğan'ın Deli Emin'inin Vizontele Tuuba'daki (2004) "ceviz kıram yersin?" repliğini hatırlıyorum ve belki de aradığım sahnede çekirdek çitlemiyor, ceviz yiyorlardı diye düşünüyorum. Hafızamı zorlayınca, Brad Pitt'in en iyi performanslarından birinin Aaron Sorkin'in en iyi senaryolarından biriyle birleştiği Bennett Miller filmi Moneyball (2011) geliyor aklıma. Filmdeki her sahnesinde bir şeyler yiyen Billy Beane'in (Pitt) sürekli plastik bardaklara tükürdüğü ay çekirdeği kabukları belki filmle ilgili söylenebilecek son şey. Ama Moneyball önerme fırsatını kaçırabileceğimi hiç sanmıyorum.

Atom çekirdeği. Çekirdeğin farklı anlamları üzerine düşününce aklıma bilimdeki çekirdekler geliyor. Aklıma ilk gelen, 2000'lerin başında izlediğim, dünyanın sonunu önlemek için dönmeyi durduran çekirdeği yeniden harekete geçirmek üzere bir ekibin yer kabuğunu deldiği felaket filmi The Core (2003) oluyor aslında - o kadar da kolaya kaçmak istemiyorum. Sonra asıl aradığımı buluyorum: Atom çekirdeğinin Hans Zimmer müzikleri eşliğinde parçalandığı muhteşem açılış sekansıyla, Ron Howard'ın Angels & Demons (2009). Filmin, simgebilimci Robert Langdon sinemadaki ikinci macerası olmasına rağmen, daha popüler bir roman olduğu için daha önce sinemaya uyarlanan The Da Vinci Code'un öncesinde yaşananları konu aldığını hatırlatayım.

Çekirdek aile. Ve ilkokuldaki hayat bilgisi derslerinden beri, çekirdek dendiğinde aklıma gelen aile kavramı... Tıpkı çitlenen ay çekirdekleri ya da parçalanan atom çekirdeği gibi, parçalanan çekirdek ailelerden devam edeyim diye düşünüyorum - peş peşe izlendiğinde çok daha anlamlı gelecek iki süper film birden: Noah Baumbach, The Squid and the Whale'i (2005) kendi ebeveynlerinin boşanmasından, Marriage Story'i (2019) ise kendi boşanmasından ilhamla yazdığını, çektiğini söylüyor. 


İadeler. Önerebileceklerinizin hiçbir sınırı olmadığını söylemiş, kendimi zorlamak istemiş olabilirim ama yeterli (ya da istekli) olmadığım durumlar da olacaktır tabii ki. Mustafa Erdi Atılgan, Roy Andersson filmleri önermemi istemiş, fakat Yaşayanlar Üçlemesi'ni izleyip hiç de sevemediğim Roy Andersson'un önerebileceğim tek bir filmi var: Yönetmenin ilk filmi, En kärlekshistoria / A Swedish Love Story (1970). Film, saf bir ergenlik aşkını, büyüme arzusunu, gençlik ateşini, yetişkinlerin saçma ve soğuk dünyasıyla yan yana koyuyor, yönetmene özgü o mizahla anlatıyor. Benden bu kadar.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

⏳ Bekleyişler üzerine..

Belirsiz bekleyişler, kişisel araflar...

04 Nis 2021

⏳ Bekleyişler üzerine..

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR