
1-Kendinizden bahseder misiniz?
Eylül 1990, İzmir Karşıyaka doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Karşıyaka Bostanlı’da geçirdiğim için çok sosyal bir çocukluğum oldu. Oradan edindiğim çocukluk arkadaşlarımla sosyal becerilerimin inanılmaz geliştiğini söyleyebilirim. Lisede ilgim olduğunu düşündükleri için, ailem beni meslek lisesine yönlendirdi ve elektronik bölümünü okudum. Üniversitede ise Dokuz Eylül Üniversitesi Endüstriyel Elektronik Bölümü’nü okurken, bu mesleği severek yapamayacağımı düşünerek bıraktım. Kendimi keşfetmek için daha sosyal işlerde yer aldım. Erasmus, AISEC gibi toplulukların etkinlik yönetimlerini alarak, 700-800 kişiye organizasyon yaparak yönetim becerilerimi geliştirdim. Çok fazla insan tanıma şansım olduğu için iletişim ve analiz becerilerim de çok gelişti. 3 yıl boyunca gönüllü olarak hizmet verdiğim Karşıyaka Spor Kulübü’nden 2012 yılında iş teklifi aldım ve Bilgi İşlem Sorumlusu olarak göreve başladım. İyi anladığım teknik işlerin yanında medya ve pazarlama tarafındaki boşluğu görerek bu konuda Yaşar Üniversitesi ve Ekonomi Üniversitesi’nden kısa süreli eğitimler aldım. Pınar Karşıyaka Basketbol Takımı’nın 3 sezonda 3 şampiyonluk kupası kazandığı süreçte İletişim ve Pazarlama Sorumlusu olarak aktif rol aldım. Birçok sosyal sorumluluk projesiyle sivil toplum kuruluşları ve markaları bir araya getirdim. Bu dönemde, “Sosyal Sorumluluk Tribünü Projesi” ile 5 sezonda 1000’den fazla dezavantajlı bireye ev sahipliği yaparak 3 ayrı ödüle de layık görüldük.
2-Karşıyaka One Team insanı çok etkileyen bir oluşum. Ortaya çıkış hikayesini anlatır mısınız?
Projelerimden bir diğeri Karşıyaka One Team’i de 2015 yılında kurduk. Amacımız; dezavantajlı bireylerin spora kazandırılarak hareket farkındalığı sağlamasına olanak yaratmaktı. İzmir’de gerçekleştirilen Wings For Life World Run’da tüm dünyayla aynı anda koşulacak ve toplanan tüm gelir omurilik felci araştırmalarına aktarılacaktı. Müthiş bir küresel projenin İzmir’deki en büyük sosyal sorumluluk ortaklarından biri olduk. 20 kişiyle başladığımız yolculuğumuz 2016’daki bu etkinliğe kadar yaptığımız antrenmanlarla tam 270kişiye ulaşmıştı. 8 aylık bir proje diye çıktığımız bu yolda içerisine aldığı insanların bitmemesini istemesiyle yolumuza devam ettik. Mert Onaran, İpek Onaran, Faiz Özkan gibi çok değerli atlet ve antrenörlerle çalıştık ve devam ediyoruz. 6 yılda çok güzel insanlar çıktı karşımıza ve bizi hep yukarıya taşıdı. Bugün Karşıyaka One Team’in bu noktada olmasını sağlayan kişilerin hepsine minnettarız.
3-Karşıyaka One Team'in amacı ve faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz? Finansal olarak kendi kendine yetebilen bir sistem haline nasıl dönüştürdünüz?
Tabi ki yıllar içerisinde amaçlarımız birçok kez değişti. Önce dezavantajlı bireylerle başladık. Ancak sonra gördük ki masa başı çalışan sedanter (düzensiz fiziksel aktivitenin olduğu ya da fiziksel aktivitenin olmadığı bir yaşam tarzı olan) bireyler çok daha fazla ve dezavantajlı durumları da çok. Engelli bireylerle WFL World Run özelinde çalışmaya devam ederken, sedanter bireylerle çalışmalarımızı haftada üçe çıkardık. Kuvvet, güçlendirme egzersizi, fonksiyonel ve yüksek yoğunluklu aralıklı yüklenme antrenmanlarıyla amatör katılımcıya profesyonel destek sağlayarak, onları yarışmacı haline getirdik. Sağlık konusunda hastaneler ile işbirliği yaparak kişilere uygun fiyatlı sağlık kontrolleri gerçekleştirdik. Amacımız her zaman öğretmek oldu. Öğrenen kuş yuvadan uçtu ve yenileri geldi. Antrenmanlarımıza 300’e yakın kişi katılıyordu pandemi öncesi. Sürekli insan sirkülasyonu var. Bu da çok hoşumuza gidiyor. Ne kadar çok insana bu farkındalığı kazandırırsak o kadar iyi. Tabi ki yıllar içerisinde gelir sistemimiz de oturdu. Önce ufak ufak ürünler çıkartıp dağıttık. Aidiyet arttıkça ürünlerimiz satılmaya başladı, ürün çeşitlerini arttırdık. Kitlemiz arttıkça markalar tarafından ilgi çekici olmaya başladık. Sonuçta ciddi bir popülasyon oluşmaya başladı. Ulusal ve küresel markalarla çalışmaya başladıkça maliyetlerimiz karşılanmaya başladı.
4-Birlikte vakit geçirmekten hoşlanan, sinerjiden beslenen bir oluşumsunuz. Pandemi sürecini nasıl geçirdiniz?
Tabi ki herkes gibi en başta ne yapacağımızı bilemedik. Ancak hayatın devam ettiğinin farkına varınca bu işi online a taşıdık. Hızlı şekilde önce Instagram sonra da zoom antrenmanı başlatarak sinerjiyi hiç bozmadık. Kitlemiz de gerçekten hareketten hiç kopmadı. 100’e yakın sporcumuzla yaklaşık 1,5 yıl boyunca hiç boşa geçirmeden online antrenmanlar gerçekleştirdik.
5-Yeni normalleşme döneminde Karşıyaka One Team'den ne gibi yeni projeler göreceğiz?
Öncelikle antrenman gün sayımızı arttırmak istiyoruz. Pandemi markalara da sporun ve egzersizin önemini bir kez daha hatırlattı. Yeni marka iş birlikleriyle ücretsiz ek antrenman günleri açarak daha çok seçenek sağlayıp, daha çok insana ulaştırma hedefimiz var. Karşıyaka Belediye Başkanı Sn. Cemil Tugay beyle görüştük ve bize daha rahat antrenman yapabilmemiz için bir alan yapıyor. Bu bize verilen değerin bir göstergesi olacak. 8 dönüm arazi üzerinde çim ve ağaçların arasında harika bir alanımız olacak artık. Ayrıca hem İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hem de Karşıyaka Belediyesi’nin tüm halka açık spor tesislerini kullanabiliyoruz. Tüm belediyelerimize de bize ve spora verdikleri destekten dolayı çok teşekkür ederiz.
6-Karşıyaka One Team'i kendi kendine yetebilen, çok iyi organize olmuş bir sosyal girişim. Siz sosyal girişimciliği nasıl tanımlıyorsunuz?
Sürdürülebilir ve yenilikçi olmak çok önemli. Sürekli nasıl daha iyiyi yaratabiliriz diye keşifteyiz.
Nereden nereye ulaştığımızın bir kısmını anlattım. Bu tabi ki de bu kadar kolay olmadı. Sürekli gelişim sağladık. Müziği entegre ettik mesela. Ve herkesin yaptığının dışında hiç denenmemiş canlı müzik performansıyla yaptık. İnsanları bir araya getirmek ne kadar zorsa o kadar insanı aynı anda kontrol etmek de bir o kadar zor. 300 kişiye aynı anda antrenman yaptırabilmek için canlı müziğin ritminden güç alıyoruz. Sosyal girişimde mutlaka bir yerden güç almanız gerekiyor. Bizim gücümüz sürdürülebilir ve yenilikçi olmamız.
7-Sosyal girişimcilik, özellikle sürdürülebilir kalkınma hedefleri kapsamında da çok değerli bir girişimcilik çeşidi. Sosyal girişimci olmayı hedefleyenlere nereden /nasıl başlamalarını ve başarılı olmak için nelere dikkat etmelerini önerirsiniz?
Öncelikle ne istediklerine karar verip kendilerine güvensinler. Bir fikriniz var ve bunun başarılı olacağına inanıyorsanız en önemli şey sabır. Bunların hepsini karşılıyorsanız, sonrasında sosyal iletişim becerilerine yoğunlaşmalısınız. Sosyal girişimciliğin başarıya ulaşmasında bence en önemli olan husus, sosyal iletişim becerilerinizin ne düzeyde olduğu. İnsan iletişiminde doğru yöntemleri kullanabilmek için kişisel gelişiminize önem veren biri olmanız oldukça önemli. Tüm bu maddeleri zamana yayarak sabırla ilerlemeniz durumunda başarı kaçınılmaz olacaktır.
8-İzmir özelinde ve Türkiye genelinde sosyal girişimciliği nasıl görüyorsunuz?
Genel olarak sabrımızın olmadığını düşünüyorum. Ne öğrenmeye ne de beklemeye sabrımız yok. Acı tatlı tecrübe edinmeden herhangi bir girişimi başarıya taşıma olanağımız yok. Ancak büyük çoğunluk hızlı dönüş bekliyor. Bu da kolay değil. O yüzden girişim her ne kadar çok da olsa, sürdürülebilirlik kazananlar da bir o kadar az. İzmir’de olduğumuz için çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Harika bir coğrafi konumda yaşıyoruz. Bunu sosyal girişimcilikle birleştirerek hayata geçirmek bizim elimizde. Kafamızı yukarı kaldırıp gökyüzüne baktığımızda ya da yüz yıllardır yaşayan bir zeytin ağacına baktığımızda orada bir şey saklı olduğunu görebiliyoruz. Atalarımızdan bize miras kalan çok düşünce var. Sosyal girişimcilik ruhu, tam da buralarda saklı.
9-Yardımlaşmayı bu denli seven, çok kıymetli değerleri içinde barındıran bir toplum olarak sosyal girişimciliğin toplumumuzda daha yaygın hale gelmesi için ne gibi önerilerde bulunursunuz?
Yardımlaşma platformlarının daha şeffaf ve daha rekabetçi olması gerekiyor. Ülkemiz dernekler ve vakıflar tarafından oldukça zengin. Hemen hemen her dezavantajlı grup için çok sayıda sivil toplum kuruluşu mevcut. Bu sivil toplum kuruluşlarının, içlerinde bağış toplayabileceği çeşitli platformlar da var. Çok güzel işler yapılıyor mutlaka. Ancak işin içerisine girdikçe şeffaflık kaybedilebiliyor. Bu da rekabetin düşük, seçeneğin az olmasından kaynaklı. Mutlaka çoğalacaktır. Ancak sosyal girişimcilik üzerine yoğunlaşacaklara önerim, şeffaf ve rekabetçi platformlara yönelmeleri olacaktır. Özellikle Türkiye’de böyle bir boşluğumuz var.
10-Hiç yatırım almayı düşündünüz mü? Bu konuya yaklaşımınız hakkında bilgi verir misiniz?
Evet düşünüyoruz. Pandemi ve dönemin kaosu nedeniyle başladığımız çalışmaları askıya almak zorunda kalmıştık. Şimdi yeniden gündemimize aldık. Saha çalışmalarımız zaten yıllardır oldukça başarılı gidiyor. Ancak dijitalleşmek zorundayız. 2-3 fikrimiz var. Bu konuda özellikle yazılım desteği alarak, insanların sadece İzmir’den değil dünyanın her yerinden sahada yaptığımız işlere ulaşılabilecekleri kolaylıkta çözümler sunmak istiyoruz.

Ufak bir hatırlatma: Eğer bültenimizi düzenli olarak okuyorsanız fakat henüz abone olmadıysanız, lütfen tıklayın :)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ülkemizin ilk paya dayalı kitlesel fonlama başarısı...
06 Haz 2021

YAZARLAR

Thiscover Me
Girişimcilik ve yatırımcılık dünyası hakkında sizi bilgilendirir.
İLGİLİ OKUMALAR


